Merhaba,
Doğumunun 100. Yılında, kendisini Laik Cumhuriyetin ilk kuşağından bir Mustafa Kemal Atatürk milliyetçisi olarak tanımlayan ve tüm yapıtlarında bir kültür devrimi olarak gördüğü Cumhuriyete borç ödemeyi amaçlayan aydınımız Bozkurt Güvenç (1926 / 2018) ile yapıtlarında çağıyla hesaplaşan, sorgulayan, açılan ve kapanan dünyanın gerçeğine tanıklık sunan usta eylemci yazar, aydın Jose Semprún (1923 / 2011) kapağımızda.
Bozkurt Güvenç… İnsanlaşmanın temeli olan kültür ve eğitimle insanın haklarını aradı hep. 1950’li yıllardan bu yana kültür, eğitim, felsefe, laiklik, demokrasi, yabancılaşma, küreselleşme, değişim gibi insanın ve toplumun temel sorunlarıyla ilgili yapıtlarıyla aydınlattı.
Hacettepe Üniversitesi’nde insanbilim bölümünün kurucusu bir insanbilimci ve mimar olarak yok edilmek istenen toplumbilimimizin yüzünü ağarttı.
Laik Cumhuriyeti bir kültür devrimi olarak gören büayük aydınımız, yapıtlarında “Biz kimiz? Türkiye nereye gidiyor? Ne oluyoruz? Nereden başlayalım?” sorularına yanıtlar aradı.
Bozkurt Güvenç’i Cumhuriyet gazetesindeki son yazısından (“Türkiye çağdışı Tanzimat deneyimi yaşıyor”, 5 Aralık 2008) cümleleriyle; saygı, şükran ve özlemle anıyoruz:
“Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Demokrasinin çok gerilerde kaldığı bugünlerde Türkiye, çağdışı, garip bir Tanzimat deneyimi yaşıyor. Saray’dan alınıp TBMM’ye verilmiş olan devleti tanzim etme yetkisi, yapılan halkoylamaları ile Ankara’da inşa edilen yeni Başkanlık Sarayı’na iade ediliyor. Gidişat, ‘zamanın ruhu’na terstir. Hedef, cihatçı ve savaşçı bir İslam yerine demokratik ve barışçı bir İslam devleti değil, karanlık çağlara dönüştür.” Öner Yağcı’nın yazısı…
Jose Semprún... 1943’te Gestapo tarafından tutsak edildiği kamp (Buchenwald) deneyimi, öncesi ve sonrasındaki yaşamı yapıtlarının tözünü oluşturur. Düşündüren, sorgulatan anlatılarında tarih ve yaşanmışlıktır belirleyici olan.
İspanya’da, Franco sonrası dönemde, 1988’de Felipe Gonzales hükümetinde kültür bakanlığı görevini üstlenen Semprún, kendini var etme yolculuğunun başlangıcına ilişkin şunları söyler:
“Benim, sırasıyla politikaya sonra da edebiyata ilgi duymam, nesnel bir tarihsel etkene bağlı: İç savaş patladığında on üç yaşında, sürgüne mecbur kaldığınızda da on beş yaşında olursanız bundan zarar görmeden çıkmanız pek mümkün olmaz.”
Çağıyla hesaplaşan, sorgulayan bir aydın bakışıdır Semprún’un anlatılarında öne çıkan. Öyle ki nice sonra, Fransız siyasetçi Dominique de Villepin’le kaleme aldıkları Avrupa İnsanı’nda, bu aydın bakışını temellendirdiği düşüncelerini aktarırken “Avrupa ruhu”nu, Avrupa geleneğini, Avrupa insanının düş ve düşünce dünyasını yeniden yorumlayarak taşıyıcı olanın neleri içerdiğini sorgulamaya yöneltecektir.
Bir bakıma “Avrupa insanı” düşüncesiyle Avrupa vatandaşlığı düşüncesinin hikâyesine taşır okurları. Olanla oldurulan arasındaki çelişkileri de sorgular. Romanlarına yansıyan tanıklıklarında da bunu gözleriz.
Ulus-devlet mirasını reddetmeden yeni bir “model”i nasıl inşa edebileceğimizin tartışmasını da getiren Jose Semprún’u saygıyla anıyoruz. Feridun Andaç’ın yazısı...
- Öner Yağcı (“Kavganın, sevdanın, umudun yüreği şair: Kemal Özer!”),
- Ertuğrul Özüaydın (Ahmet Pekel, Türkçeyle Dile Gelen, Dil Derneği / Nesrin Pekcan, Görklü Dilim Türkçe, Dil Derneği),
- Ayşenur Tanrıverdi (“BABELL Edebiyat Festivali’nde ustalar geçidi!” / Margaret Atwood, Byung-Chul Han, Alberto Manguel, Javier Cercas, Julian Barnes, Olga Tokarczuk, László Krasznahorkai, Lídia Jorge, Gonçalo M. Tavares, João de Melo...),
- Y. Bekir Yurdakul (Sevim Ak, Ada ve Adam, Can Çocuk / Seymen Bozaslan, Türkiye Atlası, Taze Kitap),
- Vitrindekiler, kısa tanıtımlarve Mustafa Başaran’ın hazırladığıBulmaca ile de düşün trafiği sürüyor!
İyi okumalar...
Gamze Akdemir
Kitap Dergi, YARIN gazeteniz Cumhuriyet’le birlikte...
Unutmayın; her gün Cumhuriyet her perşembe Cumhuriyet Kitap Dergi okunur!