Havaların ısınmasıyla birlikte açık hava aktiviteleri artarken, arı sokması vakalarında da ciddi bir artış yaşanıyor. Halk arasında kulaktan kulağa yayılan çamur, amonyak veya yoğurt sürmek gibi geleneksel yöntemler ise durumun ciddiyetini daha da artırabiliyor.
Merve Kantarcı Çulha'nın sorularını yanıtlayan Çocuk Alerjisi ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Al, arı sokmasında doğru bilinen yanlışları tek tek sıralayarak, hayat kurtaran en kritik ilk adımın ne olduğunu anlattı.
İşte Doç. Dr. Serdar Al'dan arı sokmasında normal reaksiyon ile ölümcül alerji arasındaki o ince çizgi...
Arı sokmasında normal bir kızarıklık ile hayati tehlike yaratan alerjik reaksiyon arasındaki o ince çizgi nedir?
Arı sokmasından sonra o bölgede ağrı, kızarıklık, hafif şişlik ve kaşıntı olması normaldir. Hatta bu şişlik bazen 10 santimetreden büyük olabilir ve birkaç gün sürebilir. Bu durum alerji değil, arı zehrine karşı gelişen beklenen lokal reaksiyondur.
Peki, hayati tehlike olduğu nasıl anlaşılır?
Hayati tehlike oluşturan durum ise anafilaksi dediğimiz sistemik alerjik reaksiyondur. Burada belirtiler yalnızca sokulan bölgede kalmaz.
Dakikalar içinde tüm vücutta kurdeşen, dudak veya dilde şişme, nefes darlığı, hırıltı, boğazda sıkışma hissi, baş dönmesi, bayılma, tansiyon düşüklüğü, kusma veya bilinç kaybı gelişebilir.
Bir kişi alerjisi olduğunu ilk o anda nasıl anlar?
Bir kişi arı alerjisi olduğunu genellikle ilk ciddi sistemik reaksiyon sırasında fark eder. Bu nedenle arı sokmasını takip eden ilk 30 dakika özellikle dikkatle izlenmelidir. Solunum güçlüğü veya baygınlık hissi oluşuyor ise zaman kaybetmeden acil tıbbi yardım alınmalıdır.
Halk arasında arı sokmasına çamur, amonyak veya yoğurt sürmek gibi refleksler var. Bu yaygın alışkanlıklardan hangileri aslında durumu daha da tehlikeli hale getiriyor?
Bilimsel olarak bu uygulamaların hiçbirinin faydası gösterilmemiştir.
Özellikle çamur sürmek enfeksiyon riskini artırabilir. Amonyak, diş macunu, kolonya veya çeşitli kimyasallar ise cildi tahriş ederek ağrıyı ve hasarı artırabilir. Yoğurt ya da bitkisel karışımların da tedavi edici etkisi yoktur.
Doğru olan nedir?
Doğru yaklaşım; varsa arının iğnesini gecikmeden çıkarmak, bölgeyi sabun ve suyla temizlemek, soğuk uygulama yapmak ve şişliği azaltmak için gerekiyorsa doktor önerisiyle antihistaminik veya ağrı kesici kullanmaktır. Ancak nefes darlığı, yaygın döküntü veya baygınlık gibi belirtiler gelişirse evde uygulanacak hiçbir yöntem yeterli değildir; bu durumda eğer varsa adrenalin oto-enjektör kullanılmalı ve hızlıca acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.
Daha önce arı soktuğunda hiçbir şey olmayan birinde, yıllar sonra aniden ölümcül bir alerji gelişebilir mi? Alerji sonradan kazanılan bir şey midir?
Evet, gelişebilir.
Arı alerjisi doğuştan olmak zorunda değildir. Bağışıklık sistemi zaman içinde arı zehrine karşı duyarlılık geliştirebilir. Bir kişi yıllarca hiçbir sorun yaşamazken daha sonraki bir sokmada ciddi alerjik reaksiyon gösterebilir.
