Ana içeriğe geç

Çıraklık sigortası sorunu dava ile çözülür mü?

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, çıraklık sigortasını sigorta başlangıcı sayan iş mahkemesi kararını "eksik inceleme" gerekçesiyle bozarken, kapıları tamamen kapatmadı. Çıraklık sırasında meslek ve sanat öğrenimi arka planda kalıyorsa, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyorsa, bunun çıraklık değil normal çalışma kabul edilebileceğini, ancak bu durumun davaya bakan iş mahkemesi tarafından gerekli incelemeler yapılarak ortaya konulması gerektiği belirtildi. Peki bu karar çırak ve stajyerlerin beklentilerini karşılıyor mu? Çıraklık sigortası sorunu dava açarak çözülebilir mi? İlk defa sigortalı çalışmaya 2011 yılında başlayan işçi kendi isteğiyle işten ayrıldığında kıdem tazminatını nasıl alabilir? Bir kişi hem kendi çalışmasından dolayı bağlanan aylığı, hem de dul aylığı birlikte alabilir mi? Ahmet Kıvanç, Habertürk okurlarının sorularını yanıtladı

Çıraklık sigortası sorunu dava ile çözülür mü?
Habertürk
16

ÇIRAKLIK SİGORTASI SORUNU DAVA İLE ÇÖZÜLÜR MÜ?

Çarşamba günü yayımladığımız Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin çıraklık sigortası ile ilgili kararı, yıllardır çıraklık sigortasının sigorta başlangıcı kabul edilmesini isteyenlerde bir yandan hayal kırıklığı yaratırken, bir yandan umut ışığı yaktı. Çok sayıda okurumuzdan bu konuda mesaj aldık. Mesajlar daha çok konuya yasal çözüm bulunması gerektiği yönünde.

SORULARINIZ İÇİN: [email protected]

Yargıtay söz konusu kararda, çıraklık sigortasının uzun vadeli sigorta kollarına tabi prim günlerine eklenmesine ilişkin talebi kabul eden iş mahkemesi kararını “eksik inceleme” gerekçesiyle bozdu.

Yargıtay kararında, sosyal güvenlik hakkının Anayasal güvence altında olduğu, bu nedenle hizmet tespitine ilişkin davaların özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi gerektiği belirtildi. Hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için mahkemenin tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinmeyip gerek gördüğünde araştırma yaparak delil toplayabileceği kaydedildi. Görüldüğü gibi, Yargıtay konuya bir yandan hak kayıplarının önlenmesi, bir yandan da gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinmenin önüne geçilmesi prensibiyle yaklaşıyor.

Yargıtay'ın kararında çıraklık sözleşmesinde esas amacın çalışma olgusu değil, bir meslek ve sanat öğretilmesi olduğu, ancak çırak iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyorsa, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceği belirtildi. Yargıtay bu değerlendirmeyle, öğretimin ikinci plana itilerek fiilen üretimde çalışma durumunda çıraklıktan söz edilemeyeceğini, bunun normal çalışma sayılması gerektiğini belirterek kapıyı açık bıraktı.

Ancak Yargıtay'ın bu kararı, dava açanlar için kapının tümüyle açık olduğu anlamına da gelmiyor. Yargıtay, yeni işe başlayan, daha önce hiç iş deneyimi olmayan 16 yaşındaki bir çırağın üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu hususlarının araştırılmasını istiyor. Bunun için tüm belge ve kayıtların işverenden istenmesini, iş yerinin Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde bulunan dosyası ile ücret bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtların getirtilmesini, aynı dönemde çalışan diğer işçilerin tanık sıfatıyla dinlenmesini, SGK müfettişleri tarafından inceleme yapılmışsa belgelerin getirtilmesini, bu iş yerinde çalışanları tanıyabilecek tarafsız nitelikteki başka işverenler ile onların sigortalı işçilerinin tespit edilerek dinlenmesini istiyor.

Kabul etmek gerekir ki, bütün bu araştırmaların yapılması hiç de kolay değil. Üç beş yıl önceki iş yeri ile ilgili benzer kanıtları toplamak bile zor iken 25 -30 yıl önce staj yapılan iş yerine ait bilgilerin toplanması çoğu zaman imkansızdır.

Yargıtay kararı her ne kadar açık kapı bırakıyorsa da staj sigortası sorununun mahkeme yoluyla çözülmesi çok zor görünüyor.

Okurlarımızın çoğunun da belirttiği gibi konuyla ilgili kesin çözüm ancak bir yasal düzenlemeyle sağlanabilir. Aksi takdirde dava açanlar bir de yaptıkları mahkeme masrafları ile karşı karşıya kalabilirler.

2011 YILINDA ÇALIŞMAYA BAŞLAYAN İŞÇİ KENDİ İSTEĞİYLE AYRILARAK KIDEM TAZMİNATINI NE ZAMAN ALIR?

1993 doğumluyum. 2011 yılında 18 yaşını doldurduktan sonra işe başladım. Aynı iş yerinde hala çalışmaktayım. İstifa edersem kıdem tazminatını alabilir miyim. İstifa edince kısmi de olsa emekli maaşı ne zaman bağlanır? (Murat O.)

Kendi isteğiyle işten ayrılan işçinin kıdem tazminatı alma hakkı, ilk defa sigortalı çalışmaya başlama tarihine göre değişir. Sigortalı çalışmaya 8 Eylül 1999 öncesinde başlayanlar 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim günüyle; 8 Eylül 1999 – 30 Nisan 2008 tarihleri arasında başlayanlar 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim günüyle ya da sigortalılık süresine bakılmaksızın 7000 prim gününü tamamladıklarında kendi istekleriyle ayrıldıkları iş yerinden kıdem tazminatı alırlar.

İlk defa sigortalı çalışmaya 2008 yılından sonra başlayanlarda kıdem tazminatı alabilme hakkı ise 5400 prim gününü tamamladıkları tarihte başlar. Ancak, sigortalı çalışmaya 2008 - 2016 yılları arasında başlayanlar için kademeli geçiş süresi öngörülmüş bulunuyor. Buna göre, 2011 yılında sigortalı çalışmaya başlayanlar 4900 prim gününü tamamladıkları takdirde kendi istekleriyle ayrıldıkları iş yerinden kıdem tazminatı alabilirler.

İlk defa sigortalı çalışmaya 2011 yılında başladınız ve bugüne kadar kesintisiz çalıştıysanız 4900 prim günü koşulunu tamamlamış olmalısınız. Bu durumda SGK’dan kıdem tazminatı yazısı almak suretiyle işverenden kıdem tazminatınızı alıp işten ayrılabilirsiniz.

Sizin için kısmi emeklilik koşulları da yaş hariç yerine gelmiş bulunuyor. Bundan sonra hiç çalışmasanız bile 63 yaşını tamamladığınız tarihte emekli aylığı bağlatabilirsiniz.

ANNEM İKİ AYLIĞI BİRDEN ALABİLİR Mİ

Babamın 2020 yılında vefatından sonra emekli aylığını annem almaya başladı. Babam SGK emeklisidir. Annem de önümüzdeki aylarda SGK’dan emekli olacak. Annem emekli olduktan sonra hem babamın hem de kendi aylığını alabilir mi? (Emre A.)

Öncelikle “SGK emeklisi” ifadesine açıklık getirelim. SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı 2006 yılında tek çatı altında birleştirilerek Sosyal Güvenlik Kurumuna dönüştürüldü. Halk arasında SGK emeklisi ifadesiyle 2008 öncesi sigortalı çalışmaya başlayanlar için SSK kastediliyor.

Hangi statüde olursa olsun bir kişi hem eşinden dul aylığı hem de kendi çalışmasından kaynaklı aylığını alır. Her durumda kendi aylığını tam alır. Dul aylığı ise dosyada kendisinden başka ölüm aylığı alan kişi olmaması halinde yüzde 75 oranında bağlanır. Kendi çalışmasından dolayı aylık bağlananlar ise yüzde 50 oranında dul aylığı alabilirler.

Anneniz emekli olduğunda kendi aylığının tamamını, babanızın aylığının ise yüzde 50’sini alır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler