Ana içeriğe geç

‘Çocukları korumak yerine cezalandırıyorlar'

Çocukların korunmasını değil daha çok ceza almasının önünü açan suça sürüklenen çocuklara ilişkin yasa tasarısı alt komisyonda kabul edildi. Uzmanlar önce çocukların suça sürüklenmesine neden olan unsurların ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.

‘Çocukları korumak yerine cezalandırıyorlar'
Evrensel
16

Kamuoyu tarafından tepki toplayan ve çocukların korunması değil, daha çok suça itilmesinin önünü açacağı savunulan, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi.

Meslek örgütleri ve kamuoyunun eleştirilerine rağmen Çocuk Koruma Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonunda onay aldı. Çocuklar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, cezalandırma yaşının fiilen düşürülmesi ve ailelerin de ceza sorumluluğuna dahil edilmesi gibi maddelerin teklifle yasalaşması hedefleniyor.

Teklifin ilerleyen günlerde TBMM Genel Kuruluna sunulması bekleniyor.

‘Bilimsel gerçeklikten uzak’

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Hapiste Çocuk Teması Uzmanı Av. Cansu Şekerci, TBMM’de komisyondan geçen kanun teklifinin uzun süredir kamuoyu ve sivil toplumun gündeminde olan değişiklikleri içerdiğini belirterek, teklifin çocuk hakları politikası açısından “ciddi bir geriye gidişe işaret ettiğini” söyledi.

Geçen yıl Meclis’e sunulan tekliflerin geri çekilme gerekçesinin konuya ilişkin bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması olduğunu hatırlatan Şekerci, “Dün gece itibarıyla komisyondan geçen teklif, araştırma komisyonundaki hiçbir tartışmanın gözetilmediğini bize ayrıca gösteriyor” dedi.

Teklifteki en dikkat çekici düzenlemelerden birinin Türk Ceza Kanunu’nun yaş küçüklüğüne ilişkin maddesinde yapılan değişiklik olduğunu ifade eden Şekerci, mevcut düzenlemede yaş küçüklüğünün cezanın azaltılması ya da kaldırılması amacıyla düzenlendiğini, yeni teklifle ise çocuklara yönelik cezaların ağırlaştırılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Hakimin takdir yetkisiyle çocukların ceza adaleti sistemi içinde yetişkin gibi değerlendirilmesinin önünün açıldığını belirten Şekerci, “15-18 yaş arasındaki bir çocuğun hakimin takdiriyle yetişkin gibi cezalandırılması, 12-15 yaş arasındaki bir çocuğun ise 15-18 yaş arasındaki bir çocuk gibi cezalandırılması mümkün kılınıyor. Çocuk haklarından ve bilimsel gerçeklikten koparan bu düzenleme, hakimin bir çocuğun yetişkin olduğuna karar vermesi gibi tehlikeli bir yaklaşımı da beraberinde getiriyor” diye konuştu.

Hakime tanınan geniş takdir yetkisinin başka hak ihlallerine de kapı aralayabileceğini dile getiren Şekerci, bütüncül çocuk hakları yaklaşımı açısından bu yetkinin çocuk yaşta evlilik adı altında cinsel istismar ve çocuk işçiliği gibi alanlarda da risk oluşturduğunu ifade etti.

İnfaz sisteminin yetişkinler için tasarlanmış bir sistem olduğunu vurgulayan Şekerci, çocuklar lehine düzenlemelerin ise son derece sınırlı olduğunu belirtti. Sivil toplum örgütleri ve meslek odalarının, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin çocuklara hapis cezası verilmemesi yönündeki güncel tavsiyelerini esas alarak çocuk merkezli bir adalet sistemi çağrısı yaptığını hatırlatan Şekerci, kanun teklifinin ise bunun tam tersine bir yönelim taşıdığını söyledi.

‘Başvuru mekanizmaları zaten sınırlı’

Teklifin çocuklar açısından mevcut sınırlı lehe uygulamaları da ortadan kaldırdığını ifade eden Şekerci, verilen cezaların ağırlaştırılmasının yanı sıra infaz sürelerinin uzatılmasının amaçlandığını belirtti. Şekerci ayrıca, çocuk mahpusların kendileri hakkında verilen kararlara karşı adalete ve etkili başvuru mekanizmalarına erişiminin zaten çok sınırlı olduğunu, buna rağmen yetişkin infaz sisteminde uzun süredir hak ihlalleriyle gündeme gelen idare ve gözlem kurullarının yetkilerinin de genişletildiğini söyledi.

Kanun teklifi değerlendirilirken bilimsel verilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Şekerci, Meclis Araştırma Komisyonu’nda da ortaya konulduğu üzere cezaların ağırlaştırılması ya da hapsedilme sürelerinin uzatılması ile suçla mücadelede başarı arasında pozitif bir ilişki bulunduğunu gösteren herhangi bir bilimsel kanıtın bulunmadığını ifade etti.

‘Cezalandırma değil, topluma kazandırma olmalı’

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Çocuk Komisyonu Üyesi Demet Aykut, çocuklara ilişkin kanun teklifinin çocuk adalet sisteminin temel yaklaşımında önemli bir değişikliğe işaret ettiğini belirterek, hak temelli çocuk adaleti anlayışından uzaklaşıldığını söyledi. Teklifin çocukların üstün yararını ve gelişimsel özelliklerini esas alan yaklaşım yerine cezalandırmayı merkeze alan bir sisteme yöneldiğini ifade eden Aykut, uluslararası çocuk hakları standartlarıyla çelişen bu anlayışın çocukların korunması yerine cezalandırılmasını öne çıkardığını dile getirdi.

Aykut, çocukların yetişkinlerle aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası düzenlemelerin çocuk adalet sisteminde temel amacın cezalandırma değil, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.

Yoksulluk, eğitimden uzaklaşma, ihmal, çocuk işçiliği

Çocukların neden adalet sistemiyle karşı karşıya geldiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Aykut, “Hiçbir çocuk suça doğmaz; çocuklar belirli sosyal, ekonomik ve yapısal koşulların etkisiyle suça sürüklenir” dedi. Yoksulluk, eğitim hakkından mahrum bırakılma, çocuk işçiliği, ihmal, istismar, aile içi şiddet, ayrımcılık ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliğinin çocukları adalet sistemiyle karşı karşıya bırakan temel nedenler olduğunu ifade eden Aykut, bu koşullar ortadan kaldırılmadan yalnızca cezaların ağırlaştırılmasının sorunu çözmeyeceğini, yalnızca sonuçlara daha sert müdahale anlamına geleceğini kaydetti.

Teklifin yalnızca yargılanan çocukları değil bütün çocukları ilgilendirdiğini vurgulayan Aykut, çocuklara yönelik ceza siyasetinin sertleşmesinin çocukların hak sahibi bireyler olarak değil, cezalandırılması gereken kişiler olarak görülmesine yol açabileceğini söyledi. Bunun çocukların damgalanmasına, dışlanmasına ve yeniden toplumsal yaşama katılma imkanlarının zayıflamasına neden olacağına dikkat çeken Aykut, çocukluğun gelişimin sürdüğü, hataların telafi edilebildiği ve değişimin mümkün olduğu bir dönem olduğunu, çocuk adalet sisteminin de bu gerçek üzerine kurulması gerektiğini ifade etti.

‘Suça sürükleyen koşullar ortadan kaldırılmalı’

Çocuğun üstün yararı ilkesinin devletin bütün kararlarında bağlayıcı olduğunun altını çizen Aykut, devletin görevinin çocukları ağır cezalarla karşı karşıya bırakmak değil, onları suça sürükleyen koşulları ortadan kaldıracak sosyal politikaları hayata geçirmek olduğunu söyledi. Çocuk koruma sisteminin güçlendirilmesi, nitelikli eğitime erişim, psikososyal destek ve sosyal hizmetlerin yaygınlaştırılmasının temel sorumluluklar arasında yer aldığını belirten Aykut, çocukların güvenliğinin daha ağır cezalarla değil, haklarının eksiksiz korunmasıyla sağlanabileceğini ifade etti.

Gerçek bir çocuk koruma politikasının ceza sürelerini artırmakla kurulamayacağını vurgulayan Aykut, çocuk güvenliğinin ancak nitelikli eğitime erişimin sağlanması, çocuk yoksulluğunun azaltılması, çocuk işçiliğinin önlenmesi, ihmal ve istismarın etkin biçimde engellenmesi, psikososyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve hak temelli çocuk koruma sisteminin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını söyledi. Çocukların geleceğinin ağır cezalar üzerinden değil, neden bu kadar çok çocuğun adalet sistemiyle karşı karşıya kaldığının sorgulanması üzerinden tartışılması gerektiğini ifade etti.

Teklif ne getiriyor?

  • Teklifle, 15-18 yaş aralığındaki çocuklara ağır suçlarda ceza indirimi uygulanmayacak. Hatta hakim takdiri ile müebbet hapis cezası verilebilecek.
  • 12-15 yaş aralığındaki çocuklara da yine hakim takdiri ile ceza indirimi uygulanmayacak ve bir üst grubun ceza rejimi uygulanabilecek.
  • Çocuk hükümlülerin hapis cezalarının doğrudan çocuk eğitim evlerinde infazına başlanması yerine infaza çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanmasına ve “iyi halli” olduğunun tespit edilmesi halinde eğitim evlerine ayrılması sağlanacak.
  • Çocuk Koruma Kanununda yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” olarak değiştirilecek.
  • Çocuk hakkında kamu davası açılması halinde ise, bu durum, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilecek.
  • Teklifle, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali halinde ebeveynlere verilecek ceza iki katına kadar artırılacak.
  • Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.
Kaynağa Git

İlgili Haberler