Bunun nedeni, ilk sokmaların bağışıklık sistemini duyarlı hale getirebilmesidir. Ancak şunu da vurgulamak gerekir ki her arı sokmasından sonra alerji gelişmez. Ciddi sistemik reaksiyonlar toplumda oldukça nadirdir.
Issız bir yerde arı soktuğunda ve yanımızda ilaç olmadığında saniyeler içinde yapılabilecek en kritik ilk yardım hamlesi nedir?
Eğer arının iğnesi deride kaldıysa, en önemli ilk adım onu mümkün olduğunca hızlıca çıkarmaktır.
İğne, kredi kartı benzeri sert bir cisimle sıyırılarak veya cımbızla dikkatlice çıkarılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, iğnenin ucundaki zehir kesesini parmaklarla sıkmamaya veya ezmemeye özen göstermektir. Çünkü bu durum deriye daha fazla zehir geçmesine neden olabilir. Aslında, iğnenin nasıl çıkarıldığından çok ne kadar hızlı çıkarıldığı daha önemlidir.
Ancak şunu unutmamak gerekir ki iğnenin çıkarılması, oluşabilecek alerjik reaksiyonu veya anafilaksiyi kesin olarak engellemez. Anafilaksi, kişinin bağışıklık sisteminin arı zehrine verdiği aşırı yanıta bağlı gelişir ve çok az miktarda zehir bile duyarlı kişilerde ciddi reaksiyona yol açabilir.
İğne çıkarıldıktan sonra ne yapılmalıdır?
İğne çıkarıldıktan sonra bölge sabun ve suyla temizlenmeli ve soğuk uygulama yapılmalıdır. Ancak kişi nefes almakta zorlanıyorsa, dudak veya dilinde şişme başlıyorsa, baygınlık hissediyorsa ya da yaygın kurdeşen gelişiyorsa yapılacak en kritik şey vakit kaybetmeden 112'yi aramak ve kişinin yanında adrenalin oto-enjektörü varsa bunu uyluğun dış kısmına uygulamaktır. Anafilakside hayat kurtaran ilaç adrenalindir; antihistaminikler veya kortizon bu durumda yeterli değildir.
Arı alerjisinden aşı tedavisiyle (immünoterapi) tamamen kurtulmak mümkün mü? Bu tedavi ne kadar sürüyor ve başarı oranı nedir?
Arı zehri immünoterapisi, tıpta en başarılı alerji tedavilerinden biridir. Tedavinin amacı bağışıklık sistemini arı zehrine alıştırarak, sonraki arı sokmalarında gelişebilecek ağır alerjik reaksiyonları önlemektir.
Tedavi genellikle 5 yıl sürer. Uygun hastalarda koruyuculuk oranı yaban arısı alerjisinde yaklaşık yüzde 95'in, bal arısı alerjisinde ise yüzde 80–90'ın üzerindedir. Bu nedenle daha önce sistemik alerjik reaksiyon geçiren hastalarda yaşam kurtarıcı bir tedavi olarak kabul edilir.
Ancak her hasta için tedavi süresi aynı değildir. Mastositoz gibi mast hücre hastalığı olanlar, başlangıçta çok ağır anafilaksi geçirenler veya arıcılık gibi mesleği gereği sık arı maruziyeti olan yüksek riskli kişilerde immünoterapinin daha uzun süre, hatta ömür boyu sürdürülmesi gerekebilir. Bu karar, hastanın risk faktörleri ve tedaviye verdiği yanıt değerlendirilerek alerji uzmanı tarafından bireysel olarak verilir.
Tedavi mutlaka çocuk veya erişkin alerji uzmanı tarafından planlanmalı ve uygulanmalıdır. Ayrıca bu hastaların yanlarında adrenalin oto-enjektörü bulundurmaları ve nasıl kullanacaklarını bilmeleri de büyük önem taşır.


