Deniz, kıyıdan bakıldığında çıplak gözle görülmeyen pek çok sırrı barındırıyor: nadir türler, karmaşık ekosistemler ve ne yazık ki tonlarca çöp.
Birleşmiş Milletler'e göre her yıl 52 milyon ton plastik atık okyanusa karışıyor; bunun sonucunda tahminen 24 trilyon mikroplastik parçacık oluşuyor.
Çapı 5 milimetrenin altında olan küçücük plastik parçacıkları olarak tanımlanan mikroplastikler, hem derinlerde hem suyun yüzeyinde bulunabiliyor ve bilim insanlarının hâlâ tam anlamıyla çözmeye çalıştığı şekillerde ekosistemleri bozuyor.
Peki mikroplastikler denize nasıl karışıyor? Bunları tespit etmek için hangi teknolojiler kullanılıyor? Ve deniz türleri üzerinde ne gibi etkiler yaratıyorlar?
Bu ve benzeri sorulara yanıt aramak için Euronews Tech Talks ekibi, Belçika kıyısındaki Ostend'de bulunan Flanders Deniz Enstitüsü'nü (VLIZ) ziyaret etti. Burada, kıdemli araştırmacı Ana Catarino'nun başında olduğu bir araştırma grubu, Kuzey Denizi'nden doğrudan topladıkları verilerle denizel mikroplastikleri inceliyor.
Denizel mikroplastik kirliliği, iklim değişikliği ve riskler
Plastikler okyanusa pek çok yoldan karışabiliyor: yanlışlıkla kopan balık ağı parçaları, düzgün çalışmayan atık yönetim sistemlerinden sızan çöpler ve benzeri yollarla.
Okyanusu kirleten mikroplastikler ise iki ana kategoriye ayrılıyor: birincil mikroplastikler ve ikincil mikroplastikler.
İlk kategoriye, sanayi kullanımına yönelik olarak üretilen küçücük plastik taneler olan nurdle'lar gibi öğeler giriyor; ikincil mikroplastikler ise dalgalar, rüzgar ve güneş ışığına maruz kalma sonucu makro atıkların parçalanmasından ortaya çıkan zerrecikleri kapsıyor.
Dolayısıyla mikroplastik kirliliğinin boyutu, iklim değişikliğiyle de yakından bağlantılı.
“Daha fazla güneşli gün, daha yüksek UV ışınımına maruziyet, sıcak hava dalgaları ve örneğin kıyıya vuran plastiklerin parçalanma sürecini etkileyebilecek sıcaklık değişimleri söz konusu olduğunda” bu sürecin hızlanabildiğini belirtiyor Catarino.
Mikroplastiklerin deniz türleri üzerindeki etkisi de iklim değişikliğiyle yakından bağlantılı. Tek başına ele alındığında, bir canlının yuttuğu mikroplastiklerin ciddi bir risk oluşturmaması mümkün.
Ancak tür, deniz suyundaki sıcaklık artışı nedeniyle zaten stres altındaysa sonuçlar farklı olabiliyor. “Bu birleşik etkiler, organizmada birikebiliyor” diye açıklıyor Catarino.
Mikroplastikleri tespit etme yöntemleri
Denizel mikroplastikleri, küçük boyutları, düzensiz şekilleri ve kimi zaman farklı renkleri nedeniyle tespit etmek ve miktarını belirlemek zor.
Bütün bu zorluklara rağmen mikroplastikleri tanımak mümkün ve VLIZ'de doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan Nelle Meyers, bunları tespit etmek için yarı otomatik bir yöntem geliştirdi.
Bu teknikte önce denizden ağla bir örnek alınıyor, içindeki organik maddeler temizleniyor ve örnek, mikroskop altına konmadan önce Nil Kırmızısı boyasıyla renklendiriliyor. Ardından floresans boyanma analizi yapılıyor ve elde edilen sonuçlar, bir parçacığın mikroplastik olup olmadığını ve hangi tür mikroplastik olduğunu belirleyebilen iki otomatik programdan geçiriliyor.
“Tüm süreci hızlandırmak için otomasyona gitmek istedik” dedi Meyers. “Bir kod yazdık; böylece görüntüyü yüklediğinizde görüntü analizi otomatik olarak yapılıyor” diye devam etti.
Bu yarı otomatik adım ve laboratuvarlarda nispeten yaygın olan bir floresans mikroskobunun kullanılması sayesinde Meyers, tekniğin hem maliyet hem de zaman açısından verimli olduğunu söylüyor.
Ancak yöntemin bazı sınırlamaları da var; parçacıkların kimyasal bileşimine dair bilgi vermiyor ve yalnızca belirli polimer türlerini belirleyebiliyor.
Mikroplastiklerin deniz türlerine etkisi
Nasıl ki büyük plastik atıklar deniz canlıları tarafından yutuluyorsa, küçücük plastik parçacıkları da plankton gibi daha küçük organizmalar tarafından tüketilebiliyor.
“Mikroplastikler onların midelerini, sindirim sistemlerini tıkayabiliyor. O zaman bu küçük organizmalar besinlerini alamıyor, kendi yiyeceklerini tüketemiyor” diye anlattı Catarino.
“Ve bu da endişe verici, çünkü ardından başka sorunlar ortaya çıkıyor; bu organizmalar çoğalamıyor ve popülasyonları gelişip serpilemiyor, dolayısıyla etkileniyor” dedi.
Mikroplastiklerin yol açtığı somut etkiler; söz konusu deniz türü, mikroplastiklerin türü ve türün maruz kaldığı diğer stres unsurları, örneğin deniz sıcaklığındaki değişimler, okyanus asitlenmesi ve daha fazlası gibi birçok faktöre bağlı.
“Bazen mesele tek bir sorundan ibaret olmuyor; organizmalar için asıl zararlı olan, tüm bu etkilerin birikimi” diye konuştu Catarino, Euronews Next'e.