Gazetecilik gerçekten büyük değişim geçirdi.
Eskiden muhabirler haber bulurdu; şimdi bazıları “hedef” buluyor.
Eskiden gazeteciler soru sorardı; şimdi bazıları savcı gibi iddianame yazıyor.
Eskiden “iddia” denirdi; şimdi hüküm veriliyor.
Üstelik delil toplamadan, tanık ya da sanık ifadesi olmadan!
Daha gerçek hakimler, gerçek savcıların hazırladığı iddianameleri bile okumadan!
Ve tüm bunlar “gazetecilik” diye yutturuluyor!
TAMAR TANRIYAR OLAYI!
Tamar Tanrıyar’ı yıllardır tanıyoruz.
Magazin dünyasından... Televizyon kulislerinden... Ünlüler dünyasından... İletişim çevrelerinden...
Kimsenin Tamar Hanım’ın bu alanlardaki birikimine itirazı yok.
Ancak son dönemde açtığı yeni sayfa, eski kariyerinden çok farklı:
Artık magazin ikinci planda; siyaset başrolde.
Daha doğrusu... Muhalefet başrolde!
Başrolden de öte hedefte…
HEP AYNI İSİMLER!
Tamar Hanım’ın YouTube'daki SİBER HABER TV kanalının son dönem yayın başlıklarına göz gezdirin.
Karşınıza çıkan isimler neredeyse hiç değişmiyor.
Özgür Özel... Ekrem İmamoğlu… Muhittin Böcek... Veli Ağbaba… CHP... CHP kurultayı... Halk TV... Muhalif gazeteciler...
Başlıklar da dikkat çekici:
“Özgür’ün Güvendiği Dağlar...”
“Muhittin’i Bitiren Kaset...”
“FETÖ, CHP’yi Nasıl Ele Geçirdi?”
Bunlar klasik haber başlıkları değil.
Okuyucuya ya da izleyiciye soru sorduran başlıklar da değil.
Daha en baştan bir hüküm kuran, kesin bir kanaat oluşturmaya çalışan başlıklar.
Elbette her yayıncı kendi editoryal dilini seçebilir.
Ancak bir yayın dili sürekli aynı siyasi kimliği hedef gösteriyorsa, olay gazeteciliğin dışına taşmış demektir.
TARAFSIZ TARAF!
Kanalın tanıtımındaki şu cümle ise bence her şeyden daha ilginç:
“Tarafsız haber yapıyor muyum? Evet...
Tarafsız mıyım? Hayır.”
İlk bakışta samimi gibi görünüyor.
Ama insan yine de sormadan edemiyor:
Tarafsız olmayan biri, tarafsız haber yaptığını nasıl iddia eder?
Haberi tarafsız yapan, haberi sunan kişinin yöntemidir.
Kaynağı sorgulamasıdır.
Karşı görüşe yer vermesidir.
Haberi yorumdan ayırmasıdır.
Yoksa “Ben tarafım ama haberim tarafsız” demek, gazetecilik literatüründe kolay açıklanabilecek bir iddia değildir.
SÖZDE HABER SİTESİ AMA…
Daha ilginç olan ise gündem tercihleri.
Türkiye’nin son yıllardaki gündemine bakalım.
Enflasyon, hayat pahalılığı, emekli maaşları, asgari ücret, genç işsizliği, düşünce, ifade ve basın özgürlükleri... RTÜK cezaları...
Soruşturmalar, gözaltılar, davalar, dolup taşan cezaevleri...
Bunların her biri milyonlarca insanın hayatını etkileyen meseleler.
Ama aynı dönemde SİBER HABER’in öne çıkan yayınlarına baktığınızda bunların hiçbirinden eser yok!
Sadece CHP içi tartışmalar, CHP’li belediyeleri ve muhalefet aktörlerini mahkum eden (çoğu bel altı) yayınlar…
Elbette muhalefet de eleştirilir.
Eleştirilmelidir.
Benim itirazım buna değil.
Benim sorum şu:
Bir gazetecinin pusulası neden sürekli aynı yönü gösterir?
PUSULA BİR KERE ŞAŞINCA!
Sadece muhalefeti hedef alan yayınlarıyla gündeme gelen iktidar medyası tarafından kaynak gösterilen Tamar Tanrıyar, bir kez bunun dışına çıktı. İktidara yakın bir medya grubu ve bazı isimler hakkında aynı üslupla yayın yaptı.
İşte; o zaman da deyim yerindeyse ipi çekildi!
Onca hakaret ve bel altı suçlama karşısında harekete geçmeyen savcıların konuğu oldu.
Gerçi diğer gazeteciler gibi gözaltına alınmadı, adliyede sadece bir saat kaldı ama bu gözdağı bile rotasını yeniden ayarlamasını sağladı!
ÖNEMLİ OLAN!
Ben Tamar Tanrıyar’ın hangi partiye oy verdiğini bilmiyorum.
Bilmek de istemem.
İlgilendiğim tek şey şu:
Bir gazeteci ya da yayıncı, haber üretirken seçtiği konuyla da kendini anlatır.
Bazen yazdığı haberler kadar...
Yazmamayı tercih ettiği haberler de onun kim olduğunu gösterir.
Çünkü gazetecinin gerçek kimliği, kartvizitinde değil...
Pusulasındadır.
Ayrıca, “tarafsız taraf” Tamar Hanım’a hatırlatmak isterim:
Gazetecinin de insanın da “tarafsız”ı olmaz…
Önemli olan haber yazarken gerçekleri çarpıtmamak yani nesnel olabilmek ve “bağımsız kalabilmek”tir!