Ana içeriğe geç

Bahçeli’den Kıbrıs çıkışı: İstikameti Brüksel tayin edemez

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu’na tepki göstererek, “Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel’de değildir. AP’nin değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür” dedi.

Bahçeli’den Kıbrıs çıkışı: İstikameti Brüksel tayin edemez
Hürriyet
16

MHP Lideri, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıldönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

“20 Temmuz 1974, Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kudretini, Kurtuluş Harbi’nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş; miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz’in sularına gömmüştür. Kıbrıs; Anadolu’nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz’deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa’nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz’deki itibarı da birbirinden kopartılamaz.

KIBRIS TÜRKÜ ADANIN ASLİ SAHİBİ

Kıbrıs Türkü, Ada’nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa’nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi’nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571’de Mağusa’nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının adada kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Temmuz 1974’te Ada’ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs’ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Bugün Türk askerinin Ada’daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974’te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığı zulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir.”

Türk askeri barışın sigortası

Türk askerinin Ada’daki mevcudiyeti yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz’deki barış ikliminin yegâne sigortasıdır. Ada’da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır. Ancak Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa’nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada’nın ‘meşru bir topluluğu’ olarak tanımlayan bu rapor, Türkiye’ye Kıbrıs Türklerine siyasi alan açması çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel’de değildir. Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kıbrıs’ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kuran kudretindedir. Kıbrıs’ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır. AP’nin değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür.

Kaynağa Git

İlgili Haberler