Lübnan özelinde ciddi araştırmalar yapan bir çevrimiçi yayın olan Now, ülkedeki fast–food gerçeğini anlatan çarpıcı bir dosya hazırladı. Lübnan’da Amerikan fast-food zincirlerine birebir benzeyen ancak farklı isimlerle faaliyet gösteren restoranlar dikkat çekiyor. Jbeil’deki Four Guys, Beyrut’taki WeMac ve “kişiselleştirilebilir kase” konseptiyle öne çıkan SuperBowl, tanıdık menüler ve servis düzenleriyle küresel devleri hatırlatıyor. İlk bakışta taklit gibi görünen bu girişimler, ülkenin ekonomik krizi, franchise erişimindeki zorluklar ve son dönemde artan küresel boykot çağrılarıyla şekillenen yerel alternatifler olarak anlatılıyor.

FİVE GUYS OLDU SANA FOUR GUYS
Four Guys’ın sahibi George Nawfal, Londra’da çalıştığı Five Guys deneyimini Lübnan’a taşımak istediğini belirtiyor. Franchise alma şansı olmadığını söyleyen Nawfal, konsepti “aynı tat, aynı işleyiş, aynı sadelik” anlayışıyla kurduğunu ifade ediyor.

Amerikan ürünleri ve süreçlerini birebir uyguladığını vurgulayan Nawfal, ismin bilinçli seçildiğini ve aşinalığın müşteriler için bir köprü görevi gördüğünü dile getiriyor. Müşterilerin doğrudan orijinal marka ile karşılaştırma yaptığını, kendisinin buna itiraz etmediğini söylüyor.

LÜBNAN USULÜ MC DONALD’S: WEMAC
McDonald's Lübnan’da uzun süredir faaliyet gösteriyor ve ülkede yasaklı değil. Ancak Gazze sonrası bölgede yükselen boykot dalgası, markanın kamuoyu algısını etkiledi.

Beyrut’ta açılan WeMac’in kurucusu Ali, girişimin çıkış noktasını Gazze savaşı ve McDonald’s’ın bu süreçteki algısı olarak açıklıyor. Menü, fiyatlandırma ve kombinasyon seçenekleri McDonald’s formatını andırıyor. Logo ise Lübnan bayrağı renkleriyle tasarlanmış altın kemerleri çağrıştırıyor.

Ali, “Yüzde yüz kopyayız” ifadesini kullanıyor ancak, tüm ürünlerin yerel kaynaklardan temin edildiğini ve tariflerin aylar süren denemelerle geliştirildiğini belirtiyor. Müşterilerin çoğu zaman mekânı hâlâ McDonald’s olarak andığını, ancak lezzet geri dönüşlerinin olumlu olduğunu söylüyor.

“İLHAM ALDIK” DİYENLER: SUPERBOWL
SuperBowl sahipleri ise “taklitçi” etiketine mesafeli yaklaşıyor. Formatın hızlı servis ve kişiselleştirilebilir kaselerle Chipotle’ı andırdığı belirtilse de, sahiplerden Carl, “İlham aldık ama üzerine yenilik ekledik” diyor.

Proteinlerin isteğe göre ızgara edilmesi, tavuk göğsü kullanımı, daha büyük porsiyonlar ve Lübnan damak tadına uygun sos seçenekleri öne çıkarılıyor. Konsept, Meksika ve Lübnan mutfağının birleşimi olarak tanımlanıyor.

BİZ HAMBURGER’İ ZATEN KEŞFETMİŞTİK
Üç marka bunun bir göstergesi gibidir...
KRİSTAL BÜFE — Hamburgerin Türkiye’deki En Erken Örneği
• Kristal Büfe, 1962 yılında İstanbul Taksim’de açıldı ve Türkiye’de hamburger satan en eski büfe olarak kabul edilir. Mekân, zamanla “ıslak hamburger” kültürünün de doğduğu yerlerden biri olarak anıldı; ıslak hamburgerin tarihçesiyle ilgili pek çok kaynakta Kristal Büfe’nin adı geçer.

KIZILKAYALAR
• 1972 yılında Taksim ‘de temellerini attı.
• Kızılkayalar büfesi, büfecilik kültürü içinde “ıslak hamburger” sunan ilk yerlerden biri oldu. Özel sos ve pişirme yöntemiyle kısa sürede popülerleşti. Tost, sosisli gibi çeşitler de buna dahil oldu. Bazı kaynaklara göre Kızılkayalar’ın ıslak hamburgeri Kristal Büfe örneğini takip ederek geliştirdiği, yani yerel büfe kültürünün bir ürünü olduğu ifade edilir.

BİR BAMBİ BÜFE VARDIR
• Taksim Sıraselvi’ler bu olayın aslında başlangıç noktası… İşte onlardan biri; Bambi Büfe. Rize’den İstanbul’a gelen Mustafa Güner, 1974’te açtığı ilk şube ile Türkiye’de fast-food kültürünün yerli öncülerinden biri oldu. Kısa sürede Taksim başta olmak üzere merkezi noktalarda buluşma mekânına dönüştü. İstanbul genelinde 15 şube ile faaliyet gösteriyor. 400’ün üzerinde çalışan ile hizmet veriyor.

Odatv.com