Kocaeli'de, "Hacı Baba" ismini verdikleri sözde manevi bir varlık üzerinden vatandaşların dini inançlarını istismar ederek 2 milyon liralık vurgun yapan 4 kişilik ailenin yargılandığı davada karar açıklandı.
Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada sanıklara "nitelikli dolandırıcılık" suçundan toplamda yüzyılı aşan hapis cezaları verilirken, davanın başaktörü ve tek tutuklu sanığı olan kadının 42 yıl hapis cezası almasına rağmen sağlık sorunları gerekçesiyle tahliye edilmesi davanın en dikkat çeken detayı oldu.
Cin ve Musibet Yalanıyla 2 Milyon Liralık Vurgun
Adli kayıtlara göre 2020-2023 yılları arasında organize bir şekilde faaliyet gösteren 54 yaşındaki S.S., 32 yaşındaki kızı M.S., 37 yaşındaki oğlu K.S. ve dini nikahlı eşi 51 yaşındaki B.H., akılalmaz bir dolandırıcılık şebekesi kurdu. Aile, mağdurları "Hacı Baba" adını verdikleri büyük bir veliyle iletişim kurduklarına inandırdı. Bu hayali varlığın cin musallat olanlara yardım ettiği ve bağış yapanları büyük belalardan koruyacağı yalanıyla mağdurlardan düzenli olarak para ve altın toplandı.
Dolandırıcılığın boyutunu daha da genişleten şebeke, mağdurlara akraba ve yakınlarını da bu sisteme dahil etmeleri gerektiğini söyleyerek, "sadaka ve infak" adı altında toplam 2 milyon liralık haksız kazanç elde etti.

"Asıl Suçlu Onlar, Ben Izdırap İçinde Yaşıyorum"
Mahkeme sürecinde sanık kürsüsünde savunma yapan tutuklu sanık S.S., suçu kendisinden şikayetçi olan müştekilerin üzerine attı. S.S. mahkemedeki savunmasında çarpıcı iddialarda bulunarak, "Bu işi başlatan müştekilerdir.
Asıl sanık kürsüsünde olması gereken onlar; sürekli muskalar yapıp sadaka adı altında para topladılar. Ben iyi bir şey yaptığımı sanarak onlara uydum. Şu an göbeğimde kanama var, 4 damarım tıkalı. Bu insanların vebalini biz ödüyoruz, ızdırap içinde yaşıyorum" diyerek sağlık durumu nedeniyle tahliyesini talep etti. Ayrıca kızı M.S.'nin olaylardan tamamen habersiz olduğunu ve kızının banka kartını kendisinin kullandığını öne sürdü.

Karar Açıklandı: 42 Yıl Hapis Cezasına Rağmen Tahliye
Cumhuriyet savcısının tüm sanıklar için cezalandırma talep etmesinin ardından mahkeme heyeti kararını duyurdu. Mahkeme, "Nitelikli dolandırıcılık" suçundan S.S., B.H. ve K.S.'ye 7'şer kez 6'şar yıl olmak üzere kişi başı toplam 42'şer yıl hapis ve 1 milyon 50 biner lira adli para cezası verdi. Kızı M.S. ise toplam 21 yıl hapis ve 75 bin lira adli para cezasına çarptırıldı.
Ancak mahkeme heyeti, 42 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan baş sanık S.S.'nin ciddi seyreden sağlık sorunlarını göz önünde bulundurarak sürpriz bir kararla tahliyesine hükmetti. Tutuksuz yargılanan diğer üç sanığın ise mevcut hallerinin devamına karar verildi.
İddianameden
İddianameye göre şüpheliler, müştekilerle Gölcük'teki adreslerinde "dini sohbet" adı altında bir araya gelmişti. Bu görüşmelerde S.S.'nin oğlu K.S. kendisini sözde hoca olarak tanıtmış, "hacı baba" isimli sözde manevi kişinin insanları musibetlerden kurtardığını ancak bunun için bağış yapılması gerektiğini söylemişti. Sanıklardan B.H.'nin de hacı baba ile direkt irtibat kurduğunu iddia etmiş olduğu belirtilen iddianamede, şahsın "kendisine para gönderilmesi" halinde kişilerin büyük belalardan kurtulacağını müştekilere aktardığı kaydedilmişti.
"Hacı baba" numaralı hat S.S.'ye ait çıktı
S.S.'nin, mağdurlar A.T. ve F.K. adına banka hesabı açtırarak, bağış gelirlerini bu hesaplarda topladığı ve hesapları bizzat yönettiğinin belirtildiği iddianamede, toplanan paralardan yüksek miktarda bir kısmının kızı M.S.'nin hesabında aktarıldığı vurgulanmıştı. Yine iddianamede, şüphelilerin mağdurlarla WhatsApp grubu kurarak dini sohbetlerle onları bağış yapmaya teşvik ettikleri, "hacı baba" ismiyle WhatsApp grubunda kayıtlı olan telefon numarasının yapılan incelemelerde S.S.'ye ait olduğu ortaya çıkmıştı.
"Paralar manevi hocanın cini tarafından alındı"
Müştekilerden F.M. (54), iddianamede yer alan ifadesinde, gayri resmi olarak evlerde Kur'an öğreticiliği yaptığı sırada 2019 Aralık'ta S.S. ile tanıştığını anlatmıştı. Bu süreçte eşinin madde kullanımı nedeniyle zor günler geçirdiğini, S.S.'nin kendisini sürekli boşanmaya yönlendirdiğini, 2020 Şubat'ta evinden ayrılarak S.S.'nin Gölcük'teki evinde yaşamaya başladığını söylemişti. S.S.'nin banka hesaplarının bloke olduğu gerekçesiyle kendi adına telefon hattı ve banka hesabı açıldığını belirtmişti.
F.M., bir süre sonra S.S. aracılığıyla kendisini "hacı baba" olarak tanıtan bir kişinin WhatsApp'tan ulaştığını, ledün ilmi ve cinli hastalar söylemiyle sürecin ilerlediğini anlatmıştı. Ardından S.S.'nin oğlu K.S.'nin eve geldiğini, "Kaan Hoca" adıyla sosyal medyada bu konuları yaydığını, hastalar üzerinden para talep edilmeye başlandığını aktaran F.M.; sadaka, infak, zekat ve yardım adı altında para ve altın toplandığını, altınların S.S.'ye teslim edildiğini, kendisine bu para ve altınların "manevi hocanın cini tarafından alındığının" söylendiğini ifade etmişti. Yaklaşık iki yıl süren süreçte hem kendisinin hem de çevresindeki kişilerin maddi zarara uğradığını, sonrasında tehdit edildiğini dile getirmişti.
İHA