Ana içeriğe geç

Prof. Dr. Şevket Özkaya genç yaştaki kanser vakalarında biyolojik yaşlanma ve kozmetik etkisine dikkat çekti

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda 50 yaş altı bireylerde artış gösteren kanser vakalarının arkasında kronolojik yaştan daha hızlı ilerleyen biyolojik yaşlanmanın ve erken yaşta başlanan kozmetik ürün kullanımının etkili olabileceğini belirtti.

Prof. Dr. Şevket Özkaya genç yaştaki kanser vakalarında biyolojik yaşlanma ve kozmetik etkisine dikkat çekti
Karar
16

Samsun’da Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda genç yaş grubunda tanı konulan kanser vakalarındaki artış trendini değerlendirdi. Biyolojik erken yaşlanmanın bu halk sağlığı tablosunda önemli bir rol oynayabileceğini ifade eden Prof. Dr. Özkaya, klinik gözlemlerini ve güncel uluslararası verileri paylaştı.

GELENEKSEL RİSK FAKTÖRLERİNDEN BAĞIMSIZ VAKALAR ARTIYOR

Geçen hafta kliniğine sırt ağrısı ve inatçı öksürük şikayetiyle başvuran 40’lı yaşlardaki iki kadın hastaya akciğer kanseri teşhisi koyduklarını belirten Prof. Dr. Özkaya, "Bu vakalar sigara kullanımı, aile öyküsü ve yaş gibi tıp literatüründe beklenen birincil risk faktörlerinden bağımsız olarak ortaya çıktı. Maalesef hem ülkemizde hem de dünyada buna benzer klinik hikayeler giderek daha yaygın hale geliyor" dedi.

Türkiye’de ve dünyada özellikle 50 yaş altındaki yetişkinlerde bir düzineden fazla kanser türünde artış gözlendiğini ifade eden Özkaya; erken başlangıçlı kanserler arasında akciğer, kolon ve meme kanserlerinin öne çıktığını, akciğer kanserinin 30-49 yaş aralığında en ölümcül türlerden biri haline geldiğini kaydetti.

20260623aw731642-0.jpg

BİYOLOJİK YAŞLANMA ORANI YÜZDE 23 DAHA YÜKSEK

İngiltere Biyobankası (UK Biobank) verilerinin incelendiği ve uluslararası bir medikal dergide yayımlanan araştırmaya atıfta bulunan Prof. Dr. Özkaya, 154 bin 169 genç yetişkinin verilerinde sistemik yaşlanmanın doğum kohortları arasında arttığının saptandığını belirtti. Araştırma sonuçlarına göre, 1965-1974 yılları arasında doğan bireylerde biyolojik yaşlanma oranı, 1950-1954 yılları arasında doğanlara kıyasla yüzde 23 daha yüksek bulundu. Özkaya, bu hızlandırılmış yaşlanmanın özellikle akciğer, gastrointestinal (sindirim) sistem ve rahim kanseri riskindeki artışla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.

KOZMETİK ÜRÜNLER VE KİMYASAL BİLEŞENLER MERCEK ALTINDA

Özellikle sigara kullanmayan ve ailesinde kanser geçmişi bulunmayan genç kadınlarda gelişen vakaların nedenlerinin tıp dünyasında araştırıldığını söyleyen Prof. Dr. Şevket Özkaya, erken yaşlarda kullanılmaya başlanan kozmetik ve makyaj ürünlerinin de bilimsel çalışmaların gündeminde yer aldığını aktardı.

Kozmetik ürünlerin uzun vadeli sistemik etkileri ve muhtemel kanser riskleri konusundaki epidemiyolojik verilerin halen sınırlı olduğunu hatırlatan Özkaya, bileşenlere dair şu uyarılarda bulundu:

"Kozmetik ürünlerde yer alan bazı kimyasal bileşenlerin uzun vadeli kombine etkileri tam olarak bilinmiyor. Laboratuvar ortamındaki test şartları, ürünlerin deri yoluyla günlük emilim miktarını ve gerçek yaşam şartlarındaki etkilerini birebir yansıtmayabilir. Ancak üretim sürecinde bulunabilen veya içeriğe eklenen formaldehit, benzen ve talk gibi bazı maddeler ulusal ve uluslararası sağlık kuruluşları tarafından kanserojen olarak sınıflandırılmıştır. Bu nedenle bu ürünlerin muhtemel sağlık etkileri derinlemesine araştırılmaya devam edilmektedir."

Kaynağa Git

İlgili Haberler