Ana içeriğe geç

ŞÖNİM’ler yetersiz, en az 9 milyon kadın şiddet tehdidi altında

Türkiye’de kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler sürerken, “sıfır tolerans” söylemi ile uygulamadaki eksiklikler arasındaki fark büyüyor. Kadın örgütleri, koruyucu ve önleyici politikaların yetersiz kaldığını ifade ediyor.

ŞÖNİM’ler yetersiz, en az 9 milyon kadın şiddet tehdidi altında
Evrensel
16

Türkiye’de kadına yönelik şiddet hızla artıyor. Kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve bu ölümler sonrasında ortaya çıkan devlet ihmalleri, kadınları şiddete karşı koruyan yasaların hedef alınması Türkiye’yi kadınlar için sürekli yaşam mücadelesi verdikleri bir ülkeye dönüştürüyor.

Bu koşullarda geçtiğimiz gün “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Bu toplantıda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AKP iktidarının şiddete karşı “sıfır tolerans” ilkesi doğrultusunda güçlü bir mevzuat ve kurumsal altyapı oluşturduğunu iddia etti. Bu iddiasına örnek olarak ise 81 ilde bulunan 86 şiddeti önleme ve izleme merkezini (ŞÖNİM) ve her fırsatta iktidar cenahınca hedef alınan 6284 sayılı Kanun’u verdi. Toplantıya katılan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ise 2026’nın haziran ayı itibarıyla KADES uygulamasının 9 milyon 713 bin 686 kişi tarafından indirildiğini ve uygulama üzerinden 2 milyon 117 bin 98 ihbar alındığını açıkladı. Başka bir deyişle, KADES indirenlerin yalnızca yüzde 21.80’i ihbarda bulunabildi. Ne kadar çok kadının şiddetle burun buruna yaşamak zorunda kaldığını gösteren tüm bu veriler adeta bir “başarı tablosu” olarak sunuldu.

Son beş yılın verileri ne söylüyor?

Bakan Göktaş ve Bakan Çiftçi’nin ortaya koyduğu ‘başarı’ tablosunu aksine Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun açıkladığı yıllık veriler 2021-2025 arasında en az 1617 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 1266 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu ortaya koydu.

Son beş yıl içinde katledilen kadınların en az yüzde 40’ı (652 kadın) en az 652 kadın, evli olduğu erkek tarafından, toplam 245 kadın ise eskiden evli olduğu veya birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü. 2021-2025 yılları arasında en az 998 kadın bizzat evinde katledilirken, bu sayı toplam işlenen kadın cinayetlerinin yüzde 61.7’sine denk geldi.

2021-2025 yılları arasında kadınlar en çok ateşli silahlarla öldürüldü. Öldürülen 1617 kadının en az 932’si ateşli silahlarla öldürüldü. 2021’de ateşli silahların payı yüzde 48 iken, 2025’te yüzde 58 oldu. Bu durum Türkiye’de ateşli silahlara erişimin kolaylığı ve denetleme ayağındaki yasal düzenlemelerin yetersizliğini ortaya koydu.

Önleyici politikalar bakanlığın bütçesinin neresinde?

Bakan Göktaş, “Koruyucu ve önleyici hizmet ağımızı 81 ilimizde yaygınlaştırdık. 81 ilimizde 86 ŞÖNİM’imizle bu yapının koordinasyonunu merkeze aldık. Kadın konukevlerimiz, şiddet mağduru kadınlar ve beraberindeki çocuklar için güvenli bir yaşam alanıdır” açıklamaları yaparken, 2018’den beri ŞÖNİM sayısında yalnızca 7’lik bir artış görülüyor. Bunun yanı sıra sekiz yıl içinde nüfusu milyonları aşan İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde ilçe bazında yeni merkezlerin yaygınlaşmadığı görülüyor. Bu durum kadınların ŞÖNİM’lere erişememesi anlamına geliyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçe uygulama tabloları ve program ödenekleri de “kadının güçlendirilmesi” programında yer alan ŞÖNİM’lerin yaygınlaştırılmasını amaçlamadığını ortaya koyuyor. 2024 senesinde programa harcanan 5 milyar 986 milyon 174 bin lira Bakanlık bütçesinin yaklaşık yüzde 1.31’ine denk gelirken, 2025 senesinde programa 8 milyar 75 milyon lira ayrıldı. Bu pay Bakanlık bütçesinin yüzde 1.12’sine karşılık gelerek 2024 senesinden de düşük bir seviyeye indi.

Sıfır tolerans söylemi pratikte karşılık bulmuyor

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu, yapılan toplantıyı ve kadına yönelik şiddete ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yalıncakoğlu, gerçekleşen toplantıda iktidar temsilcilerinin “başarılı” olarak sundukları tabloya tepki gösterdi. KCDP olarak verilere basından ve kadınların ihbarlarından ulaştıklarını belirten Yalıncakoğlu, onlara ulaşmayan ya da basında yer almayan birçok kadın cinayetinin de var olabileceğini söyledi.

Yalıncakoğlu, kadınlar KADES’i kullandıktan sonra yaşanan sorunlara dikkat çekti. Kadınlar, şiddet failinin yakınındayken KADES’i kullanmak zorunda kaldıklarında polis tarafından telefonla arandıkları çeşitli örneklere rast geldiklerini belirten Yalıncakoğlu, “Şiddet anında korunmak isteyen, kolluktan destek isteyen kadın geri arandığında ve bunun da polis olduğunu anlaşıldığında şiddet faillerinin kadınları daha da mağdur ettiğine şahit olduk” ifadelerini kullandı. Kadınların şiddete karşı mücadele etmek istediklerinde başvurdukları karakol, emniyet, savcılık gibi kurumların sorumluluğu birbirlerine atarak kadınların yeniden mağdur ettiğini belirten Yalıncakoğlu, “Bütün bu mağduriyetleri yaşayan kadınlar her halükarda başarmış, hayatta kalmış olsa da örneğin faillerin uzaklaştırma kararını ihlali halinde herhangi bir yaptırıma maruz kalmaması kadınların katledilmelerine yol açıyor” dedi.

Kamu kurumlarının ihmallerinin, aslında önlenebilir cinayetlere neden olduğunu belirten Yalıncaklıoğlu, faillerin alınan koruma kararlarını uygulamadıklarında yaptırımla karşılaşmasının da çok önemli olduğunu belirtti. Elektronik kelepçe uygulamasını örnek veren Yalıncaklıoğlu, “’Elektronik kelepçe elimizde yok’ denildiği haller var. Elektronik kelepçeyi gazetecilere, öğrencilere uyguluyorlar; kadına yönelik şiddet faillerine ise bunu kullanmıyorlar. Kullanıldığı hallerde bile o elektronik kelepçeyi kırıp gelip kadınları öldüren failler var. Bütün bunların, önlenebilir mekanizmaların etkin uygulanması ve etkin takibi gerekir. Kadının şiddet ortamından uzaklaştırılması -ki 6284’te de var bu- başka şehre gönderilebilir; tehdit ve ölüm tehdidi çok yönlü ise yurt dışına gönderilebilir; adres gizliliği konulabilir; birebir çalışan kadın ya da bir mesleki görevi varsa ve bunu sürdürmek istiyorsa birebir koruma polisi verilebilir. Bütün bunlar yapılmıyorken hâlâ ‘sıfır tolerans”’deyip de ‘Elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz’ ve ‘Şiddet azaldı’ deniyorsa, bu gerçekten hiçbir şey yapılmadığı anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler