Ana içeriğe geç

Aileler için son viraj rehberi: Sınav kapıda, kaygı evde

LGS ve YKS sürecinde artan sınav kaygısına ilişkin konuşan uzman pedagog Ebru Şen, ebeveynlerin en sık yaptığı hataların karşılaştırma yapmak, sürekli performans sorgulamak ve duyguları küçümsemek olduğunu söyledi. Şen, bu yaklaşımın öğrencilerde yetersizlik duygusunu artırdığını belirtti.

Aileler için son viraj rehberi: Sınav kapıda, kaygı evde
Cumhuriyet
16

Türkiye genelinde milyonlarca öğrencinin geleceğini yakından ilgilendiren Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için geri sayım sürerken, evlerdeki stres de giderek artıyor.

Uzman pedagog Ebru Şen, ailelerin sınav döneminde çocuklarına nasıl destek olabileceğini ve sık yapılan iletişim hatalarını anlattı.

Şen, LGS dönemindeki öğrencilerin kaygıyı daha çok fiziksel ve davranışsal belirtilerle gösterdiğini söyledi. Karın ve baş ağrısı, iştahsızlık, tırnak yeme ya da ani öfke patlamalarının bu belirtilerin başında geldiğini ifade eden Şen, soyut düşünme becerilerinin henüz tam gelişmemesi nedeniyle kaygının çoğu zaman beden üzerinden dışa vurulduğunu söyledi.

YKS grubunda ise durumun farklı olduğunu vurgulayan Şen, kimlik gelişimi ve gelecek kaygısı iç içe geçerken kronik yorgunluk, duygusal tükenmişlik ve sosyal geri çekilmenin öne çıktığını ifade etti. Şen, özellikle bazı öğrencilerin dışarıdan sakin görünse de yoğun kaygıyı içselleştirerek yaşayabildiğini aktardı.

OLUMSUZ GÖRÜLMEMELİ

Kaygının tamamen olumsuz görülmemesi gerektiğine değinen Şen, orta düzey kaygının odaklanmayı ve öğrenmeyi desteklediğini belirtti. Ebeveynlerin en sık düştüğü hatanın karşılaştırma yapmak olduğunu söyleyen Şen, “Komşunun oğlu şu okulu kazandı” gibi ifadelerin öğrencide yetersizlik duygusunu güçlendirebildiğine dikkat çekti. İkinci hata ise sürekli performans sorgulamak. “Kaç soru çözdün, netlerin kaç?” gibi soruların destekten çok denetlenme hissini yarattığını ifade eden Şen, üçüncü hatanın ise duyguları küçümsemek olduğunu aktardı.

Şen, “Abartıyorsun, herkes sınava giriyor” gibi cümlelerin öğrenciyi yalnızlaştırırken “Zorlandığını görüyorum, bu çok anlaşılır” yaklaşımının kaygıyı azaltmada daha etkili olduğunu dile getirdi.

MESAJ ÖNEMLİ

Sınavı tamamen görmezden gelmenin de sürekli gündemde tutmanın da doğru olmadığını belirten Şen, dengeli bir yaklaşım önerdi. Akşam yemeklerinde yalnızca sınav konuşmak yerine öğrencinin duygularına, günlük yaşantısına veya farklı konulara yer verilmesi gerektiğini ifade eden Şen bu yaklaşımın öğrenciye “Sen sınavdan ibaret değilsin” mesajı verdiğini söyledi.

Kaygının bulaşıcı bir duygu olduğunu anımsatan Şen, ebeveynlerin kendi endişelerini fark etmelerinin önemli olduğunu belirtti. Çocukla konuşmadan önce “Şu an ona mı yardım etmek istiyorum, yoksa kendi kaygımı mı azaltmaya çalışıyorum” sorusunun sorulmasını öneren Şen, çocukların ebeveynlerin sözlerinden çok duygusal durumlarını hissettiğinin altını çizdi.

SINAV SABAHI NASIL DAVRANILMALI?

Uzman pedagog Ebru Şen, sık kullanılan “Sana güveniyoruz, sen yaparsın” cümlesinin bile öğrencide beklenti baskısı oluşturabileceğine dikkat çekti. Bunun yerine “Ne olursa olsun seni seviyoruz” ve “Elinden geleni yapman yeterli” gibi koşulsuz destek mesajlarının daha sağlıklı olduğunu belirten Şen, sınav sabahında alışılmış bir kahvaltı, sakin bir ortam ve kısa bir sarılmanın öğrenciye güven hissi verdiğini söyledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler