Ana içeriğe geç

Katılım bankalarından alınan kar payının dinî hükmü nedir? Hangi işlemler caiz kabul ediliyor?

Dini hassasiyetleri bulunan birçok kişi, katılım bankalarından elde edilen kar payının dinî hükmünü merak ediyor. Uzmanlar, katılım bankalarının faaliyetlerinin İslami esaslara uygun olup olmadığını araştırmanın ise bu kurumlarla işlem yapan kişilerin sorumluluğunda olduğunu belirtiyor. Peki, katılım bankalarından alınan kar payının dinî hükmü nedir? Hangi işlemler caiz kabul ediliyor?

Katılım bankalarından alınan kar payının dinî hükmü nedir? Hangi işlemler caiz kabul ediliyor?
Türkiye Gazetesi
16

Dini hassasiyetleri bulunan birçok kişi, katılım bankalarından elde edilen kar payının dinî hükmünü merak ediyor. Uzmanlar, katılım bankalarının faaliyetlerinin İslami esaslara uygun olup olmadığını araştırmanın ise bu kurumlarla işlem yapan kişilerin sorumluluğunda olduğunu belirtiyor. Peki, katılım bankalarından alınan kar payının dinî hükmü nedir? Hangi işlemler caiz kabul ediliyor?

İslam’ın getirmiş olduğu genel finans, iktisat ve ticaret esaslarına aykırı olmamak kaydıyla kâr-zarar ortaklığı adı altında yürütülen kurumsal ya da bireysel ticari işlemlerde ve bu işlemler sonucunda elde edilen kârın katılımcılar arasında paylaşılması dinen sakıncalı değildir.

Katılım bankalarının belirlenen esaslara uygun şekilde çalışması durumunda, kar hesaplarına para yatırılması ve dağıtılan kâr payının alınması dinen caizdir.Kâr payı oranlarının, banka faizlerine yakın veya eşit olması söz konusu işlemi faize dönüştürmez. Ancak faiz gibi, İslam'ın ticaret ve finansla ilgili temel kurallarına aykırı işlemler, hangi isim altında yapılırsa yapılsın dinen caiz kabul edilmez.

HANGİ İŞLEMLERLERDE KAR PAYI HELAL OLUR?

Katılım bankaları ticareti ve ortaklığı esas alan aşağıdaki şu işlemleri yapıyorlarsa bu bankaların dağıttıkları kar helal olur:

1. Müşareke: Katılım bankası ile müşterinin birlikte sermaye koyarak ortak bir yatırım veya ticari faaliyet yürütmesi ve elde edilen kâr ya da zararı paylaşması esasına dayanan ortaklık modelidir. Ortakların birlikte fabrika kurması, işletme açması veya inşaat projesi gerçekleştirmesi bu yönteme örnek gösterilebilir.

2. Mudârebe: Katılım bankaları ile sermaye sahiplerinin emek sermaye ortaklığı yapmaları halinde fiilen ortaklığa dayalı ticaret yapmış olurlar. Mudârabe; bir tarafın sermaye vermek, diğer tarafın da bu sermayeyi işletmek ve kârı aralarında anlaştıkları belli bir oranda paylaşmak üzere, zarar ise işletmecinin kasıt, kusur ve sözleşme şartlarına aykırı davranışı yoksa sermayeden karşılanmak üzere kurdukları işletme türüdür.

3. Murabaha: Murabaha, bir malın maliyetinin müşteriye açıklanmasının ardından üzerine belirli bir kâr eklenerek satılması işlemidir. Buna göre, bir ürünü peşin satın alma imkânı olmayan kişinin katılım bankasına başvurarak söz konusu ürünü satın almasını ve kendisine taksitle satmasını istemesinde; katılım bankasının da bu ürünü peşin alıp üzerine kâr payı ekleyerek vadeli şekilde müşteriye satmasında dinen bir sakınca bulunmamaktadır.

4. Leasing: Makine, teçhizat, taşıt aracı ve benzeri malların, bu mallara ihtiyaç duyan müteşebbislere bir kira sözleşmesi çerçevesinde kiralanmasını, kira süresi bitiminde de önceden belirlenen fiyat karşılığında kiralayana satışını esas alan orta vadeli bir finansman olup fıkhen meşru kabul edilmiştir.
Sonuç olarak, katılım bankaları kar-zarar ortaklığı hesaplarında topladıkları paraları yukarıda maddeler halinde yer verilen işlemler ve benzeri yöntemlerle işletiyorlarsa, o takdirde onların dağıttıkları karları almak dini açıdan uygundur. Aksi takdirde elde edilen kar caiz olmaz. Öte yandan katılım bankalarının icra ettiği işlemleri araştırmak ise bu bankalarla iş yapan kişinin kendi sorumluluğundadır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler