Son dönemin en çok konuşulan sağlık başlıklarından biri zayıflama iğneleri. Kimileri fazla kilolarından kurtulmak için doktora başvururken, kimileri ise sağlık kontrolünden geçmeden yakın çevresinin tavsiyeleri veya sosyal medyada gördüklerinden etkilenerek bu tedaviye yöneliyor. Ancak dikkat!
İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, "Son zamanlarda polikliniğime başvuran hastalarımdan en sık duyduğum sorulardan biri, 'Hocam, şu meşhur zayıflama iğnelerinden ben de başlasam olur mu?' oluyor. Zayıflama iğneleri obeziteyle mücadelede elimizdeki en güçlü tedavi seçeneklerinden biri haline geldi. Ancak bu iğneler bir mucize değil; doğru hasta seçimi, yakın takip ve yaşam tarzı değişikliğiyle birlikte hekim kontrolünde uygulanması gereken ciddi bir tıbbi tedavidir" dedi.
BEYNE TOKUM SİNYALİ GÖNDERİYOR
Kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel gerçeklerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Alpay Medetalibeyloğlu, zayıflama iğneleri hakkında 6 kritik bilgi verdi.
Bu tedaviler, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) belirli bir seviyenin üzerinde olan, obezite veya tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıkları olan bireyler için geliştirilmiştir.
Bu iğneleri başarısı tartıdaki rakamı düşürmek değildir. Kilo kaybı sağlayarak; kalp krizi riski, uyku apnesi, karaciğer yağlanması gibi obezitenin yarattığı hayati komplikasyonları ciddi anlamda geriletir.
Midenin boşalmasını yavaşlatarak ve beyindeki iştah merkezine 'tokum' sinyali göndererek etki ederler. Yani sizi aç bırakarak değil, porsiyon kontrolünü doğal bir şekilde sağlamanıza yardımcı olarak kilo verdirirler.
Obezite kronik bir hastalıktır. Kullanım süresi hastanın yanıtına ve kişiye özel planlanır.
Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmediyseniz, ilacı bıraktığınızda verdiğiniz kiloları geri alma riskiniz yüksek olacaktır.
Geçmişinde pankreatit atağı geçirenler, safra kesesi taşı olanlar için bu ilaçlar riskli olabilir. Bu nedenle "komşum kullanmış, ben de kullanayım" mantığıyla asla başlanmamalıdır.
