Ekonomiden yansıyan veriler dalgalı seyrin sürdüğünü gösterdi. Son veriler, Türkiye ekonomisinde perakende tüketimin canlılığını koruduğunu ancak üretim, toptan ticaret ve şirket cirolarında reel büyümenin belirgin biçimde yavaşladığını gösterdi. Cari açığın piyasa beklentisini aşmasıyla dış finansman ihtiyacı yeniden öne çıkarken, İran çevresinde tırmanan savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler petrol fiyatları üzerinden enflasyon, döviz rezervleri ve büyüme görünümü üzerindeki riskleri artırdı. Merkez Bankası verilerine göre cari işlemler hesabı 1,46 milyar dolar açık verdi. Piyasa beklentisi yaklaşık 900 milyon dolarlık açık yönündeydi. Böylece cari denge tahminlerden daha olumsuz gerçekleşirken, 12 aylık birikimli cari açık 37,3 milyar dolara ulaştı.
CARİ DENGE KIRILGAN
Cari işlemler hesabının alt kalemleri ise enerji ve altın ithalatının dış denge üzerindeki ağırlığını bir kez daha gösterdi. Altın ve enerji hariç cari işlemler dengesi mayısta 3,63 milyar dolar fazla verdi. Bu görünüm, Türkiye’nin enerji ve değerli maden ithalatı dışarıda bırakıldığında döviz kazandırıcı faaliyetlerde fazla üretebildiğini ancak enerji ihtiyacı nedeniyle cari açık vermeye devam ettiğini ortaya koydu. Cari dengede kırılganlık sürerken iç piyasadan gelen veriler, tüketim ile üretim zinciri arasındaki ayrışmayı belirginleştirdi.
ARTIŞ TABLOLARI NELER?
Öte yandan ticaretin alt sektörlerinde birbirinden oldukça farklı bir görünüm oluştu. Toptan ticaret satış hacmi yıllık bazda yüzde 7,8 gerilerken, perakende ticaret satışları yüzde 13,7 yükseldi. Motorlu kara taşıtları ve motosikletlerin ticaret ve onarımı alanında da yıllık artış kaydedildi. Aylık verilerde perakende satış hacmi yüzde 2,4, motorlu kara taşıtları ve motosiklet ticareti yüzde 2,9 arttı. Buna karşılık toptan ticaret satış hacmi bir önceki aya göre yüzde 0,6 geriledi. Verilere göre şirket ciroları yavaşlamaya işaret ediyor. Sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörlerini kapsayan toplam ciro endeksi mayıs ayında yıllık bazda yüzde 32,9 arttı. Nominal olarak yüksek görünen bu artış, aynı dönemdeki enflasyon dikkate alındığında büyük ölçüde fiyat yükselişlerinden kaynaklandı.
REZERVLERDE BÜYÜK ARTIŞ
Türk ekonomisinin dış şoklara karşı en önemli savunma alanlarından birini Merkez Bankasının döviz rezervleri oluşturuyor. Swap hariç net rezervler Mart 2024 sonunda eksi 65,5 milyar dolar seviyesindeyken, izleyen dönemde uygulanan sıkı para politikası, Türk lirasına yönelik talep ve döviz girişleriyle hızla toparlandı. Rezervler 8 Mayıs’ta 39,2 milyar dolara çıktı, ancak 29 Mayıs’ta 26,6 milyar dolara indi. TCMB’nin 10 Temmuz tarihli sunumuna göre swap hariç net rezervler 3 Temmuz 2026 itibarıyla yaklaşık 40 milyar dolar, brüt rezervler ise 171 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu. Rezervlerde Mart 2024’e göre sağlanan büyük artış, Merkez Bankasının döviz piyasasındaki hareketlere karşı kapasitesini güçlendirdi.
JPMORGAN'A GÖRE 51.4
Küresel yatırım bankası JPMorgan ise Orta Doğu’daki savaş ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ardından Türkiye ekonomisine ilişkin tahminlerini güncelledi. Banka, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3 olarak açıkladı. JPMorgan yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 29’a, TCMB politika faizi tahminini yüzde 35’e çıkardı. Dolar/TL kurunun yıl sonunda 51,4 seviyesine ulaşacağını öngören banka, 2026 yılı cari açığının 48 milyar dolara çıkarak milli gelirin yaklaşık yüzde 2,8’ine ulaşmasını bekliyor.
ENERJİ ŞOKU BELİRLEYİCİ
Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise son tabloyu yorumlarken, "Türkiye ekonomisinde önümüzdeki dönemin temel dengesi, içeride süren sıkı para politikası ile dışarıdan gelen enerji şokunun karşı karşıya gelmesiyle oluşacak. Perakende tüketimin güçlü kalması enflasyonun düşüş hızını sınırlarken, toptan ticaret ve reel cirolardaki yavaşlama büyüme üzerindeki baskıyı artırıyor" diyor.
Kaynak: Web Özel