The Telegraph'ın analizine göre Trump yönetimi, Latin Amerika'da sağcı iktidarların yükselişiyle bölgedeki nüfuzunu genişletiyor. Gazete, Washington'ın uyuşturucu kartellerini gerekçe göstererek askeri seçenekleri de değerlendirdiğini ve gözünü petrol ile lityum gibi stratejik kaynaklara çevirdiğini öne sürdü.
The Telegraph gazetesine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın Latin Amerika kıtasında yürüttüğü kingmaker politikası meyvelerini vermeye başladı.
Kolombiya'da yapılan başkanlık seçimlerini, kendisine "Kaplan" lakabını takan milyarder avukat ve sağcı popülist Abelardo de la Espriella kazandı. Solcu rakibi Ivan Cepeda’yı geride bırakan De la Espriella, seçim zaferinin ardından kurşun geçirmez camların arkasından taraftarlarına seslenerek suç kartellerine karşı "demir yumruk"sözü verdi.
SOL İKTİDARLARIN ÖLÜM FERMANI: 7'DE 7 YAPTILAR
Telegraph, Kolombiya’daki kırılmanın münferit bir olay olmadığını, Trump’ın göreve gelmesinden bu yana Latin Amerika’da yapılan yedi başkanlık seçiminin tamamını ABD destekli sağcı adayların kazandığını yazdı.
Kıta genelinde on yıllardır süren sol eğilimli "pembe dalga" dönemini adeta sona erdiren bu yeni lider profili serbest piyasa ekonomisi, ABD ile tam entegrasyon ve militarize edilmiş sert güvenlik politikalarıyla öne çıkıyor. İngiliz basınına konuşan kaynaklara göre göçü engellemek, uyuşturucu rotalarını tıkamak ve bölgedeki milyarlarca dolarlık ihaleleri toplamak isteyen Washington için kusursuz bir zemin hazırlıyor.
AMAÇ DEMOKRASİ DEĞİL, TİCARİ SÖMÜRÜ VE DOĞAL KAYNAKLAR
Eski ABD Panama Büyükelçisi John Feeley, The Telegraph’a yaptığı açıklamalarda, "Trump, Batı yarımküre üzerinde mutlak bir hakimiyet kurmak istiyor. Ancak bunu ittifak temelli sağlıklı demokrasiler inşa etmek için değil, tamamen ticari sömürü amacıyla yapıyor. Truth Social platformunu, diğer ülkelerin iç işlerine kendi görüşünü dayatmak için açıkça bir araç olarak kullandı." dedi.
Trump yönetiminin asıl hedefinin bölgenin zengin petrol, altın, lityum ve nadir toprak elementleri gibi stratejik maden kaynakları olduğunu yazan gazete; halihazırda Venezuela’nın petrol üretimini kontrol eden ve El Salvador, Arjantin, Guatemala ile yeni ticaret anlaşmaları imzalayan Washington’ın, şimdi de Peru, Bolivya ve Şili'deki maden sahalarına gözünü diktiğini ileri sürdü.
İngiliz gazetesinin analizine göre kıtadaki sağa kayış trendinin arkasında çok kritik aktörler yer alıyor.
Ekvador Cumhurbaşkanı Daniel Noboa, uyuşturucu kartellerine karşı yürüttüğü savaşta paramiliter şirket Blackwater’ın kurucusu Erik Prince ile stratejik bir ortaklık kurdu. Bununla da kalmayan Noboa, koruma altındaki maden alanlarını üretime açmayı ve doğa harikası Galapagos Adaları'nda bir ABD askeri üssünün kurulmasına izin vermeyi planlıyor.
Brezilya'da yaklaşan seçimler öncesinde, yeni askeri cezaevleri inşa etme ve ABD ile tam iş birliği içinde çalışma sözü veren eski Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Flavio Bolsonaro, Trump'tan tam destek aldı. Genç Bolsonaro'nun en büyük vaadi, Çin'in Brezilya üzerindeki ticari ağırlığına son vererek rotayı tamamen Washington'a çevirmek.
Öte yandan Peru'da Keiko Fujimori, Kosta Rika'da ise Laura Fernandez Delgado, Trump tarzı güvenlik odaklı ve Washington yanlısı sert söylemlerle seçimleri kazanarak iktidarı ele geçiren diğer liderler oldu.
Trump’ın Latin Amerika stratejisi, 1904 yılında eski ABD Başkanı Theodore Roosevelt’in ilan ettiği ve ABD'nin kıtada gerekirse "uluslararası polis gücü" kullanabileceğini belirten tarihi doktrini akıllara getiriyor. Gazeteye konuşan kaynaklar, Trump'ın uyuşturucu kartellerini gerekçe göstererek Kolombiya ve çevre ülkelere Amerikan özel güçlerini göndermeyi ciddi şekilde masada tuttuğunu açıkladı.
Sosyal demokrat hükümetlerin iç güvenliği ve sokaktaki huzuru sağlamada yetersiz kalmasından, çetelerin haraç ve şiddet sarmalından bıkan Latin Amerika halkı ise egemenlik haklarının ihlali riskine rağmen bu sert "demir yumruk" politikalarına protesto oylarıyla çok ciddi destek veriyor.