Ana içeriğe geç

Haziran sonuna dikkat! Petrol rezervlerinde ne kadar stok kaldı? IEA gerçeği itiraf etti

Petrol rezervlerinde ne kadar stok kaldı?'sorusu dünya ekonomisinin bir numaralı gündem maddesi haline geldi. 28 Şubat'ta patlak veren İran savaşı ve ardından küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik Hürmüz Boğazı'nın kapanması, onlarca yıldır görülmemiş ölçekte bir petrol arz şokuna yol açtı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre; mart ayındaki 400 milyon varillik tarihi rezerv salımına rağmen stoklar rekor hızla erirken, tüketim hızının bu şekilde sürmesi halinde haziran sonu itibarıyla ticari petrol stoklarının kritik derecede düşük seviyelere ineceği uyarısı yapıldı.

Haziran sonuna dikkat! Petrol rezervlerinde ne kadar stok kaldı? IEA gerçeği itiraf etti
Türkiye Gazetesi
16

Petrol rezervlerinde ne kadar stok kaldı?'sorusu dünya ekonomisinin bir numaralı gündem maddesi haline geldi. 28 Şubat'ta patlak veren İran savaşı ve ardından küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik Hürmüz Boğazı'nın kapanması, onlarca yıldır görülmemiş ölçekte bir petrol arz şokuna yol açtı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre; mart ayındaki 400 milyon varillik tarihi rezerv salımına rağmen stoklar rekor hızla erirken, tüketim hızının bu şekilde sürmesi halinde haziran sonu itibarıyla ticari petrol stoklarının kritik derecede düşük seviyelere ineceği uyarısı yapıldı.

İran savaşı ve ardından küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği kritik Hürmüz Boğazı'nın kapanması, onlarca yıldır görülmemiş ölçekte bir petrol arz şokuna yol açtı.

Küresel enerji krizinin derinleşmesiyle birlikte, Orta Doğu petrolüne göbekten bağlı olan Asya pazarı başta olmak üzere birçok hükümet, tüketimi düşürmek adına radikal tasarruf tedbirlerini devreye soktu.

PETROL REZERVLERİNDE NE KADAR STOK KALDI?

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), mart ayında sanayileşmiş ülkelerin acil durum stoklarından yaklaşık 400 milyon varillik büyük bir petrol rezervi salımını koordine etmişti. Ancak savaşın başlamasından yaklaşık üç ay sonra, Washington ile Tahran'ın çatışmayı sona erdirecek ve kritik su yolunu yeniden açacak bir anlaşmaya yaklaşabileceğine dair umutlara rağmen Hürmüz Boğazı'ndaki petrol trafiği hala durmuş durumda.

IEA Başkanı Fatih Birol da kısa süre önce petrol stoklarının "sonsuz olmadığını" ve dünya genelinde "çok hızlı" azaldığını söyleyerek üretim ve rafineri kapasitesinin savaş öncesi seviyelere dönmesinin uzun zaman alacağına vurgu yaptı.

Dünyadaki en büyük stratejik petrol stokları Çin, ABD ve Japonya'nın elinde bulunuyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin (EIA) verilerine göre Aralık 2025 itibarıyla Çin'in ticari ve devlet rezervleri dahil toplam petrol stoku yaklaşık 1,4 milyar varili buluyor. ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi'nde (SPR) yaklaşık 413 milyon varil petrol yer alırken, ticari ham petrol stokları da 411 milyon varil düzeyinde seyrediyor. Japonya ise yalnızca devlet kontrolündeki rezervlerinde bulundurduğu yaklaşık 263 milyon varille dünyanın üçüncü büyük stratejik petrol stokuna sahip ülke konumunda yer alıyor.

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de yasa gereği en az 90 günlük net ithalatı veya 61 günlük tüketimi karşılayacak düzeyde acil durum petrol stoku bulundurmakla yükümlü bulunuyor. AB ülkeleri, IEA koordinasyonunda piyasaya sürülen 400 milyon varilin yaklaşık yüzde 20'sini karşıladı; bu kapsamda Almanya 19,5 milyon varil, Fransa 14,6 milyon varil, İspanya 11,6 milyon varil ve İtalya 10 milyon varil petrolü piyasaya sundu.

Hindistan'ın ise stratejik rezervlerinde yaklaşık 21 milyon varil petrolü bulunuyor. Finansal veri ve analiz şirketi S&P Global'e göre bu rezervler, ülkenin net petrol ithalatını yaklaşık 9,5 gün karşılayabiliyor; ancak devlet kontrolündeki petrol şirketlerinin stokları da hesaba katıldığında bu süre yaklaşık 74 güne kadar çıkıyor. Bu stratejik rezervlerin yanı sıra, ABD'nin küresel arzı artırmak amacıyla yaptırımları geçici olarak askıya almasıyla birlikte denizde bekleyen petrol tankerlerindeki milyonlarca varil Rus ham petrolü de Asya'daki alıcılar için erişilebilir hale geliyor.

NE ZAMAN KRİTİK SEVİYEYE İNECEK?

Petrol stokları şimdiye kadar enerji şokunun etkilerini hafifletmeye ve arz dalgalanmalarını yönetmeye katkı sağladı. Ancak savaşın başlamasından yaklaşık üç ay sonra, Washington ile Tahran'ın çatışmayı sona erdirecek ve kritik su yolunu yeniden açacak bir anlaşmaya yaklaşabileceğine dair umutlar doğsa da Hürmüz Boğazı'ndaki petrol trafiği hala kapalı bulunuyor. Kesintinin sürmesi nedeniyle ülkeler hem stratejik rezervlerini hem de ticari stoklarını hızla tüketmeye devam ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel petrol stoklarının mart ve nisan aylarında rekor hızda azaldığını ve toplamda 246 milyon varil düştüğüne işaret etti.

Mevcut durum özellikle yaz aylarındaki yüksek talep döneminde petrol kıtlığı endişelerini artırıyor. Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi'nde görev yapan enerji uzmanı Antoine Halff, arz kesintilerinin sürmesi halinde kıtlığın tüm bölgelerde ve tüm sektörlerde aynı ölçüde hissedilmeyeceğini vurguluyor. Halff; Orta Doğu enerji kaynaklarına yüksek bağımlılıkları nedeniyle Asya ülkelerinin en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer aldığını, havacılık ve uçak yakıtının da en ağır darbeyi alacak sektörlerden biri olduğunu ifade ediyor. Bu durumun petrol fiyatlarında ciddi artışlara yol açacağını belirten Halff, etkilerin ABD gibi kendi arzı güçlü olan ülkelerde bile hissedileceğini kaydediyor.

Ham petrol fiyatları, arz sıkıntısı ve jeopolitik risk primi nedeniyle savaş öncesine kıyasla hala yüksek seviyelerde seyrediyor. Bununla birlikte fiyatlar, haber akışına karşı son derece hassas ve dalgalı bir görünüm sergiliyor; çatışmanın kısa sürede sona erebileceğine işaret eden açıklamalar sonrasında fiyatlar gerilerken, boğazın daha uzun süre kapalı kalacağına yönelik işaretler fiyatları yeniden yukarı taşıyor.

RBC Capital Markets Küresel Emtia Stratejisi ve Orta Doğu-Kuzey Afrika Araştırmaları Başkanı Helima Croft ise piyasaların çatışmanın çözümündeki zorlukları hafife aldığını ileri sürdü. Croft hazırladığı raporda, Hürmüz Boğazı'nın kısa sürede tamamen normale döneceği yönündeki beklentilerin gerçekçi olmayan varsayımlara dayandığını aktardı. Mevcut arz kaybı hızının sürmesi halinde ay sonuna kadar toplam ham petrol kaybının 1 milyar varili aşacağını ve durum haziran boyunca değişmezse 1,5 milyar varile yaklaşacağını öngören Croft, bu tablonun petrol fiyatlarını 2008'de görülen tarihi zirve seviyelere yaklaştırabileceğine değindi. Croft'a göre bu aşamada piyasayı dengeleyecek yegane unsur talepteki düşüş oluyor. Nitekim bazı ülkeler şimdiden talebi azaltmak ve yakıt tasarrufu sağlamak amacıyla önlemler almaya başlıyor. Filipinler'de çalışma haftasının kısaltılması ve Pakistan'da ulaşım kullanımının azaltılması bu adımlar arasında öne çıkıyor.

