Ana içeriğe geç

Tek odanın içinde yarım kalan hayat: Ayşe Irmak Koparan

İntiharı ile Türkiye’yi sarsan Irmak öğretmenin kapısı ilk kez açılan odasından öğrencileri için aldığı oyuncaklar, hazırladığı materyaller çıktı. Annesi Sultan Kocabıyık “Bir anne üç işte çalışarak kızını öğretmen yapabiliyor ama bu ülke onu yaşatabiliyor mu?” dedi

Tek odanın içinde yarım kalan hayat: Ayşe Irmak Koparan
Nefes Gazetesi
16

DİLAN KUTLU / NEFES

Ağrı’nın Hamur ilçesinde intihar eden 28 yaşındaki okul öncesi öğretmeni Irmak Ayşe Koparan’ın ölümünün ardından annesi, ablaları ve yakınları ilk defa İzmir’deki odasının kapısını açtı. Irmak’tan kalan, Ağrı’dan getirilen eşyaları düzenlediler. Odanın içinde, Irmak öğretmenin çocukları çok sevdiği için aldığı oyuncaklar, öğrencileri için hazırladığı materyaller ve öğretmenlik hayaline dair küçük hatıralar duruyordu.

Irmak öğretmen, bir annenin yıllarca üç işte çalışarak büyüttüğü, dershaneye bile gönderemeden okutmaya çalıştığı ve hayal kurabilsin diye mücadele ettiği üç kızından en küçüğüydü. 2025 yılında Hamur ilçesine bağlı Soğanlıtepe İlkokulu’na atandı. Ağrı merkezden görev yaptığı okula her gün yaklaşık 100 kilometre yol gidip geliyordu. Toplu taşıma yoktu, servis yoktu, otomobili yoktu. Görevlendireme ile başka okula geçti. Ölümünün ardından ortaya çıkan bir başka belge ise Karakazan İlkokulu’nda görev yaptığı dönemde yaşadığı şiddet olayı oldu.

17 Nisan 2026 tarihli tutanakta, okul müdürü Melahat İleri’nin kendisine hakaret ettiğini ve iki kez tokat attığını anlattı. Tutanakta üç öğretmenin tanık olarak imzası yer aldı. Olayın ardından Hamur İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş’ün, Koparan’ın görevlendirmesinin sona erdirilerek kadrosunun bulunduğu okula gönderilmesini istediği ortaya çıktı. Irmak öğretmen, tekrar baştan 100 kilometre yol gidip geldi. Dilekçelerinde ulaşım sorunlarını, ekonomik sıkıntıları ve güvenlik kaygılarını anlattı. Taksi giderlerinin çok fazla geldiğini yazdı. Köyde tek kadın öğretmen olduğunu, lojman koşullarının uygun olmadığını ve kendisini güvende hissetmediğini belirtti. Başka bir okulda görevlendirilmeyi istedi ancak sonuç alamadı.

Tek odanın içinde yarım kalan hayat: Ayşe Irmak Koparan - Resim : 1

TATİLLERDE ÇALIŞIYORDU

Çocukluğu, okul tatillerinde domates fabrikalarında çalışarak geçti. Henüz 15 yaşında evlenen bir annenin en küçük kızıydı Irmak. Okumaktan başka seçeneği olmadığını gördü. Lisede geçirdiği bir trafik kazasında ayağından olduğu 13 ameliyat ayakta iş yapmasını engelliyordu. Irmak öğretmen KPSS’den aldığı yüksek puanla öğretmen oldu. Yıllarca verilen emeğin ardından ilk kez biraz rahat nefes alabileceğini düşünüyordu. Tam da o sırada henüz 1,5 yıllık öğretmenken ölüm haberi geldi. Annesinin anlattığına göre Irmak öğretmen, “Burada aşiretler birbirini tutuyor, partililer birbirini tutuyor. Herkesin bir adamı var. Ama bizim burada kimsemiz yok. Bir sorun yaşadığımda başvuru yapsam da sonuç alamıyorum” diyordu.

Tek odanın içinde yarım kalan hayat: Ayşe Irmak Koparan - Resim : 2

3 işte çalışarak onu öğretmen yaptım

Sultan Kocabıyık, kızını anlatmaya başladığında sık sık ağlayarak şunları söyledi:

“Dört yaşımda babamı kaybettim. 15 yaşında evlendim. 16 yaşında anne oldum. 25 yaşımda boşandıktan sonra üç kız çocuğu tek başına büyüttüm. Bugün 46 yaşındayım. Çocuklarımı büyütürken arkamda kimse yoktu. Çocuklarımı çok seviyordum, onlar her şeyden çok kıymetliydi. Yeri geldiğinde üç yerde çalıştım.”

Kocabıyık, sabah başka akşam başka bir işte çalışmış. Haftanın tek izin gününde de pazarcıların yanında çalışarak, pazar masrafını çıkarmış. “Çocuklarımın anneye ihtiyacı olduğu zamanlarda ben sadece babalık yapabildim” diye anlatıyor.

