Yaz aylarında buz ve dondurulmuş gıda tüketimi artarken, Gıda Mühendisi Nurten Sırma’dan çarpıcı uyarılar geldi. TGRT Haber canlı yayınına katılan Sırma, "soğuk mikrobu kırar" inanışının tamamen yanlış olduğunu vurguladı; buz makineleri, evdeki saklama hataları ve dondurmalardaki gizli tehlikelere dikkat çekti.
Serinlemek isterken sağlığınızdan olmayın! TGRT Haber canlı yayınına katılan Gıda Mühendisi Nurten Sırma, buz ve dondurulmuş gıdalardaki gıda güvenliği risklerine karşı uyardı. "Soğuk mikrobu öldürür" algısının büyük bir yanılgı olduğunu belirten Sırma, yetersiz temizlenen buz makinelerinden evdeki saklama hatalarına kadar çarpıcı detaylar paylaştı, buz makineleri, evdeki hatalı saklama koşulları, tatil beldelerindeki su depoları ve dondurmalardaki tehlikelere dikkat çekti.
"BUZLAMAK MİKROPLARI ÖLDÜRMEZ, SADECE FİLMİ YAVAŞLATIR"
Halk arasında "kış gelse de mikroplar kırılsa" şeklinde yanlış bir inanış olduğunu belirten Nurten Sırma, dondurma işleminin mikroorganizmaları yok etmediğini söyledi.
Sırma, şu ifadeleri kullandı:
"Bir şeyi dondurmak demek mikropların yok olduğu anlamına gelmiyor. Sadece filmi yavaşlatmış oluyoruz. O nedenledir ki derin dondurucuya, buzluğa koyduğunuz tavuklar eğer orada bozulmuş bir ürün varsa, 6 ay sonra bile buzluktan çıkarsanız sizi zehirler. Gözle görülmeyen canlılar buzların içinde de yaşayabilir."
BUZ MAKİNELERİNDE BÜYÜK TEHLİKE: "BAĞIRSAK KÖKENLİ BAKTERİLER BULUYORUZ"
Restoran ve kafelerdeki buz makinelerinin temizliğinin usta eller tarafından yapılması gerektiğini belirten Sırma, doğru temizlenmeyen makinelerde "biyofilm" adı verilen yapışkan ve ince bir katman oluştuğunu, bu katman oluştuktan sonra en güçlü dezenfektanın bile temizlik sağlayamadığını aktardı.
Uzun süre temizlenmeyen makinelerin içinde mantar, maya, küf ve mikroorganizmaların ürediğini ifade eden Sırma, yapılan denetimlerde buz kalıntılarında ve tahliye hortumlarında bağırsak kökenli (dışkı kaynaklı) bakterilere rastlandığını söyledi. Ayrıca işletmelerde garsonlar buzu maşayla servis etse bile, müşterilerin buz kovasına çıplak elle müdahale etmesi ve kalan buzların tekrar makineye dökülmesi gibi kullanıcı hatalarının da kirliliği artırdığına dikkat çekti.
Tatil beldelerinde içme sularının genellikle buz yapımında kullanılmadığını, kalitesi düşük suların tercih edildiğini iddia eden Sırma, bölgedeki su depolarına ilişkin gözlemlerini paylaştı:
"Bakıyorum, beyaz depoların içinden küfler görünüyor. O suları sadece banyo suyu olarak kullanmıyorlar, buzlarda da kullanıyorlar. İçilebilir nitelikte değilse o buzdaki üreyen mikroorganizmalar; koliform, eşerşiye koli (E. coli), pseudomonas, lejonella... Kimi ararsanız suyun olduğu yerde kirlilik varsa orada bütün zararlı mikroorganizmalar var. Bunlar salgınlara da neden olur. Tatil beldelerinde yaşanan zehirlenmelerin, ishal, kanlı ishal ve istifra vakalarının büyük çoğunluğu aslında su kaynaklıdır."
Evlerde de derin dondurucuların doğru kullanılmadığını belirten Sırma, ağzı açık bırakılan buz kalıplarının yanına üst üste istiflenen çiğ köfte, tavuk gibi malzemelerin poşetlerinin yırtılması veya devrilmesi sonucu çiğ etteki bakterilerin doğrudan buzlara bulaştığı uyarısında bulundu.
Dondurma sektöründeki hilelere ve gıda güvenliği risklerine de değinen Sırma, dondurmanın sahteciliğe çok açık bir ürün olduğunu belirtti.
- Hacim hilesi (Overrun teknolojisi): Dondurmanın içine teknoloji gereği hava basıldığını ve bu yöntemi suiistimal eden bazı işletmelerin hacmi 3 katına çıkardığını ifade eden Sırma, gerçek dondurmanın içinde mutlaka süt ve süt ürünü olması gerektiğini, süt içermeyen meyveli ürünlerin ise "sorbe" veya "buz parmak" olarak satılması gerektiğini, bunlara dondurma yazılamayacağını vurguladı.
- Elektrik kesintisi tehlikesi: Marketlerde veya işletmelerde gece yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle eriyen dondurmaların, sabah elektriğin gelmesiyle yeniden donduğunu belirten Sırma, "O eriyen dondurma çok iri buz kristallerine dönüyor. İçeride süt ürünü olduğu için bozulmuş da oluyor. Buradan anlıyoruz ki ürün akşamdan erimiş. Bunlar da gıda zehirlenmesine sebep olur" dedi.
Son olarak bitki çaylarının eczanelerde satılmasına yönelik gelişmeleri değerlendiren Nurten Sırma, aktarlarda açıkta, toz toprak altında ve hijyenden uzak satılan bitkilerin Tarım ve Orman Bakanlığı denetimine alındığını hatırlattı.
Ancak bazı bitkilerin içindeki etken maddelerin çok güçlü olduğunu ve ilaçlarla tehlikeli etkileşimlere girebildiğini belirten gıda mühendisi, özellikle onkoloji hastaları, doğum kontrol hapı kullananlar ve kan sulandırıcı kullanan kişilerin bu konuda çok dikkatli olması gerektiğini söyledi. Sırma, duruma şu örneği verdi: "Sarı kantaron, depresyon tedavisinde kullanılan ilaç türleriyle etkileşime giriyor."