Stokların hızla azalması karşısında hükümetler ikinci bir koordineli rezerv salımına sıcak bakmıyor. Geçen hafta G7 ülkelerinin maliye bakanlarına ev sahipliği yapan Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure, Financial Times'a yaptığı açıklamada stokların "sınırlı" olduğunu ve çatışmanın süresi ile şiddeti konusunda netlik olmadan yeni bir salımın mümkün görünmediğinden bahsetti.

Enerji uzmanı Antoine Halff da Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam etmesi halinde hükümetlerin hem arzı güvence altına alıp hem de fiyatları kontrol altında tutmak için yapabilecekleri fazla bir şeyin kalmayacağını belirterek, "Stratejik rezervlerden petrol piyasaya sürmek yardımcı olabilir, ancak bunun da bir sınırı var. Çünkü bu kaynaklar sonsuz değil" değerlendirmesinde buludu.

ABD tarafında da rezervlerdeki erime dikkat çekici boyutlara ulaştı. ABD Enerji Bakanı Wright, İran çatışması sona erdikten sonra rezervlere 40 milyon varil ekleme yapacaklarını duyurdu. 29 Mayıs 2026'da sona eren hafta itibarıyla, ABD Stratejik Petrol Rezervi'nden (SPR) 8 milyon varil daha tahliye edildi ve toplam seviye 357,1 milyon varile geriledi. Ocak 2024'ten bu yana görülen en düşük seviye olarak kayıtlara geçti. 28 Şubat'ta İran Savaşının başlamasıyla, Trump yönetiminin rezervleri tam kapasiteye çıkarma yönündeki planları sekteye uğradı ve IEA koordinasyonundaki acil durum salımları neticesinde tüm biriktirme ilerlemesi silinmiş oldu.

Capital Economics Başekonomisti Neil Shearing, mevcut tüketim hızının sürmesi halinde ticari petrol stoklarının haziran sonuna kadar kritik derecede düşük seviyelere inebileceği konusunda uyarırken, S&P Global ve diğer finansal analiz kuruluşları da arz koşullarının düzelmemesi halinde fiyatların 2008’deki tarihi zirvelere yaklaşabileceğine işaret etti.

Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre Trump yönetimi, dondurulmuş İran varlıklarını, Tahran ve İran destekli grupların hedef aldığı petrol altyapısının onarımı da dahil olmak üzere Pers Körfezi'ndeki ABD müttefiklerinin yeniden inşasında kullanmayı planlıyor.

Kamuoyuna açıklama yapma yetkisi olmayan üst düzey bir ABD yönetim yetkilisi, Hazine Bakanlığı'nın bu varlıkların müttefik ülkeler tarafından kullanılabilmesini sağlamak adına mevcut tüm yasal araçları devreye soktu.

Ancak bu stratejik hamle, Washington ile Tahran arasında dondurulmuş yaklaşık 24 milyar dolarlık İran finansal varlığının serbest bırakılması noktasında tıkanan ateşkes müzakerelerini daha da çıkmaza sokma riski taşıyor.

Öte yandan The Wall Street Journal yayımlanan analizde ise kriz ortamında Başkan Donald Trump'ın finansal piyasalar üzerindeki doğrudan ve sıra dışı etkisini mercek altına aldı.

"Trump Piyasayı Sözleriyle Etkilediğinde, Ona Karşı Bahis Yapmak Kendi Riskinizdir" başlığıyla yayımlanan makalede, Trump'ın sözlü müdahalelerinin petrol fiyatlarındaki yükselişi fiziki bir akış sağlamadan, sadece spekülatörleri baskılayarak durdurmayı başardığı ifade edildi.

Jeopolitik risk primlerinden kar elde etmek isteyen spekülatörler, Trump'ın sosyal medyadan yapacağı tek bir açıklama ile fiyatları dibe vurdurmasından korktukları için petrol piyasasında yükseliş (uzun) pozisyonu almaktan çekiniyor.

ABD basınına göre Trump'ın faiz oranları, döviz kurları ve gümrük vergileri üzerindeki takıntılı yaklaşımı Wall Street’te ciddi bir çekinceye yol açıyor. Ancak somut ekonomik göstergeler (enflasyon ve bütçe açığı gibi) açısından bakıldığında, bu sözlü müdahalelerin uzun vadeli kalıcı bir rahatlama sağlayıp sağlamayacağı sorusu güncelliğini koruyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler