AYET - VAHYİN DİLİNDEN:
(٤٥) وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّٰهُ النَّاسَ بِمَا كَسَبُوا مَا تَرَكَ عَلٰى ظَهْرِهَا مِنْ دَٓابَّةٍ وَلٰكِنْ يُؤَخِّرُهُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِعِبَادِهٖ بَصٖيراً
Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla
(45) Şayet Allah insanları yapıp ettikleri yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerin üstünde tek bir canlı bırakmazdı; fakat onlara belirlenmiş bir vadeye kadar mühlet veriyor.
Vadeleri dolduğunda ise (herkes anlayacaktır ki) Allah kullarını hakkıyla görüp bilmektedir.
(Fâtır Suresi, 35/45) (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)
TEFSİRİ:
Âyetin son cümlesi daha çok “Vadeleri dolduğunda ise Allah kime nasıl muamele edeceğini takdir eder veya gereken cezayı verir, çünkü O kullarını hakkıyla görmektedir” tarzında açıklanmıştır (Allah’ın insanları hemen cezalandırmayışının hikmeti ve “canlı” diye tercüme edilen dâbbe kelimesi hakkında bilgi için bk. Nahl 16/61).
Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri
HADİS - ALLAH RESÛLÜ'NDEN (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)
Üç kimse vardır ki, bunlara yardım Allah üzerine bir haktır:
Allah yolunda cihad eden, borcunu ödemek isteyen mükateb, iffetini korumak niyetiyle evlenen kimse."
Kaynak: Tirmizi, Fezailu'l-Cihad 20; Nesai, Nikah 6
GÜNÜN SÖZÜ:
GÜNÜN FOTOĞRAFI: