Dokuz ismin daha tahliyesinin ardından 59 tutuklunun kaldığı 414 sanıklı İBB davasında 15. hafta da savunmalarla tamamlandı.
Davada savunma yapmayan tutuklu dört önemli isim kaldı. Bundan sonra sırasıyla Murat Ongun, İmamoğlu İnşaat Sanayi A.Ş.'nin Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, İBB Spor Kulübü Fatih Keleş ve görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu savunma verecek. Bu sürecin de iki hafta daha sürmesi bekleniyor.
22 Haziran Pazartesi: Savcı sanığı karıştırdı
22 Haziran Pazartesi günü ilk sözü alan Medya A.Ş. Etkinlik Koordinatörü Ceyda Kıryak oldu.
Kıryak, iddianameyi incelediğinde savcının kendisinin görevini tam anlamadığını gördüğünü savundu:
“Ben Ekrem İmamoğlu'nun katılacağı resmî, özel günler, açılışlar, temel atma törenleri gibi etkinliklerin planlanması ve sahadaki akışının hatasız bir şekilde yönetilmesinden sorumluydum. Sahadaki etkinlik ekibinde çalışıyordum. Ben öncelikle size ne iş yaptığımı, mesleğimi anlatmak istiyorum. Çünkü iddianameden gördüğüm kadarıyla iddianameyi hazırlayan savcılar tarafından benim tam olarak ne iş yaptığım anlaşılamamış. İhalelerin hangi tarihte yapılacağı, nasıl yapılacağı, nasıl evrak hazırlanacağı ya da yaptığımız etkinliklerin faturalarını tedarikçinin kime keseceği, ödemesini kimden takip edeceği, bunlar benim görev ve sorumluluk alanımda değildi.”
“Hangi eylemimden dolayı yargılandığımı gerçekten bilmiyorum” diyen Kıryak isyan etti:
“Hayatla mücadele, hayatta ve ayakta kalabilme davam var benim. Yani bu 1,5 yıl sizler için çok bir şey ifade etmeyebilir ama benim hayatımda çok şey değişti. Yani ben maaşlı çalışan bir elemanım, annem ve oğlumla yaşıyorum. Ve bu 1,5 yıl içerisinde oğlumun düzeni bozulmasın diye bir seneye yakın evimi ayakta tutmaya çalıştım. Ama kirasını ödeyemediğim için şu an evim tahliye oldu. Eşyalarımın bir kısmı bir yerde, bir kısmı bir yerde. 18 yıldır benimle beraber yaşayan oğlum ve benim de yaşama sebebim olan oğlum, babasının yanına yerleşti. Ben binbir emek ve zorlukla okuttuğum oğlumun mezuniyetinde Silivri'deydim. Üniversite sınavına girdi, Silivri'deydim. Üniversiteye gitti buradayım. Ne için? Yani bunların vebalini kim ödeyecek bana? Siz mi?”
Savunmasının ardından savcı Kıryak’a soru sordu. Ancak sorusunda dakikalardır savunma yapan sanığı karıştırdığı ortaya çıktı.
Savcı: İddianameye geçen husustaki beyanlarınızda Creative Media, Ersan Şık'ın sizi işe aldığını beyan ettiniz. Fakat abiniz Ersan Şık ise Creative Media isimli şirkette imza yetkisi olmadığını ve kimseyi işe almasının mümkün olmadığını beyan etmiş. Bu Creative Media isimli şirketle ilgili süreçleri nasıl gerçekleştirdiniz?
Ceyda Kıryak: Öncelikle Ersan Bey benim abim değil, siz herhalde Güldem Hanım’la karıştırdınız.
“13-14 ayda dört tane cezaevi gezdim”
Kıyrak’ın ardından Kültür A.Ş. çalışanı Barış Kılıç savunmasını yaptı:
“13-14 ayda dört tane cezaevi gezen bir insan olarak karşınızdayım. Tanımadığım çete lideri de kalmadı. Casper'ı, Dalton'u, Bayros'u yok bilmem nesi, Güngör'ü, Haznedar bütün konulara hakimim, soru sorunca cevaplayayım yani. Tanımadığım çete lideri de kalmadı.”
Kılıç’tan sonra kürsüye gelen etkinlikler düzenleyen bir özel sektör çalışanı Güldem Şık, İBB’de bir görevi olmadığını anlattı:
“Neden bu davada, belediyede herhangi bir resmî ya da gayri resmî pozisyonu, yetkisi, onayı, imzası olmayan ben, sanık ve tutuklu olarak bulunuyorum? İddianame çıkana kadar bunun cevabını bulamadım, halen de bulabilmiş değilim; sadece tahmin edebilirim. Emrah Bağdatlı'yı tanıyor olmam olabilir. Emrah Bağdatlı benim 2008-2009 yani bankada şube müdürlüğümden tanıdığım bir müşterim. O zamandan bu yana zaman zaman konuştuğum, etkinlik sektörüne geçince de fikir alışverişi yaptığım bir tanıdığım, bir arkadaşım.”
Şık, Murat Ongun ile de kızının bursu için tanıştığını öne sürdü:
“Kızımın yurt dışında okuması için bankadan tanıdığım, okulların araştırmasını yapan bir danışmanlık firması olan arkadaşımla görüşürken belediyenin öğrencilere burs verdiğini, Murat Ongun’u tanıdığını, görüştürebileceğini söylemişti. Bunun üzerine Murat Bey’den randevu aldım ve kızımla görüşmeye gittim. Kendimden ve burs talebimden bahsettim, bakacağını söyledi. Sonra da sonucu ile ilgili birkaç kere daha rahatsız ettim. Devamında kızım Belçika’da devlet üniversitesinden burslu kabul aldı. Belediye bursuna gerek kalmadı.”
“Örgüte üye CV ile alınır mı?”
Savunma yapan Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer de suçlamaları kabul etmedi:
“Ben herhangi bir örgüte üye alınırken CV incelenip sonrasında mülakat yapılarak örgüte alınıldığını görmedim, duymadım. Siz buldunuz mu? Böyle bir şey olabilir mi? Eğer buradan çıkmamın yolu başkalarına iftira atmaksa ben onu yapmayacağım. Başkalarına iftira atarak buradan çıkmaktansa onurumla burada, cezaevinde kalmayı tercih ederim. Hakkımdaki tutuklama kararında ve devam eden tutukluluk incelemelerinde ‘kaçma şüphesi bulunduğu’ yazıyor. Bu gerçekten trajikomik bir değerlendirme. Ben kendi irademle gelip teslim olmuşken nasıl kaçma şüphesi olduğuna kanaat getirildi, anlayamıyorum. Benim pasaportum dahi yok.”