Ticari hedef 2030'lu yılların başı
Araştırma kapsamında değerlendirilen 56 özel füzyon şirketine yapılan toplam yatırımın artmasıyla birlikte 2021'den bu yana sektöre aktarılan kümülatif özel sermaye 14,2 milyar doların üzerine çıktı. Son bir yılda yatırımların yarısından fazlasını ise bu dört şirket aldı: Commonwealth Fusion Systems, Inertia Enterprises, Helion Energy ve Proxima Fusion.
Bununla birlikte füzyon reaktörleri halen deneysel aşamada bulunuyor. Bu teknoloji, hidrojen gibi hafif atom çekirdeklerini çok yüksek sıcaklık ve basınç altında birleştirerek büyük miktarda enerji üretmeyi amaçlıyor. Süreçte sera gazı salımı gerçekleşmiyor ve geleneksel nükleer fisyon santrallerine kıyasla uzun ömürlü radyoaktif atık oluşmuyor.
Sektörde faaliyet gösteren şirketler, füzyon santrallerinin 2030'lu yılların başında ticari elektrik üretimine başlayabileceğini öngörüyor. Ancak bu hedefe ulaşılmadan önce çözülmesi gereken önemli mühendislik sorunları bulunuyor. Öte yandan yeni elektrik kaynaklarına olan ihtiyaç da ciddi şekilde artıyor. Bu artışın arkasında ise veri merkezlerinin büyümesi ve yapay zeka kaynaklı enerji talebindeki uzun vadeli artış yer alıyor.
Uzmanlara göre füzyon enerjisindeki en büyük zorluklardan biri sistemin harcadığından daha fazla enerji üretmesini sağlamak. Bunun yanında, reaksiyon sırasında ortaya çıkan yoğun nötron akısına uzun süre dayanabilecek yeni malzemelerin geliştirilmesi de kritik önem taşıyor. Bu teknik engeller aşılmadan füzyonun ticari ölçekte elektrik şebekesine enerji sağlaması mümkün görünmüyor.
Farklı yaklaşımlar ve finansal yapılar mevcut
ABD, füzyon alanında faaliyet gösteren şirket sayısında dünyada ilk sırada yer alsa da sektör büyük ölçüde özel yatırımlarla finanse ediliyor. Rapora göre ABD hükümetinin füzyona ayırdığı kaynak, Çin'in kamu finansmanının yaklaşık yarısı seviyesinde bulunuyor. Sektördeki yatırım ivmesi, bazı büyük şirketlerin borsaya açılma hazırlıklarıyla da destekleniyor. Kanadalı General Fusion, ABD'de halka açılacağını duyurdu. Google destekli TAE Technologies de yine halka arzı planlıyor.
Sektördeki mühendislik yarışında ise temelde iki farklı teknolojik yaklaşım fon kapmak için kıyasıya rekabet ediyor. Bunlardan ilki, Fransa’daki uluslararası ITER projesinde de kullanılan ve milyonlarca derecelik plazmayı devasa mıknatıslarla simit şeklindeki bir odada havada tutmayı amaçlayan "tokamak" ve "stellaratör" gibi manyetik hapsetme yöntemleri. Özellikle yeni nesil yüksek sıcaklık süperiletken mıknatısların devreye girmesi, reaktörlerin oda boyutlarına kadar küçülmesini sağlarken; "lazer füzyonu" (ataletsel hapsetme) gibi alternatif yöntemler ise milimetrik yakıt kapsüllerini dünyanın en güçlü lazerleriyle ateşleyerek anlık reaksiyonlar yaratmayı hedefliyor. Son dönemde Helion Energy gibi girişimlerin, ortaya çıkan ısıdan buhar üretmek yerine reaksiyonu doğrudan elektriğe dönüştürme teknolojileri üzerinde çalışması ve küçük ölçekli başarılar elde etmesi ise ticari santrallerin çok daha verimli ve düşük maliyetli olabileceğine dair umutları artırıyor.