İlk-ortaokul ve liselerde gündem karne değil mezuniyet baloları... Velilerin ego şovuna dönüşen bu törenlere, sınırlama getirilmesi isteniyor.
Mahmut Özay- Okullarda yıl sonuna yaklaşılırken yine benzer bir telaş yaşanıyor. Ancak bu defa konuşulan şey sadece karne ya da başarı değil, “mezuniyet törenleri” etrafında büyüyen organizasyon kültürü.
Bir zamanlar sade bir törenle öğrencilerin diplomalarını aldığı, ailelerin gururla alkışladığı bu anlar, bugün birçok okulda bambaşka bir forma bürünmüş durumda. Kep atma geleneği artık yalnızca üniversiteyle sınırlı bir ritüel olmaktan çıkmış; anaokulundan liseye kadar genişleyen bir “mezuniyet etkinlikleri” zincirine dönüşmüş durumda. Fotoğraf çekimleri, konsept kostümler, balolar, hediyeler ve sahne şovlarıyla birlikte bu törenler, giderek eğitimsel anlamından uzaklaşan görsel bir şölene evrilmiş görünüyor.
Eleştirilerin merkezinde ise bu törenlerin giderek abartılı bir gösteriye dönüşmesi yer alıyor. Bazı organizasyonlar düğün salonlarını andıran dekorlar, defileyi çağrıştıran kıyafetler ve konservari sahne performanslarıyla dikkati çekiyor. Sosyal medyada paylaşılmak üzere hazırlanan görseller ve videolar da bu sürecin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş durumda.
Bu tabloyu eleştirenlere göre asıl problem, çocukların sürecin merkezinde olmaktan çıkıp âdeta “arka planda kalan figüranlara” dönüşmesi.
Eğitimci Türker Toker, bu dönüşümü sert bir dille eleştirerek mezuniyet törenlerinin artık çocukların değil, yetişkinlerin kendini ifade ettiği bir sahneye dönüştüğünü belirtti.
Toker, “Çocuk sosyal medya içeriğine indirgenmiş bir aksesuara dönüşüyor. Eğitimsel bir ritüelden çok sosyal statü gösterisine evrildi” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Mustafa Yavuz ise çözümün mezuniyetleri ortadan kaldırmak değil, onları yeniden eğitimsel, sınır koyarak ve sade bir çizgiye çekmekten geçtiğini vurguladı.
Tartışmanın bir diğer boyutunu ekonomik yük oluşturuyor. Birçok veli bu törenler için ciddi bütçeler ayırmak zorunda kalırken, bazı ailelerin borçlandığı da dile getiriliyor. Bu durum, mezuniyetin “kutlama” olmaktan çıkıp bir tür zorunlu sosyal yarışa dönüştüğü eleştirilerini güçlendiriyor.