İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:
NATO ZİRVESİ
7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ni başarıyla gerçekleştirdik.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde tertip ettiğimiz zirveye, ittifak üyesi 32 devletin lideri iştirak etti. Zirve öncesinde yapılan farklı açıklamalara rağmen, ABD Başkanı Donald Trump dahil liderlerin tamamı davetimize bizzat icabet etti. Liderlerin yanı sıra yüze yakın bakan, 1000 delege olmak üzere toplam 4 bin 800 üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve davetliyi Ankara'da misafir ettik. Müttefik ülkelere ilave olarak NATO'nun Asya-Pasifik ortaklarından Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortakları Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri de devlet başkanı veya bakan düzeyinde zirveye katıldı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara da 8 Temmuz'da Ankara'ya ikili ziyaret gerçekleştirdi. 2 bin 500’ü aşkın yerli ve yabancı basın mensubu zirveyi takip etti.
Bir defa şu noktayı önemle vurgulamak durumundayım; NATO zirveleri, güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale ve dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır. Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet, istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı. Tespit edilen altyapı eksiklikleri yoğun bir çalışmayla vaktinde giderildi. Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı’nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek hem de resmi ziyaretlerde kullanılmak üzere Etimesgut Askerî Havalimanı’nı yeniden ihya ederek hizmete açtık.
"ANKARALI KARDEŞLERİME ANLAYIŞLARI İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM"
Böylece başkentimize, yolları, asma köprüsü ve devlet konukeviyle modern bir havalimanı daha kazandırmış olduk. Etimesgut Havalimanı'nın şehrimize tekrar hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Burada şunun da altını çizerek ifade etmek istiyorum: Zirve süresince güvenlik, ulaşım, ticaret, kamu düzeni ve şehir hayatının idamesi arasında hassas bir denge kurmaya ihtimam gösterdik. Ama buna rağmen zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenen tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum. Ankara, tarihi bir zirveye tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır. Ankara'nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir. Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum. Allah nasip ederse bu sene Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara'da kutlayacağız.
Aynı başarıyı, 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde de sergileyeceğiz. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi, zirve süresince Uluslararası Medya Merkezi olarak hizmet vermiştir. Toplam 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla zirve tüm dünyaya ulaştırılmıştır. Önemli bir kısmına iştirak ettiğim diğer NATO toplantılarıyla kıyaslandığında, Ankara Zirvesi medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olmuştur. Bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında hâlen devam ettiğini görüyoruz. Mehter marşı, tören kıtasında ilk kez yer alan yeniçeriler, Türk Yıldızları'nın muhteşem gösterisi, adlı birliklerimize verilen hediyeler, organizasyonun kusursuzluğu, Külliyemizden Millet Kütüphanemize kadar birbirini tamamlayan pek çok unsur insanların ilgisini çekmeye, konuşulmaya ve tartışılmaya devam ediyor.
Bütün bunları sadece Türkiye'nin tanıtımı açısından değil, Türk kültürü ve tarihinin zenginliği ile Türk milletinin eşsiz misafirperverliğinin sergilenmesi bakımından da önemli buluyoruz. Tabii burada artık patolojik bir hâl alan şu hususu da dikkatlerinize getirmek istiyorum. Maalesef Türkiye'de, kendi devletleri ve hükümetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var. Devlet başkanları, bakanlar, gazeteciler dahil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden sitayişle bahsetmesini bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor. Öyle ki zirveye ve Türkiye'nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar. Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe, inanın onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele 5 dakikacık bir görüşme için muhataplarına yalvaran zavallıların, sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz. Bakınız, yabancılaşma kötü. Ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.
Her zaman söylediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir. Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız. Bu aziz milletin fertleriyiz. Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye'nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye'nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır. Millî meselelerin ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz. Daha önce defalarca söylediğim gibi bir gerçeği bugün tekrar ifade ediyorum. Özellikle mehter marşından, yeniçeriden ve merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum. İster kabul edin ister etmeyin ama artık reddimiras yapan bir Türkiye yok.
Medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla şerefle dolu binlerce yıllık devlet silsilemizin son halkasıdır. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibarı ve prestiji zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde adeta tecessüm etmiştir. Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kökleriyle, davullarla ve zurnalarla coşturan mehter takımımız, Osmanlı'nın en seçkin askerî birliklerinden Yeniçeri Ocağı'nın da yer aldığı muhafız alayımız zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır.
bağlam menüsü var.
Şunu açık ve net ifade etmek isterim. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır. Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân milletin evidir. Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye'nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır. Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi, "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ne gerek var?" diyenlere, "İktidara gelirsek Külliyeyi yıkacağız." diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini ve Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.
Türkiye ise sahip olduğu askerî kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayi kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde, NATO'nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Zirvede, savunma sanayi iş birliğinin önündeki engellerin ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini kayda geçirdik. Şurası da önemlidir. Zirvenin ana etkinliklerinden biri olarak bu yıl ilk kez tertiplenen Savunma Sanayi Forumu'na bine yakın katılımcı ve basın mensubu iştirak etti. Ayrıca ittifakın öncelikli konularından biri olan dron karşıtı çalışmalar dikkate alınarak, insansız sistemlere karşı koyma Mükemmeliyet Merkezi'nin Konya'da kurulmasına karar verildi.