Ana içeriğe geç

21 Haziran 1642: Abdülhak B. Seyfeddin ed-Dihlevî'nin vefatı (Hindistanlı Muhaddis)

Onlar; yaşadıkları döneme maddi manevi anlamda damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, Hindistanlı Muhaddis Abdülhak B. Seyfeddin ed-Dihlevî'yi hayırla yâd ediyoruz.

21 Haziran 1642: Abdülhak B. Seyfeddin ed-Dihlevî'nin vefatı (Hindistanlı Muhaddis)
Yeni Akit Gazetesi
16

958 yılı Muharreminde (Ocak 1551) Delhi’de seçkin bir Türk ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir yılda Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi, sonra Arapça öğrenimine başladı. Yedi yıl süre ile hocası Muhammed Mukım’den ve Delhi Medresesi’ndeki diğer hocalardan İslâmî ilimler tahsil etti ve yirmi iki yaşında tahsilini tamamladı.
Babasının isteği üzerine onun medresesinde birkaç yıl hocalık yapan Dihlevî, yine babasının arzusuyla Abdülkādir-i Geylânî’nin torunlarından olan Şeyh Mûsâ b. Hâmid el-Hasenî’ye intisap etti.
Hacca gitmeye karar verdi. Bu maksatla Delhi’den ayrıldı, fakat gemiyi kaçırdığı için bir yıl Ahmedâbâd’da beklemek zorunda kaldı. Burada kendisini Mirza Nizâmeddin b. Muhammed el-Herevî misafir etti ve onu Hicaz’a bizzat uğurladı (996/1588).
Dihlevî 1000 (1591-92) yılında Hindistan’a döndü ve Delhi’de bir medrese kurarak hadis öğretimiyle meşgul olmaya başladı.
Bu maksatla halk üzerinde son derece etkili olan Hâce Muhammed Bâkī-Billâh ve İmâm-ı Rabbânî gibi âlim ve sûfî şahsiyetlerle iş birliği yaptı. Onun tasavvuf konusundaki kanaati şudur: “Tasavvuf fıkha muhtaç, ancak fıkıh tasavvufa muhtaç değildir. Tasavvuf ne kadar yüce ve değerli olursa olsun fıkhın faydası daha kapsamlıdır. Kısacası fıkıh ve şeriatla amel her şeyden önce gelir.”
Abdülhak ed-Dihlevî, hadis ilimlerinde yarım asrı aşan hocalığı, Hanefî fıkhındaki dirayeti, yetiştirdiği binlerce talebesi, telif ettiği birçok eseri yanında Hint yarımadasında gerçek İslâm anlayışını yerleştirmek için sapık cereyanlarla, bâtıl fırkalarla, bid’at ve hurafelerle mücadele eden bir mürşid ve lider şahsiyetti. Dihlevî 23 Rebîülevvel 1052’de (21 Haziran 1642) vefat etti, vasiyeti üzerine Delhi’de Havz-ı Şemsî yakınında yaptırılan türbeye gömüldü.

Kaynağa Git

İlgili Haberler