Ana içeriğe geç

Avrupa’daki Orta Çağ kuralını Heybeliada’ya taşıma planı: Kadınlar giremez!

Ortodoksların ruhani merkezlerinden biri olan Yunanistan’daki Aynoroz’da ‘Avaton’ uygulaması sürüyor; ‘Kadınların hatta dişi hayvanların bile yarımadaya girmesi yasak!’ Aynoroz’un ruhani lideri Fener Patriği, bu geleneği Heybeliada Ruhban Okulu’nda da sürdürmek istiyor

Avrupa’daki Orta Çağ kuralını Heybeliada’ya taşıma planı: Kadınlar giremez!
Aydınlık
16

Yunanistan’ın kuzeydoğusunda yer alan Aynoroz (Athos Dağı), Ortodoks dünyasının en kutsal ruhani merkezlerinden biri. Ruhani olarak İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı olan (1) bu bin yıllık manastır cumhuriyeti, politik olarak Yunanistan’a bağlı özerk bir bölge olarak yönetiliyor. Ancak Aynoroz’un diğer tüm dini merkezlerden ayıran bir uygulaması var: ‘’Avaton’’. Bu kurala göre kadınların yarımadaya girmesi kesin olarak yasak. Sadece kadınlar değil, dişi hayvanların dahi bölgeye sokulmasına izin verilmiyor. (2) Peki AB’nin göbeğinde, 21. Yüzyılda hala uygulanan bu Orta Çağ yasağı nasıl varlığını sürdürebiliyor? Ve bu tablo, Fener Rum Patrikhanesi’nin “Ekümenik” unvanı ile Heybeliada Ruhban Okulu’nun akıbeti tartışmalarıyla birleştiğinde ortaya nasıl bir çifte standart tablosu çıkıyor.

AVATON: BİN YILLIK KADIN YASAĞININ ANATOMİSİ

Avrupa’daki Orta Çağ kuralını Heybeliada’ya taşıma planı: Kadınlar giremez! - Resim : 1

Aynoroz’un manastır cumhuriyeti olarak resmi kuruluşu MS 963’e dayanır. 972’de onaylanan ilk anayasa (Typikon) ile yönetim biçimi günümüze kadar ulaşmıştır. (3) Avaton olarak bilinen kadın yasağının gerekçesi, keşişlerin inziva hayatının ve bekaret yemininin korunmasıdır. Aynoroz, Meryem Ana’ya adanmış kutsal bir toprak olarak kabul edilir ve kadınların varlığının manevi disiplini zedeleyeceği düşünülür. (4) Bu yasak sadece bir gelenek değil, yarımadanın tamamını kapsayan, insan ve hayvan ayrımı yapmayan, ihlalinde 2 yıla kadar hapis cezası öngören katı bir uygulamadır.

Avrupa’daki Orta Çağ kuralını Heybeliada’ya taşıma planı: Kadınlar giremez! - Resim : 2

Yasağı sıradan bir gelenekten ayıran şey, sahip olduğu anayasal ve uluslararası güvencedir. Aynoroz’un özerk statüsü, Yunanistan Anayasası’nın 105. Maddesi ile güvence altına alınmıştır. (5) Yunanistan’ın 1981’de AB’ye katılım anlaşmasına eklenen özel bir protokol ile Aynoroz’un ‘’bin yıllık özel statüsü’’ uluslararası alanda da tanınmıştır. (6) Bu, AB’nin bu statüye müdahale etmeme garantisidir.

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE ÖZERKLİK

Osmanlı döneminde Aynoroz, fetihten itibaren özerk statüsünü korudu. 1430’da Selanik’in fethiyle bölge Osmanlı egemenliğine girdi ve fetih fermanıyla tüm ayrıcalıkları güvence altına alındı. Çift başlı bir idare kuruldu. Ruhani işlerde manastırlar tam özerk, mülki idarede ise Osmanlı yetkilisi (Haseki) asayiş ve vergi toplamadan sorumluydu.

Tanzimat’la birlikte merkeziyetçi bürokrasi Aynoroz’u doğrudan merkeze bağlamaya çalıştı. II. Meşrutiyet (1908) sonrası bu baskı iyice arttı. Ancak 1912 Balkan Savaşı’nda Yunan işgaline uğrayan Aynoroz, özerk yapısını koruyarak günümüze ulaştı. (8)

AB’NİN ÇİFTE STANDARDI

Aynoroz’daki kadın yasağını Avrupa Parlamentosu (AP) gündemine taşıyan ilk isim, Yunan asıllı AP üyesi Anna Karamanu oldu. 1997-2004 döneminde AP’de görev yapan Karamanu, 2003 yılında bu konuyu gündeme getirdi. Yasağı, “Avrupa’da kara orta çağ döneminden kalma bir uygulama” olarak nitelendirdi. Ancak bu ilk girişim sonuçsuz kaldı. (9)

Karamanu’nun çıkışından yaklaşık 23 yıl sonra, 14 Ocak 2026’da Avrupa Parlamentosu, “Avrupa Birliği’nde Temel Hakların Durumuna İlişkin Kararın” 98. Maddesi ile kadın yasağının kaldırılmasını talep etti. Karar 277’ye karşı 225 oyla kabul edildi. (10) Metinde yasağın cinsiyet eşitliği, ayrımcılık yasağı ve serbest dolaşım ilkelerine aykırı olduğu belirtildi. Ancak karar hukuken bağlayıcı değildi.

Karara Yunanistan’ı savunmak üzere itiraz eden isim, dönemin Yunanistan Kültür Bakanı Evangelos Venizelos oldu. Brüksel’de AP yetkilileriyle yaptığı toplantıda şu gerekçeleri savundu (11):

- Hukuki statü: Aynoroz’un özel statüsü, Yunanistan’ın AET’ye katılım anlaşmasıyla ve Amsterdam Antlaşmasıyla güvence altındadır.

- Özel mülkiyet: Yarımadanın tamamı manastırların özel mülküdür ve merkezi Yunan Devleti’nin burada hiçbir kamu malı bulunmamaktadır.

- Çifte standart eleştirisi: Venizelos, AP’nin yalnızca erkeklerden oluşan Vatikan’a sessiz kalmasını çifte standart olarak nitelendirdi.

Toplantıda AP yetkililerinden herhangi bir itiraz gelmedi. Yasağın kaldırılması talep edildi ancak, Yunanistan’ın itirazı nedeniyle uygulanmadı.

FENER RUM PATRİKHANESİ İÇİN EMSAL OLABİLİR Mİ?

Hukuken mümkün değil. Aynoroz bölgesel özerklik taşırken, Patrikhane tekil bir dini kurumdur. Aynoroz’un dayanağı Yunan Anayasası ve AB protokolü iken, Patrikhane Lozan Anlaşması çerçevesinde yalnızca Türkiye’deki Rum azınlığın dini lideri statüsündedir. (12) Aynoroz modelinin Patrikhane’ye uygulanması, egemenlik devri anlamına gelir. Ancak Aynoroz’un ruhani lideri Fener Patriği olduğu için, Patrikhane bu yapı üzerinde dolaylı bir nüfuza sahiptir.

KADIN YASAĞI DEVAM EDECEK Mİ?

1971’de kapanan Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması gündemde. Kasım 2025’te ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, okulun Eylül 2026’da açılmasını hedeflediklerini açıkladı. (13) Ancak Mayıs 2026’da Milliyet Gazetesi, okulun açılacağı haberlerinin doğru olmadığını duyurdu. (14)

Okulun kadın öğrenci alıp almayacağı konusunda Patrikhane’nin bugüne kadarki beyanları, okulun geleneksel yapısı içinde açılmasından yanadır. 1844’ten 1971’e kadar okul, sadece erkek öğrencilere eğitim verdi. Patrik Bartholomoes’un daha önceki açıklamaları, okulu kadınlara ve Ortodoks olmayan öğrencilere açmayı düşünmediğini göstermektedir. (15) Yani Avaton zihniyetinin bir benzeri Heybeliada’da da devam ettirilecek gibi görünüyor.

PATRİKHANE TALEPLERİ DEMOKRASİYE AYKIRI

Aynoroz’da kadın yasağını sürdürmek, Heybeliada’da aynı yasağı devam ettirmek, okulun devlet denetiminden muaf tutulmasını istemek ve ekümenik unvanı talep etmek demokratik hukuk devleti ile doğrudan çelişmektedir. Kadın yasağını Aynoroz’da sürdürmek Avrupa’nin “cinsiyet eşitliği” normlarını hiçe saymaktır. Heybeliada’da yasağı devam ettirme ısrarı ise, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim ve insan hakları politikalarına açıkça meydan okumadır. AB, bu tutumu eleştirmeyip Aynoroz’a özerklik tanırken, Patrikhane’nin ekümenik statü talebini destekleyerek sadece Ortodoks dünyasında değil, küresel ölçekte demokrasi söylemini yüzsüzce kullanmaktadır. (16)

EMPERYALİZM NEDEN BU TÜR YAPILARI AYAKTA TUTAR?

Emperyalizm, Orta Çağ kurumlarını “koruyarak” aslında o toplumların kendi dinamikleriyle gelişmesini ve ilerlemesini engeller. Bu yapılar, emperyal güçlerin elinde birer pazarlık kartı ve kontrol aracına dönüşür. Aynoroz özelinde AB, bir yandan kadın yasağını sürdüren bu Orta Çağ kurumunu anayasal ve uluslararası güvenceyle korurken, diğer yandan Türkiye gibi ülkelerden “demokratik standartları” eksiksiz uygulamasını talep ederek iki yüzlü bir strateji yürütmektedir. Amaç, kadın hakları değil, jeopolitik nüfus alanlarını genişletmek ve rakip ulus devletlerin egemenlik alanlarını daraltmaktır. (17)

TÜRKİYE’NİN KONUYA YAKLAŞIMI

Türkiye, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını kendi egemenlik yetkisi çerçevesinde değerlendirmektedir. (18) Okulun açılması, Türkiye’nin iç meselesidir. Yunanistan ve AB’ye bu konuda herhangi bir söz verilmemiştir. Okulun açılması halinde Türk eğitim sistemine ve Anayasa’ya uygun olması şarttır. Patrikhane’nin talep ettiği tam özerklik, Türkiye tarafından egemenlik ihlali olarak değerlendirilmektedir.

GÖRÜNÜRDE ÖZERKLİK, PRATİKTE ÇİFTE STANDART

Aynoroz, Ortodoks geleneğinin en köklü ve çelişkili mirası. 2026 AP kararı, söylemde kadın haklarını savundu ama Yunanistan’ın itirazına dayanarak yaptırım uygulanmadı. Heybeliada’nın akıbeti belirsizliğini korurken, Patrikhane’nin okulun geleneksel yapısı içinde açılması ısrarı, Avaton benzeri bir kadın yasağının İstanbul’un göbeğinde de devam etmesi anlamına gelecek. AB, Aynoroz’daki yasağa sessiz kalıp, Patrikhane’nin ekümenik taleplerine destek verirken, Türkiye’den “modern demokratik standartlar” talep etmesi, AB’nin iki yüzlü davranışının somut örneğidir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler