Ortaöğretim kurumlarında, diğer adıyla liselerde okutulan dersler arasında 1910 yılından beri yer alan felsefe dersi, zaman içinde büyük değişiklikler geçiren yüz yıllık serüveniyle dikkat çekiyor. Prof. Dr. Betül Çotuksöken tarafından İnsancıl dergisinde kaleme alınan inceleme, felsefe eğitiminin 1924 yılından 2024 yılına kadar uzanan dönüşümünü ve dersin içeriğindeki köklü değişimleri mercek altına aldı.
İncelemede, "milli eğitim politikalarının etkisiyle zaman içinde değişen programlarda, özellikle 1985 yılı itibarıyla pedagojik yönlerin daha çok ağırlık kazandığı" belirtildi:
CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDAN GÜNÜMÜZE FELSEFE GRUBU DERSLERİ
Felsefe eğitiminin yüz yıllık geçmişine bakıldığında, dersin yapısında ve yaklaşımlarında dönem dönem çarpıcı farklılıklar yaşandığı göze çarpıyor. 1924-1934 yılları arasındaki ilk on yıllık dönemde müfredatta Ruhiyat, Mantık, Metafizik gibi dersler yer alırken, felsefe konuları sistematik yaklaşımla felsefe tarihi yaklaşımını bir arada sunuyordu. 1934 yılında bu konulara Estetik ve Ahlak da eklenirken, fen şubelerinde felsefe konularına yer verilmiyordu.
1935-1938 yılları arasında ise pozitivist yaklaşım öne çıkıyor ve dersler “mantık, umumi filozofi, ahlak filozofisi, estetik ile sosyoloji” şeklinde yapılandırılıyor. 1942-1950 yılları arasında "liselerde klasik şubeleri oluşturuluyor" ve pozitivist yaklaşım sürdürülüyor.
1950-1957 döneminde felsefede daha incelikli bir başlıklandırma dikkat çekiyor: "Felsefi düşünüş nedir?", "Felsefi düşüncenin cemiyetlere göre gelişimi" gibi başlıklar tercih edilirken, bu program bazı farklılıklarla aslında 1985'e kadar devam ediyor.
KREDİLİ SİSTEM VE YENİ BİN YILIN ÖĞRETİM PROGRAMLARI
Felsefe dersinin lise müfredatındaki statüsü ve içeriği, yakın tarihte de önemli dönemeçlerden geçti. 1976-1978yılları arasında Türk-İslam düşünürlerine ilk kez yer veriliyor ancak kitapta yer alan kimi ifadelerden dolayı iki yıl içinde gündemden kaldırılarak bir önceki müfredata geri dönülüyor.
1985-1993 yılları arasında ders felsefe tarihi ağırlıklı olacak şeklinde yapılandırılıyor; Türk-İslam düşüncesi ile Osmanlılarda düşünce dünyası ele alınıyor.
1993-2009 yılları arasında ise kredili sistemde 1991 yılından itibaren ders seçmeli duruma getiriliyor. Bu durum 1997'ye kadar sürse de Kasım 1997'de alınan bir kararla ders "tüm liselerin 11. Sınıflarında zorunlu kılınıyor.
2009-2018 yılları arasında uygulanan 8 üniteli programda uygulamalı etik konularına da yer veriliyor.
2018-2024 yılları arasında sistematik felsefe yaklaşımı egemen oluyor ve 10. ve 11. sınıflarda yeni üniteler uygulanıyor.
2024 YILI VE TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ DÖNEMİ
Felsefe eğitiminde en güncel dönüşüm, 2024-2025 eğitim-öğretim yılından itibaren okulların 1., 5. ve 9. sınıflarında kademeli olarak uygulanmaya başlanan yeni modelle gerçekleşiyor.
FELSEFE EĞİTİMİNİN YAPISI VE YANIT BEKLEYEN KRİTİK SORULAR
Prof. Dr. Betül Çotuksöken, liselerdeki felsefe eğitiminin son yüz yılda pek çok kez değiştiğinin ancak tüm bu değişikliklere rağmen hâlâ tam olarak anlaşılamadığının ya da gözden kaçan temel bir nokta olduğunu vurguluyor: Felsefenin sadece kitabi bir bilgi olmadığı; aslında bir düşünme, bilme, hayatı anlama ve doğru eylemde bulunma yolu olduğu gerçeği.
Prof. Dr. Çotuksöken, Yeni uygulanmaya başlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni ise lise felsefe eğitimini şu dört temel alan üzerine kurduğunu belirtiyor:
Felsefenin ne olduğu (neliği),
Sistematik felsefe,
Felsefe tarihi,
Uygulamalı felsefe.
YENİ PROGRAMIN BAŞARISI İÇİN ŞU SORULARA YANIT ARANIYOR
Felsefe eğitiminin amacına ulaşabilmesi için felsefenin insan hayatıyla ve bilgi dünyasıyla olan bağlarının öğrencilere net bir düşünce yapısı ve duru bir dille aktarılması gerektiği belirtiliyor.
Prof. Dr. Çotuksöken, eğitim sisteminin kalitesini artırmak adına gelecekte yapılacak çalışmalarda şu soruların yanıtlanması gerektiğinin altını çiziyor:
Felsefenin yapısı ve işlevi ya da işlevleri dikkate alınarak sınırlarının çizilmesi ne kadar kuşatıcıdır?
Öğrenme çıktıları ne ölçüde gerçekçidir?
Öğrencilerin 10. sınıfa kadar edindikleri birikim, Felsefe dersini doğru bir biçimde karşılamak için ne ölçüde yeterlidir?
Programlararası ilişki öğretim programında yer alanlarla sınırlı kalabilir mi?
Farklılıklara yapılan vurgu, insanlık dün-yasındaki benzerlikleri dikkate alarak dengelenebilir mi?
Sistematik felsefe-felsefe tarihi dengesi üzerinde biraz daha düşünmek gerekmez mi?
Felsefe disiplinlerinin sıralanışında daha farklı bir yol izlenemez mi?
Bu öğretim programı tüm lise türlerinde başarılı bir şekilde uygulanabilir mi?
Odatv.com