Ana içeriğe geç

Bulut tohumlamaya bilimsel savunma: "Bulut hırsızlığı" iddiası verilerle örtüşmüyor

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, kuraklıkla mücadelede bulut tohumlama teknolojisinin stratejik önem taşıdığını belirterek, kamuoyunda sıkça dile getirilen “bulut hırsızlığı” iddialarının bilimsel araştırmalarla desteklenmediğini söyledi. Bozoğlu, Türkiye’de hazırlıkları süren Su Kanunu Taslağı’nın bu teknolojilerin yasal zemine kavuşması açısından önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı.

Bulut tohumlamaya bilimsel savunma: "Bulut hırsızlığı" iddiası verilerle örtüşmüyor
Dünya Gazetesi
16

Nagihan KALSIN

İklim kriziyle birlikte artan kuraklık riskine karşı bilimsel temelli uyum politikalarının önem kazandığını belirten İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, bulut tohumlama teknolojisinin su güvenliğini destekleyen önemli araçlardan biri olduğunu söyledi. Dünya Çevre Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Bozoğlu, bir bölgede yağışın artırılmasının başka bir bölgenin yağışını azalttığı yönündeki “bulut hırsızlığı” iddialarının bilimsel verilere dayanmadığını ifade etti.

Bozoğlu, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha belirgin hale geldiğine dikkat çekerek, son yıllarda yaşanan sıcaklık artışlarının kuraklık riskini artırdığını söyledi. 2015-2025 döneminin kayıtlara geçen en sıcak 11 yıl olduğunu belirten Bozoğlu, 2025 yılının ise sanayi öncesi döneme göre 1,43 derece daha sıcak geçtiğini kaydetti.

Kuraklığın yalnızca çevresel değil, ekonomik ve sosyal etkileri de bulunan küresel bir sorun haline geldiğini ifade eden Bozoğlu, dünya genelinde yaklaşık 1,84 milyar insanın kuraklıktan etkilendiğini söyledi. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda iklim değişikliğinin etkilerinin daha yoğun hissedildiğini belirten Bozoğlu, bölgede tahıl üretiminde yüzde 70’e varan kayıpların yaşandığını dile getirdi.

“Atmosferdeki su tükenmiyor”

Bulut tohumlama teknolojisine yönelik eleştirilere değinen Bozoğlu, bir bölgede yağışı artırmanın başka bir bölgenin yağışını “çalmak” anlamına geldiği yönündeki görüşlerin bilimsel temelden yoksun olduğunu savundu. Atmosferin yaklaşık 12,5 trilyon metreküplük su kapasitesine sahip dev bir rezervuar olduğunu ifade eden Bozoğlu, bulut tohumlama uygulamalarının atmosferik su bütçesinin yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini etkilediğini belirtti. Bozoğlu, “50 yılı aşkın bilimsel araştırmalar, bulut tohumlama çalışmalarının rüzgar altındaki bölgelerde kuraklığa neden olmadığını ortaya koyuyor. Aksine uygulamaların, hedeflenen alanla birlikte yüzlerce kilometrelik bölgelerde yağış miktarını artırabildiğine ilişkin bulgular bulunuyor” dedi. Atmosferdeki su buharının ortalama 9 günde bir tamamen yenilendiğini belirten Bozoğlu, bunun sistem içerisindeki nemin sürekli olarak döngü halinde bulunduğunu ve tüketilmediğini gösterdiğini söyledi.

Yağış ve kar miktarında artış sağlayabiliyor

Bulut tohumlamada yaygın olarak kullanılan gümüş iyodürün çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin çok sayıda araştırma yapıldığını belirten Bozoğlu, bugüne kadar önemli bir olumsuz etkiye rastlanmadığını ifade etti. Teknolojinin tarımsal üretim, sulama, enerji üretimi ve içme suyu kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından önemli katkılar sunduğunu kaydeden Bozoğlu, uygulamaların gerçekleştirildiği bölgelerde yağış ve kar miktarında yüzde 10 ila 15 arasında artış sağlanabildiğini söyledi. Kuraklık riskinin arttığı bir dönemde su kaynaklarının etkin yönetiminin stratejik önem taşıdığına işaret eden Bozoğlu, bulut tohumlama gibi yöntemlerin mevcut su varlığını destekleyici araçlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Su Kanunu taslağı için çağrı

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün özellikle kış dönemlerinde dağlık alanlarda gerçekleştirilen bulut tohumlama uygulamalarına ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulunduğunu belirten Bozoğlu, Türkiye’de hazırlıkları devam eden Su Kanunu Taslağı’nın bu alandaki teknolojilerin hukuki altyapıya kavuşturulması açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. İklim değişikliğinin etkilerine karşı yalnızca sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik politikaların yeterli olmayacağını belirten Bozoğlu, su kaynaklarının korunması ve yönetilmesine yönelik bilimsel uyum stratejilerinin de eş zamanlı olarak uygulanması gerektiğini söyledi. Bozoğlu, gelecekte su güvenliğinin ülkelerin en önemli gündem başlıklarından biri olacağını belirterek, “Bulut tohumlama ve atmosferik su yönetimi uygulamaları, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sürecinde önemli araçlar arasında yer alabilir. Bilimsel veriler ışığında hareket edilmesi, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi açısından kritik önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler