Ana içeriğe geç

Çelik iradeye çelik sıhhiye

.

Çelik iradeye çelik sıhhiye
Bengü Türk
16

Bazı meseleler vardır ki günlük siyasetin sınırlarını aşar; doğrudan devlet aklını, milli güvenliği ve geleceğe bakışı ilgilendirir. Askeri hastaneler de tam olarak böylesine stratejik bir konu.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı konuşma, uzun yıllardır kamuoyunda zaman zaman dile getirilen ancak yeterince tartışılmayan bir ihtiyacı yeniden gündemin merkezine taşıdı. Verdiği mesaj netti: Güçlü bir ordunun yalnızca modern silahlara değil, savaşın en zor anında Mehmetçiğe nefes olacak güçlü bir askeri sağlık sistemine de ihtiyacı vardır.

Bir devlet, cepheye asker göndermeden önce onun dönüşünü de planlamak zorundadır.

Çünkü vatan savunması siperde başlamaz; ameliyathanede devam eder, rehabilitasyon merkezlerinde tamamlanır. Cephede akan kanın durdurulması da en az cephede kazanılan başarı kadar stratejik değerdedir.

Türkiye bugün terörle mücadeleden sınır ötesi harekatlara,, deniz aşırı görevlerden uluslararası barış misyonlarına kadar geniş coğrafyada aktif görev üstleniyor. Böylesine yoğun operasyon temposuna sahip ordunun, savaş şartlarına özgü sağlık altyapısıyla desteklenmesi artık bir tercih değil, ihtiyaçtır.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye’dir.” sözleri de bu yönüyle dikkat çekici bir tespitti. Çünkü askeri tıp; savaş psikolojisini bilen, harp cerrahisinde uzmanlaşmış, operasyon disiplinine hâkim ve askeri sevk zincirini özümsemiş ayrı bir ihtisas alanı.

Mayın yaralanmaları…

Patlama travmaları…

Yanık tedavileri…

Uzuv kayıpları…

Savaş cerrahisi…

Bunların hiçbiri sıradan vakalar değil. Her biri yıllar içinde oluşmuş özel bilgi, tecrübe ve kurumsal hafıza gerektirir.

İşte bu noktada GATA bir hastane değildi.

GATA; cephede görev yapan hekimin yetiştiği bir okul, savaş tıbbının geliştiği bir bilim merkezi, Mehmetçiğin kendisini emanet ettiği güven kapısıydı. MHP Lideri Bahçeli’nin “Gülhane ruhu” ifadesi de tam olarak bu köklü mirasın yeniden ayağa kaldırılması gerektiğine işaret ediyor.

Hiç kuşkusuz Türkiye’nin sağlık altyapısı bugün çok güçlü. Şehir hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastaneleri milletimize büyük hizmet vermekte. Ancak savaşın kuralları ile günlük hayatın ihtiyaçları aynı değil.

Savaşın zamanı yoktur.

Savaşın bahanesi yoktur.

Savaş, hazırlığı olmayanı affetmez.

İşte bu nedenle askeri sağlık sistemi, sivil sağlık hizmetlerinin alternatifi değil; tamamlayıcısıdır.

Bir ordunun caydırıcılığı sadece tankıyla, topuyla, İHA’sıyla ya da füze sistemleriyle ölçülmez.

Arkasındaki sağlık teşkilatıyla da ölçülür.

Çünkü yaralı askerini yaşama döndürebilen devlet, ordusunun moralini de ayakta tutar.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin konuşmasının en güçlü tarafı ise meseleyi rakamlarla değil vicdanla anlatmasıydı. Gençliğini, ailesini ve geleceğini geride bırakarak vatan nöbetine çıkan Mehmetçiğe duyulan vefa, askeri hastanelerin yeniden açılması çağrısının temel gerekçesi olarak ortaya konuldu.

Bu çağrı geçmişe dönüş çağrısı değildi.

Bu çağrı, geleceğin güvenlik ihtiyaçlarına bugünden hazırlıklı olma çağrısıydı.

Çünkü güçlü devlet askerini yaşatabilen devlet demektir..

Güçlü devlet; Mehmetçiğini cephede yalnız bırakmayan devlet demektir.

Ve güçlü devlet; gerektiğinde kurşun kadar hızlı, çelik kadar sağlam sağlık ordusunu da göreve hazır tutabilen devlettir.

Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması artık sağlık politikası tartışması olmaktan öteye geçti. Neden mi? Çünkü Askeri hastaneler milli güvenliğin, kurumsal hafızanın, stratejik hazırlığın ve Mehmetçiğe duyulan vefanın adıdır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler