ABD’nin İran’ın Minab kentinde düzenlediği saldırıda hedef alınan yapının yıllar önce okul olarak işaretlendiği, ancak bu bilginin resmi askeri hedefleme sistemine aktarılmadığı ortaya çıktı. Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, yaklaşık 120’si çocuk 200’e yakın sivilin yaşamını yitirdiği saldırı, Pentagon’un hedefleme süreçlerindeki yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı.
ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonları sırasında bir ilkokulun vurulmasıyla sonuçlanan saldırıya ilişkin Pentagon soruşturmasında, hedefleme sürecindeki ciddi istihbarat eksiklikleri mercek altına alındı.
Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, İran’ın güneydoğusundaki Minab kentinde bulunan ve ABD askeri kayıtlarında daha önce donanma tesisi olarak sınıflandırılan yapı, yıllar içinde ilkokula dönüştü. Ancak bu değişikliğe dair bilgi, ABD ordusunun resmi hedefleme veri tabanına işlenmedi.
ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı geniş çaplı askeri operasyonların ilk gününde söz konusu yapı füze saldırısının hedefi oldu. Saldırıda yaklaşık 120 çocuğun da aralarında bulunduğu 200’e yakın sivilin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
Analistin notu hedefleme sistemine girmedi
Habere göre bir istihbarat analisti, 2019 yılında yaptığı incelemede hedef olarak kayıtlı yapının artık okul olarak kullanıldığını tespit etti. Analist bu bilgiyi dijital bir istihbarat aracına not etti.
Ancak söz konusu aracın, ABD ordusunun hedef listelerini oluştururken esas aldığı resmi veri tabanıyla bağlantılı olmadığı belirtildi. Bu nedenle okul olduğuna dair kritik bilgi komuta zincirine ulaşmadı ve hedef dosyası güncellenmedi.
Aynı yapının sonraki yıllarda birkaç kez daha incelendiği, ancak buna rağmen resmi hedef kaydında herhangi bir değişiklik yapılmadığı ifade edildi. Bu durum, Pentagon soruşturmasında öne çıkan temel ihmal başlıklarından biri oldu.
Soruşturma tamamlandı, rapor açıklanmadı
Bloomberg’e konuşan kaynaklar, saldırıya ilişkin soruşturmanın nisan ayında tamamlanarak ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığına sunulduğunu belirtti. Ancak raporun hâlâ inceleme sürecinde olduğu ve kamuoyuyla paylaşılmadığı aktarıldı.
Pentagon ise olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini, şu aşamada paylaşılacak yeni bir bilgi bulunmadığını bildirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, daha önce saldırıyla ilgili yöneltilen sorulara verdiği yanıtta, savaş ortamında hataların yaşanabileceğini söylemiş ve soruşturma sonucunu kabul edeceğini ifade etmişti. Trump, olayda sorumluluğun kesin biçimde belirlenemeyebileceğini de dile getirmişti.
Eski veri tabanları yeniden tartışılıyor
Soruşturma, yalnızca tek bir hedefleme hatasını değil, ABD ordusunun yıllardır eleştirilen istihbarat altyapısını da gündeme taşıdı.
Bloomberg’in haberinde, ABD ordusunun kullandığı bazı istihbarat sistemlerinin birbirleriyle entegre olmadığına dikkat çekildi. Farklı dijital platformlarda yer alan bilgilerin resmi hedefleme veri tabanına otomatik olarak aktarılmaması, kritik uyarıların operasyonel süreçlerde gözden kaçmasına yol açabiliyor.
Eski istihbarat yetkilileri, bazı bölgelerde hedef bilgilerinin uzun süre güncellenmediğini, düşük öncelikli sahalarda zaman zaman 10 ila 20 yıl eski verilerle çalışıldığını belirtti.
MIDB’den MARS’a geçiş gecikti
Haberde, ABD ordusunun uzun yıllardır kullandığı MIDB adlı hedefleme veri tabanının 1980’lerden kalma bir sistem olduğu ve büyük ölçüde manuel veri girişine dayandığı belirtildi.
Pentagon’un bu sistemi daha modern ve otomasyon kapasitesi yüksek MARS adlı yeni yapıyla değiştirmeyi planladığı, ancak geçiş sürecinin yıllardır geciktiği aktarıldı.
ABD Sayıştayı’nın 2020’de MIDB sisteminde uzun süredir devam eden eksiklikler tespit ettiği, sistemin mevcut ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını bildirdiği de haberde yer aldı. Buna rağmen Pentagon’un güncel hedefleme doktrininde MIDB’nin hâlâ dünya genelindeki askeri tesisler, hedef listeleri, vurulmaması gereken noktalar ve nüfus yoğunluklarına ilişkin temel başvuru kaynağı olarak tanımlandığı kaydedildi.
“Hedefin doğruluğunu komutanlar teyit etmeli”
ABD askeri doktrinine göre, bir hedefin vurulmasına ilişkin nihai sorumluluk komutanlarda bulunuyor. Komutanlar ve planlamacılar, hedefin askeri niteliğini, hukuka uygunluğunu ve sivillere ait yapılarla karıştırılmadığını teyit etmekle yükümlü.
Bloomberg’e konuşan eski Pentagon yetkilileri, özellikle yeni bir askeri harekâtın ilk gününde düzenlenecek saldırılarda hedeflerin ek doğrulama sürecinden geçirilmemesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Emekli Korgeneral Jack Shanahan, her hedef paketindeki bilginin doğruluğunun muharip komutanlıklar tarafından gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Shanahan, ABD ordusunda hedefleme alanının yıllar içinde ihmal edildiğini ve eğitimli personel eksikliğinin büyük ölçekli savaş operasyonlarında ciddi sonuçlar doğurabileceğinin önceden bilindiğini ifade etti.
Yapay zekâ tartışması büyüyor
Minab’daki okul saldırısı, askeri hedefleme süreçlerinde yapay zekâ ve otomasyon kullanımına ilişkin tartışmaları da hızlandırdı.
Bazı uzmanlar, hedefleme sistemlerinin birbirine bağlanmasının ve yapay zekâ destekli kontrollerin benzer hataları azaltabileceğini savunuyor. Kamuya açık harita verileriyle yapılacak otomatik karşılaştırmaların, bir yapının okul ya da başka bir sivil tesis olarak kullanılıp kullanılmadığına dair uyarı üretebileceği belirtiliyor.
Ancak uzmanlar, yapay zekânın savaş süreçlerine daha fazla dahil edilmesinin yeni riskler yaratabileceğine de dikkat çekiyor. Bu alandaki temel endişe, hatalı verilerin otomasyon yoluyla daha hızlı ve daha geniş ölçekte tekrarlanması ihtimali.
Kongre ve insan hakları örgütleri açıklama bekliyor
Saldırının ardından çok sayıda Kongre üyesi Pentagon’dan ayrıntılı açıklama talep etti. İnsan hakları kuruluşları da İran’daki sivil kayıpların bağımsız biçimde incelenmesi çağrısında bulundu.
Sivil kayıpları izleyen Airwars, İran’da yüzlerce sivil zarar iddiasını takip ettiğini, ancak bazı saldırılarda sorumluluğun ABD’ye mi yoksa İsrail’e mi ait olduğunu belirlemenin güç olduğunu bildirdi.
Eski Savunma İstihbarat Ajansı Direktörü Bob Ashley ise Pentagon’un soruşturma sonuçlarını kamuoyuna açıklaması gerektiğini vurguladı. Ashley, 100’den fazla çocuğun öldüğü bir saldırıda Amerikan kamuoyunun ne yaşandığını bilme hakkı olduğunu belirterek, ordunun hedefleme sürecini ve savaş hukukunu nasıl uyguladığını açıklaması gerektiğini ifade etti.
ABD ordusu için güven krizi
Minab’daki saldırı, ABD ordusunun modern savaşlarda hedef doğrulama kapasitesine ilişkin soru işaretlerini derinleştirdi.
Bir analistin yıllar önce yaptığı kritik tespitin resmi hedefleme sistemine ulaşmaması, eski ve birbirinden kopuk istihbarat altyapısının sivil kayıplara nasıl zemin hazırlayabileceğini ortaya koydu.