Ana içeriğe geç

Uzmanlar açıkladı: Uzun ömür için kaçınılması gereken 10 alışkanlık

Uzmanlar, sağlıklı yaşlanmayı yalnızca genetik faktörlerin değil günlük yaşam alışkanlıklarının da belirlediğini vurguladı. Koruyucu sağlık kontrollerini ihmal etmekten yetersiz uykuya kadar 10 alışkanlığın yaşam süresini ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceği belirtildi

Uzmanlar açıkladı: Uzun ömür için kaçınılması gereken 10 alışkanlık
Gazete Oksijen
16

Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek birçok kişinin hedefi olsa da bunu başarmak her zaman kolay olmuyor. Yaş ilerledikçe demans, kronik ağrı, hareket kabiliyetinde azalma ve kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunlarının görülme riski artıyor.

Uzmanlara göre genetik gibi kontrol edilemeyen faktörler bu süreçte önemli rol oynasa da günlük yaşam alışkanlıkları da sağlıklı yaşlanmayı ve yaşam süresini doğrudan etkiliyor. Doktorlar, sıkça tekrarlanan bazı alışkanlıkların uzun ömür üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.

The Huffington Post'un haberinde yer alan uzmanlara göre; uzun ömürlülüğü en fazla olumsuz etkileyen 10 günlük alışkanlık:

1. Koruyucu sağlık kontrollerini ihmal etmek

Kuzey Carolina'daki Duke Yaşlanma Merkezi Direktörü Dr. Heather Whitson, mamografi, kolonoskopi ve aşılar gibi koruyucu sağlık uygulamalarının aksatılmasının uzun vadeli sağlık açısından risk oluşturduğunu söyledi.

Whitson, düzenli sağlık kontrollerini yaptırmayı aracın periyodik bakımına benzeterek, rutin kontrollerin ihmal edilmesinin yaşam süresi ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Uzmanlar, hangi tarama testlerinin gerekli olduğunun birinci basamak sağlık hekimiyle değerlendirilmesini öneriyor.

2. Sosyal ilişkileri güçlendirmemek

Chicago'daki Northwestern Medicine Geriatri Bölümü Başkanı Dr. Lee Lindquist, sosyal ilişkilerin hem beyin sağlığını hem de yaşam süresini desteklediğini belirtti.

Lindquist'e göre kişiye mutluluk veren insanlarla vakit geçirmek sağlıklı yaşlanmayı desteklerken, sürekli kaygı ve üzüntü yaratan toksik ilişkiler bunun tam tersi etki yaratabiliyor.

COVID-19 salgını döneminde yaşanan sosyal izolasyonun birçok kişide bilişsel işlevleri olumsuz etkilediğini hatırlatan Lindquist, sosyal izolasyonun yaşlanma sürecini hızlandırabildiğini ve yaşam süresini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.

Uzman, ilerleyen yaşlarda sosyal çevrenin doğal olarak daraldığını, bu nedenle yeni insanlarla tanışmayı sürdürmenin önem taşıdığını da vurguladı.

3. İlaçların yaşa göre değerlendirilmemesi

Lindquist, birçok kişinin 40'lı veya 50'li yaşlarda kullanmaya başladığı ilaçları 70'li ve 80'li yaşlarda da kullanmayı sürdürdüğünü ancak bunların her zaman gerekli olmayabileceğini belirtti.

Bazı ilaçların ileri yaşlarda düşme riskini artırabileceğini ve bilişsel sorunlara yol açabileceğini ifade eden uzman, Amerikan Emekliler Derneği'nin (AARP) bazı anksiyete ilaçlarının hafıza kaybıyla ilişkili olduğunu, Harvard Health Publishing'in ise bazı reçeteli uyku ilaçlarının düşme riskini artırdığını bildirdiğini hatırlattı.

Bu nedenle kullanılan ilaçların belirli aralıklarla doktor tarafından yeniden değerlendirilmesi öneriliyor.

4. Düzenli egzersiz yapmamak

Uzmanlara göre fiziksel aktivite eksikliği yaşam süresini olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden biri.

Whitson, egzersizin ruh sağlığından kilo kontrolüne, kemik sağlığından kalp ve beyin fonksiyonlarına kadar çok sayıda fayda sağladığını belirterek, tüm bu alanlarda aynı anda olumlu etki gösteren başka bir müdahalenin bulunmasının zor olduğunu söyledi.

Lindquist de yeterince hareket etmemenin uzun ömür açısından önemli bir risk oluşturduğunu ifade etti. Uzman, tek tip egzersiz rutini yerine farklı aktivitelerin eklenmesini öneriyor. Örneğin düzenli yürüyüş yapan kişilerin dans, kuvvet antrenmanı veya kişisel antrenman programlarıyla fiziksel aktivitelerini çeşitlendirmesinin faydalı olabileceği belirtiliyor.

Gerekli durumlarda fizik tedavi desteği alınmasının da hareketliliği artırabileceği ifade ediliyor.

Amerikan Kalp Derneği, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta şiddette veya 75 dakika yüksek şiddette egzersiz yapmasını öneriyor. Daha fazla fiziksel aktivitenin ise ek sağlık yararları sağlayabileceği belirtiliyor.

5. Sigara kullanmak

Sigara kullanımının akciğer kanseri, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp hastalıkları ve inme gibi birçok ciddi sağlık sorununun riskini artırdığı biliniyor.

Amerikan Akciğer Derneği, sigarayı bırakma sürecinde kişilerin bırakma nedenlerini net biçimde belirlemesinin motivasyonu artırabileceğini, ayrıca sağlık profesyonellerinden destek alınmasının süreci kolaylaştırabileceğini belirtiyor.

6. Sağlıksız beslenmek

Whitson, sağlıklı beslenmenin daha uzun ve sağlıklı bir yaşam için temel unsurlardan biri olduğunu söyledi.

Uzman, balık, tam tahıllar, meyve ve sebzelerin ağırlıklı olduğu Akdeniz tipi beslenmenin, işlenmiş gıdaların ise yalnızca sınırlı miktarda tüketilmesinin çoğu kişi için en uygun beslenme modeli olduğunu belirtti.

Lindquist ise beslenme alışkanlıklarını değiştirmenin ileri yaşlarda daha zor hale geldiğini, bu nedenle sağlıklı beslenmeye erken yaşlarda başlamanın uzun vadede daha fazla fayda sağlayacağını ifade etti.

7. Yeterince uyumamak

Whitson, giderek artan bilimsel verilerin yetersiz uykunun uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açtığını gösterdiğini söyledi.

Yetersiz uykunun demans ve kalp hastalıkları riskini artırabildiği, aynı zamanda günlük stres düzeyini yükselttiği ve ruh halini olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor.

Yaş ilerledikçe uyku düzeninde değişikliklerin normal olduğu ifade edilse de tedavi edilmeyen obstrüktif uyku apnesi gibi rahatsızlıkların ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği vurgulanıyor.

Gündüz aşırı uyku hali yaşayan, yoğun horlayan veya uykuda nefes durmaları yaşayan kişilerin doktora başvurması öneriliyor.

Uzmanlara göre yetişkinlerin her gece 7 ila 9 saat uyuması gerekiyor. Uyku sorunları yaşayan kişilere kafein ve alkol tüketimini azaltmaları ile her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaları tavsiye ediliyor.

8. Stresi yönetememek

Whitson, iş, aile ve günlük yaşam kaynaklı stresin tamamen ortadan kaldırılmasının zor olduğunu ancak kronik stresin vücutta sürekli aktif kalan bir stres yanıtına neden olabileceğini belirtti.

İnsanların fiziksel tehdit oluşturmayan durumlara karşı da yoğun stres tepkisi geliştirebildiğini ifade eden uzman, bunun bağışıklık sistemi, metabolizma, uyku düzeni ve kan basıncı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini söyledi.

Uzmanlar, stresi azaltmak için gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından destek alınmasını ve sürekli stres yaratan etkenlerin mümkün olduğunca azaltılmasını öneriyor.

9. Gelecekteki sağlık ihtiyaçlarını planlamamak

Lindquist, birçok kişinin yaşamın son dönemine ilişkin vasiyet, sağlık vekâleti veya ileri bakım planları hazırladığını ancak ölümden önceki 10 ila 20 yıllık döneme yeterince hazırlanmadığını söyledi.

Uzman, bu dönemi "yaşamın dördüncü çeyreği" olarak tanımlıyor. Bu süreçte hastaneye yatışların, hafıza sorunlarının ve sağlık problemlerinin daha sık görüldüğünü belirten Lindquist, kişilerin ilerleyen yaşlarda aileleriyle mi yaşayacaklarını, evde bakım hizmeti alıp almayacaklarını, yaşlı bakım topluluklarına taşınıp taşınmayacaklarını veya sağlık kuruluşlarına yakın yaşayıp yaşamayacaklarını önceden planlamalarının önem taşıdığını ifade etti.

Aile bireyleriyle bu konuların önceden konuşulmasının ilerleyen yaşlarda beklentilerin netleşmesine ve kişinin isteklerinin dikkate alınmasına katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

10. Mali geleceği planlamamak

Whitson, sağlıklı ve uzun bir yaşam hedefleyen kişilerin bunun finansal planlamasını da yapması gerektiğini söyledi.

Uzman, geriatri alanında en sık karşılaşılan sorunlardan birinin insanların birikimlerinden daha uzun süre yaşamaları olduğunu belirtti.

90'lı yaşlardaki birçok hastasının emeklilikten sonra 30 yıl daha yaşamayı beklemediğini aktaran Whitson, özellikle orta yaş dönemindeki kişilerin 65 yaşında emekli olmayı planlarken, uzun yıllar sürebilecek emeklilik döneminin finansmanını da hesaba katmaları gerektiğini ifade etti.

Uzmanlara göre emeklilik döneminde seyahat etmek veya aktif bir yaşam sürdürmek isteyen kişilerin, sağlık planlarının yanı sıra uzun vadeli mali kaynaklarını da önceden planlaması büyük önem taşıyor. Fiziksel ve ruhsal sağlığın korunmasının yanında finansal güvenliğin de sağlıklı yaşlanmanın önemli unsurlarından biri olduğu vurgulanıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler