Ana içeriğe geç

ABD planına karşı çıktı Gladyo’nun hedefi oldu

Şehit Yazıcıoğlu, 2000’lerin ortalarından sonra FETÖ’yle arasına mesafe koydu, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne ve bölgede ikinci İsrail devleti planına tavır aldı. PKK’nın ABD’den destek aldığını söylemekten çekinmedi. TSK’nın sınır ötesi operasyonlarını dış güçlere değil milletine dayanak yapması

ABD planına karşı çıktı Gladyo’nun hedefi oldu
Aydınlık
16

Milliyetçi ve vatansever çizgideki Muhsin Yazıcıoğlu’nun etkisi, BBP’nin aldığı oy oranıyla karşılaştırılamayacak büyüklükteydi. Önce ABD planlarına ikna edilmek istendi. Vatansever Türk milletini, ancak onun gibi milliyetçi bir güç ikinci İsrail devletine ikna edebilirdi. Makam, mevkiye tamah etmedi. 2006, 2007 Türkiye’de Gladyo’nun harekete geçtiği yıllar oldu. Rahip Santoro cinayeti, Danıştay saldırısı, Hrant Dink suikastı, Zirve Yayınevi katliamları ardı ardına geldi. Bunların hepsinde ortak nokta tetikçilerin BBP ilişkisi oldu. Yazıcıoğlu, daha sonra bu yaşananları, “Bizim tarlayı sürmüşler.” sözleriyle yorumlayacaktı. Suikasta uğrayacağını biliyordu. Hazırlıklıydı. Hayatını kaybettiği helikoptere binmeden önce yakın çevresine, “Ankara’ya döneceğim ve Fetullah Gülen ile mücadeleye başlayacağız.” demişti. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, ABD planlarına açıktan tavır aldığı için 25 Mart 2009 tarihinde FETÖ Gladyosu tarafından şehit edildi.

Yazı dizimizde Yazıcıoğlu’nun Gladyo’nun nasıl ve neden hedefi haline geldiğini, yakın çevresinin anlatımıyla hayatını kaybetmesinden önceki suikast girişimlerini, suikast gününü ve yargılama sürecini irdeleyeceğiz.

‘ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ PARTİMİZİ SUYOLU ETTİ’

Muhsin Yazıcıoğlu, hayatını kaybetmeden 18 gün önce, 7 Mart 2009 tarihinde Sivas Şarkışla’daki mitingde şunları söylemişti: “Ben çocukluğumdan beri bir şeye söz verdim. Arkasını önünü görmediğim, bilmediğim hiçbir güce yaslanmayacağım. O emperyalist devletlerin, güçlerin hiçbir zaman uşağı olmayacağım. Onlar beni yönetmeyecekler. Sorunlarımızı biz çözeceğiz dedim. Atatürk, mandacılığı kabul etseydi, belki çok daha kolay devlet başkanı olurdu. Ama onlar da başka bir devlete yaslanarak iktidar olma yolunu seçmediler. Çarıkları yoktu, o yoklukta milli mücadele verdiler ve başardılar. Bana gelip çok kez denediler. Bizim partimizi, Amerikan elçiliğinden de suyolu ettiler. Birçokları geldi gitti.”

Aydınlık, 18 Temmuz 2026’da “ABD’lileri kovdu, kalemi kırıldı” manşetini attı. İsmet Özçelik şöyle yazdı: “Amerikalı iki isim, Joe M. Alpaugh ve Andrew Linquist, 13 Kasım 2007’de Yazıcıoğlu’nu ziyaret etti. ABD derin devleti içinde olan bu güçlerin gündemi Büyük Ortadoğu Projesi... Yazıcıoğlu’na ne teklif ettiler bilinmiyor. Ama kesin bir dille reddettiği hatta çok sinirlendiği ifade ediliyor.”

BOP’A TAVIR ALDI

Tarih 16 Şubat 2004. O dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, Kanal D’de Fatih Altaylı’nın programında, “Şu anda Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım.” dedi. Erdoğan’ın açıklamaları sonraki günlerde de devam etti: ABD Başkanı Bush ile yaptığı görüşmenin ardından 8 Haziran 2005’te, komşu ülkelere yaptığı ziyaretlerin de bu proje kapsamında olduğunu söyledi. Hatta Erdoğan, 4 Mart 2006 tarihinde AK Parti Grup toplantısında, “Türkiye’nin Ortadoğu’da bir görevi var. Biz Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz.” diyecekti.

‘ABD PROJESİNİN EŞ BAŞKANI CUMHURBAŞKANI OLAMAZ’

Muhsin Yazıcıoğlu, Erdoğan’ın “BOP eşbaşkanıyım.” sözlerine Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’le birlikte tavır aldı. BBP’nin 15 Nisan 2007 tarihinde yapılan kurultayında Yazıcıoğlu şöyle konuştu: “Türkiye, bir yandan Amerika, öbür yandan Avrupa ipoteği altına sokulmuş, diğer taraftan da uluslararası sermaye tekellerinin yağmaladığı bir yarı sömürge haline getirilmiştir. AKP’nin ‘Biz de bunun bir parçasıyız.’ dediği Büyük Orta Doğu Projesi haritaları yayımlanıyor. Mezhebi ve etnik çatışmayla, kontrollü istikrarsızlıkla Orta Doğu’yu yönetme amacını taşıyan Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı olduğunu söyleyen Sayın Erdoğan, bu düşünceyi taşıdığı müddetçe cumhurbaşkanı olamaz. Önce BOP’un eş başkanı olmaktan çıkmalıdır.”

PERİNÇEK’İN TANIKLIĞI

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de Yazıcıoğlu’nun bu antiemperyalist tavrının yakın tanığı… Perinçek, 14 Temmuz 2026’da Ulusal Kanal ekranında Yazıcıoğlu’yla görüştüklerini anlattı. Tayyip Erdoğan’ın 2004 yılında Fatih Altaylı’nın yayınında “Diyarbakır, BOP’un yıldızı olabilir. Bunu başarmamız lazım.” demesinin ardından Yazıcıoğlu’yla konuştuklarını ifade eden Perinçek şunları söyledi: “O günlerde Sayın Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizle iyi bir ilişkimiz vardı. Buluştuk, görüşmeler yaptık. Sonra dedik ki, ‘Bu yenilir yutulur bir şey değil. Türkiye’nin yöneticileri hiçbir şekilde başka bir devletin görevlisi olamaz. ‘BOP eş başkanıyım.’ dediğinizde, ABD devletinin hiyerarşisi içinde bir personel durumuna düşüyorsunuz. Türkiye’nin başbakanları, cumhurbaşkanları böyle bir konumda olamaz. Dönemin cumhurbaşkanına gidelim ve azletme yetkisinde bulunmasını talep edelim.’ Yazıcıoğlu geçmişte Fetullah Gülen çevresi ile iyi ilişkileri olmuş ama sonrasında FETÖ’nün ABD ve İsrail’le ilişkilerini görmüş ve arasına mesafe koymuştu.”

ABD DESTEKLİ TERÖRE KARŞI ETKİN MÜCADELE

Muhsin Yazıcıoğlu’nun ABD’nin planlarına karşı durduğu çizgi sonraki yıllarda da devam etti. 2007 yılında PKK’nın kanlı karakol baskınlarıyla anıldığı bir dönem başladı. Hakkari, Şırnak, Tunceli, Bingöl’den gelen şehit haberlerine 22 Mayıs’ta Ankara’daki Anafartalar Çarşısı saldırısı eklendi. O saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti, 110 kişi yaralandı. 4 Haziran’da Tunceli’deki Kocatepe Jandarma Karakolu’na baskın düzenleyen PKK, 7 askerimizi şehit etti. 7 Ekim’de Gabar Dağı’nda operasyondan dönen birliğe saldırıda, 13 askerimiz şehit oldu. Bu saldırı, bardağı taşıran son damla oldu. 17 Ekim 2007’de Meclis’te Irak’ın kuzeyine yönelik sınır ötesi operasyon için tezkere oylaması yapıldı. Muhsin Yazıcıoğlu, sınır ötesi operasyonun dış güçlere değil millete dayanarak başarılı olabileceğini biliyordu. Tezkere oylamasından önce Meclis’te şunları söyledi: “Terör dışarıdan destek görmeden Türkiye’de yaşayamaz. Çekiç Güç’ün kanatları altında büyümüş olan PKK’ya karşı daha etkin, derinlikli yöntemlere ihtiyaç var. Bu tezkere, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin daha etkin mücadelesi için, arkasında milleti gösterecek bir unsur olarak kullanılmalı.”

DAĞLICA BASKININI NASIL HABER ALDI?

Meclis içinde ABD planlarına karşı cephe alması Muhsin Yazıcıoğlu’nu daha etkin bir konuma taşıdı. Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki vatansever subaylarla ilişkileri arttı. Partinin üst düzey yönetiminde olan bir isim bu durumu Aydınlık’a “Muhsin Başkan’a bilgi yağıyordu. Hiçbirimizin bilmediği olaylara vakıf olabiliyordu. İnsanlar Muhsin Başkan’ın vatansever olduğundan emin oldukları için sorunları çözebileceğine güveniyor ve onunla irtibat kuruyordu.” diye anlattı. O ilişkilerden biri Dağlıca baskını sonrası basına yansıyacaktı. PKK, 21 Ekim 2007’de Yüksekova’ya bağlı Dağlıca köyünde Türk Silahlı Kuvvetleri Komando Taburuna ağır silahlarla saldırdı. Yüzlerce kişiden oluşan grup, 12 askerimizi şehit etti, 16 askerimiz yaralandı. 8 askerimiz kaçırıldı. Saldırı öncesinde Avaşin Çayı üzerindeki Şehri Köprüsü’nü patlatan PKK, destek kuvvet gelmesini de engelledi. Gece yarısı başlayan sıcak çatışma ertesi gün 16.30’a kadar devam etti. Yazıcıoğlu, o gece Almanya’da BBP’nin seminerindeydi. Telefonu çaldı. Dağlıca’daki çatışmadan aranmıştı! Olaya tanık olan Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birliği Eski Başkanı Recep Yıldırım, yıllar sonra şunları aktaracaktı: “Arayan kişi ‘Başkanım zor durumdayız, iki buçuk saattir çarpışıyoruz, hiçbir yerden yardım alamıyoruz. Senin elin uzundur bize yardım gelmesini sağla.’ dedi. Muhsin Yazıcıoğlu, bu görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü aradı. Cumhurbaşkanının o ana kadar olaydan haberinin olmadığını anlamıştık.”

ÜST RÜTBELİ BİR SUBAY

Dönemin Dağlıca Tabur Komutanı Onur Dirik de sonraki yıllarda o gün Yazıcıoğlu’na gelen telefonu şu sözlerle doğruladı: “Çatışmanın dördüncü, beşinci saatlerinde rütbeli arkadaşlar ile kısa bir değerlendirme yaptık. Taburun üzerinde kimliği belirsiz bir hava aracı vardı. O gece bize Yüksekova istikametinde taburu neredeyse boşaltacak şekilde bir intikal görevi verilmişti. İntikal yolundaki köprü de havaya uçurulmuştu. Görülmemiş çapta ve sayıda ağır silah kullanıyorlardı. PKK’nın böyle bir eylemi planlama ve icrasını kendi başına yapamayacakları sonucuna ulaştık. Yazıcıoğlu da benzer tespitlerde bulunmuştu. Kendisinin bu kadar isabetli tespitlerde bulunabilmesi için bizim yaşadıklarımızı ve bu değerlendirmeleri bilmesi gerekir. O telefonu eden kişi iletişim imkanlarına ve üst düzey değerlendirme yeteneğine sahip üst rütbeli biri olmalıydı.”

OKYANUS ÖTESİNE MESAJ

Sınır ötesi operasyon için hazırlanan tezkere 17 Ekim’de Meclis’ten geçmişti. Ancak Washington, Ankara’nın önüne bir şart koymuştu: ‘Türkiye, PKK’nın tasfiyesi karşılığında, ABD’nin İran’a yapacağı operasyonda yer alsın!”

Türkiye Dağlıca baskını şehitlerini uğurlarken sınır ötesi operasyonla ilgili haberler artıyordu. Medyada ABD’yle ortak harekât haberleri üzerine Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Ekim 2007’de tekrar Meclis kürsüsüne çıktı ve AK Parti hükümetini uyardı: “Emperyalizm, kendi amaçlarına ulaşmak için bu bölgede yeni haritalar çiziyor. ABD’yle ortak karar alınacağı söyleniyor. Kediye ciğer teslim edilmez. Yöredeki sorunların arkasında Amerika var. Bu olaylar, ABD’nin himayesinde gerçekleşiyor. Bu gerçeği gizlemenin bir anlamı yoktur. İktidarınız, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve emniyet güçlerimiz de terörle mücadele konseptini değiştirmeli ve yeni şartlara, yeni ortama göre yeni bir mücadele konsepti koyarak sınır ötesinde operasyon yapmalıdır. Sınırın berisi, ötesi ve okyanusun ötesi demeden bu kararlılığı göstermek mecburiyetindeyiz.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler