Üç yıl önce… Haziran 2023’te ekonomik kadrolar bir kez daha değişti ve dezenflasyon programı uygulamaya konuldu. Ne demişti bu kadronun başına geçen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek:
“Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır.”
Şimşek bu sözleri selefi Nureddin Nebati’nin adeta gözlerine bakarak söyledi;
“Her şey senin yüzünden böyle oldu” dercesine. İşte bu görev devir tesliminin üstünden üç yıl geçti ve dezenflasyon programı üçüncü yılını doldurdu.
Mehmet Şimşek görevi devraldığında yıllık enflasyon yüzde 40 düzeyindeydi, şimdi ise yüzde 33. Üç yılda kaydedilen düşüş bu kadar, kendi içinde oranlarsak yüzde 17,5’lik bir iyileşme var.
Peki ya bu üç yılın toplamında yaşanan enflasyon ne kadar? Öyle ya, Amerikalı düşünür Ralph Waldo Emerson’a atfedilen o meşhur sözdeki gibi “Mutluluk varılacak bir yer ya da bir hedef değil, yolculuğun ta kendisidir”.
Dolayısıyla enflasyon düşecek, sıkın dişinizi denilen sürede yaşanan enflasyon ne olacak? Üç yıl, beş yıl sonra enflasyon düşecek ve rahata erişilecek, o da olursa, peki bu sürede çekilen sıkıntılar?
Üç yıllık enflasyon yüzde 215
İşte TÜİK verileri ve son üç yılda yaşanan enflasyon; tam yüzde 215. Gerçek artışın çok daha yüksek olduğu dile getirilecektir, biliyorum. Varsayın ki bu oran tümüyle gerçeği yansıtıyor; yine de çok yüksek. Şimşek’in üç yıllık görev süresinin ilk yılında, yani Haziran 2023-Mayıs 2024 dönemindeki enflasyon yüzde 75,45 oldu. İkinci on iki aylık dönemin enflasyonu yüzde 35,41’e indi.
Bu yılın mayısı itibarıyla son on iki aydaki enflasyon ise pek değişmedi ve yüzde 32,61’de kaldı. Üç yılın birikimli toplamı da yüzde 215.
Türk halkına “mutluluk” diye vaat edilen oran ine ine 40’tan 33’e indi ama bu dönemde başlangıçta 100 olan genel fiyat düzeyi 315’e çıktı.
Bu ortalama artış… Bazı detaylar var ki yüzde 215’lik ortalama artışı çok geride bıraktı.
Okuma, barınma, yeme!
TÜFE’de üç yılda kaydedilen yüzde 215 artışın ortalamaya işaret ettiğini bir kez daha vurgulayıp sektörlerdeki durumu aktarayım.
TÜFE’nin ana sektörleri içinde bu üç yılda en çok zam gören yüzde 428 ile eğitim. İkinci sırada yüzde 371 ile konut grubuna ilişkin harcamalar, üçüncü sırada ise yüzde 248 ile lokanta ve konaklama grubu harcamaları geliyor.
Bu oranlar, kapsamında çok sayıda alt kalemin bulunduğu ana sektörlerde kaydedilen artışlar. Peki ya daha detaylı bir şekilde harcama kalemleri bazında bakıldığında durum ne?
Yükseköğretim ücreti fena!
Ana gruplardaki artışta eğitimin ilk sırada yer aldığını belirttim. Bu ana sektör kapsamında yer alan yükseköğretim ücretinde üç yılda tam yüzde 683 artış kaydedildi. Yükseköğretim bu oranla en çok zam gören mal ve hizmet sıralamasında ilk sırada yer aldı.
Zam oranında ikinci sırada köprü, otoyol gibi hizmetleri kapsayan geçiş ücretleri geliyor. Bu hizmetlerde kaydedilen toplam zam oranı yüzde 556.
Gerçek kira, zam oranında üçüncü sırada bulunmakla birlikte TÜFE’de çok önemli bir yere sahip. TÜFE’de yüzde 6,76 ağırlığı bulunan kirada üç yıldaki artış oranı yüzde 524 oldu. Kiranın ağırlığının aslında bu düzeyin çok daha üstünde olması gerektiği görüşümü bir kez daha belirteyim.
Aylık ortalama artış…
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek görevi devraldığında “rasyonel zemin” vurgusu yaparken tarih belirtmemekle birlikte çok muhtemeldir ki Eylül 2021’deki faiz indirimiyle başlatılan süreci ve o tarihten Mayıs 2023 sonuna kadar yaşananları kastediyordu.
Peki bu iki dönemi, yani Ekim 2021-Mayıs 2023 dönemi ile Haziran 2023-Mayıs 2026 dönemini kıyaslarsak ne görüyoruz?
Kıyaslamayı tek bir gösterge üstünden, enflasyon açısından yapacağım. Ekim 2021’den Mayıs 2023’e kadarki yirmi aylık dönemdeki aylık ortalama fiyat artışı neydi, son üç yıldaki aylık ortalama fiyat artışı ne oldu?
Önceki yirmi ayın aylık ortalama fiyat artışı yüzde 4,2.
Son üç yılın aylık ortalama fiyat artışı ise yüzde 3,2.
Son üç yılın ortalamasının yüzde 3,2 olması ilk yıldaki yüksek orandan kaynaklandı, bu doğru. Peki son bir yıla bakalım; aylık ortalama artış yüzde 2,38. Buna düşük ya da makul bir oran denilebilir mi?
Ne dersiniz, bu dezenflasyon programı galiba(!) hadi başarısız demeyelim de, pek başarılı olmadı. Diyorsanız ki “Bu programın başarılı olmasını bekleyen var mıydı ki”, doğru söze ne denir, siz de haklısınız.