Irmak öğretmen, 18 yaşında ağır bir trafik kazası geçirmiş. Tam 13 kez ameliyat olmuş. Liseyi bırakmak zorunda kalmış ama eğitimini bırakmamış. Dışarıdan tamamlamış. Ön lisans eğitimini bitirdikten sonra dört yıllık üniversiteyi tamamlayarak öğretmen olmuş.

Tek odanın içinde yarım kalan hayat: Ayşe Irmak Koparan - Resim : 3

DERSHANEYE GİDEMEDİ

Annesi o günleri anlatırken sesi düğümleniyor ve şunları söylüyor:

“Benim onu dershaneye gönderme imkanım hiç olmadı. Hep kendi çabasıyla okudu. Sabah kalktığımda, akşam işten döndüğümde hep ders çalıştığını görürdüm. Ablaları dışarı çıkmaya çağırdığında ‘Hayatımı kurtarmam lazım. Bazı şeylerden fedakarlık etmem gerekiyor’ derdi. Yazın yapmak istediği planlardan bahsetmiş. İngilizce çalışıyormuş. Yurt dışında öğretmenlik yapmanın yollarını araştırıyormuş. Ama Ağrı’ya gittiğinde kendini yalnız hissetti herhalde. Bende de bunun pişmanlığı var. Keşke onun yanında kalsaydım. Bir anne üç işte çalışarak büyüttüğü kızını öğretmen yapabiliyor ama bu ülke o öğretmeni yaşatabiliyor mu?”

Irmak’ı bu duruma getiren ne oldu?

Ablası Raziye Türen, annelerinin çoğu zaman eve yalnızca birkaç saatliğine uğrayabildiğini anlattı. Çocukken yemek yapmayı bilmediklerini söyleyen Türen, “Annem buzdolabına yemek tarifi notu yazardı. Eve gelir, birkaç saat durur, sonra yeniden işe giderdi” dedi.

Kız kardeşinin çocukluğundan itibaren çok çalışkan olduğunu anlatan Türen, “Sosyal hayatı bile yoktu. Sürekli ders çalışırdı. Yüksek puanla atandı. Biz yıllarca onun rahat edeceği günü bekledik” diyor. Ancak Irmak’ın tam hayatının düzene gireceği dönemde ne oldu? Bu kadar zorluğun içinden çıkmış, güçlü durmuş bir insanı bu noktaya getiren şey neydi?” diye soruyor.

Irmak’ın ölümünün ardından ortaya atılan iddiaları da dikkatle takip ettiklerini söyleyen Türen, “İntihar etmiş olabilir, o gece başka bir şey de yaşanmış olabilir. Biz her ihtimalin araştırılmasını istiyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Tek odanın içinde yarım kalan hayat: Ayşe Irmak Koparan - Resim : 4

HESABINI KİM VERECEK?

Özellikle kız kardeşinin kişiliği ve psikolojisi üzerinden yapılan değerlendirmelere tepki gösteren Türen, “Benim kardeşim çok zorluk içinde büyüdü. Elbette hayatında sıkıntılar oldu. Ama ölmüş bir insanın ardından önce bir başsağlığı dilenmesi gerekirdi. Eğer günün sonunda mobbingin bu ölümde payı olduğu ortaya çıkarsa bunun hesabını kim verecek?” sorusunu gündeme getiriyor.

“Mobbing uygulandığı çok net”

Ayşe Irmak Koparan’ın avukatı Mehmet Altun dosyaya ilişkin ilk kez NEFES’e konuştu. Altun, Hamur İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş’ün ifadesinin henüz alınmamasına dikkati çekti. Altun şunları söyledi:

“Okul Müdürü Melahat İleri ifadesinde, ‘Mehmet Özmüş beni yönlendirmedi, ben kendim rapor aldım’ diyor. Melahat İleri, Irmak öğretmenin kendisini darp ettiğini ileri sürerek rapor alıyor ve servis şoförünü de tanık gösteriyor. Irmak, servis şoförünü telefonla arıyor ve görüşmeyi kayıt altına alıyor. ‘Sen benim tokat attığımı gördün mü?’ diye soruyor. Şoför ‘Ben olayı görmedim’ diyor.

“DEVLET GÜCÜ KULLANILDI”

Dosyanın en vahim taraflarından biri de sağlık verileri. Irmak öğretmen ile Melahat İleri arasındaki olayın ardından, Melahat İleri’nin savcılık ifadesi alınırken Irmak öğretmenin sağlık raporları hastaneden temin ediliyor. Normal şartlarda bu bilgilerin alınması mümkün değil. Ama burada devlet gücünün kullanıldığına ilişkin ciddi şüpheler var. İnceleme bitmedi ama elimizdeki belgeler ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde mobbingin olduğu çok net. Tokat olayında soruşturma sonuçlanmadan Irmak öğretmenin görevlendirmesini sonlandırıyor.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler