Zamanda yolculuk mümkün olsa da üç beş yıl öncesinden bugünlere bakabilsek 2026’da enflasyonun çoktan yüzde 5’lere inmesi gerektiğini görürdük. Hadi o kadar geri gitmeyelim; daha bu yıla başlarken enflasyon hedefine baksak göreceğimiz oran yüzde 16 olurdu.
Oysa on iki aylık bir dönem için öngörülen bu orana yalnızca beş ayda ulaşıldı, hatta bu düzey aşıldı bile. Beş aylık oran yüzde 16,61 oldu.
Yüzde 16’lik hedef, artık yüzde 24. Daha önce yüzde 15-21 olarak belirlenmiş olan tahmin aralığında da alt sınır artık kaldırıldı ve üst sınır yüzde 26. Aslında bu da tuhaf. Merkez Bankası “2026 enflasyonunu yüzde 26 tahmin ediyorum ama hedefim yüzde 24” diyor. Örtülü biçimde “Hedefi yüzde 24 yaptığıma bakmayın, ben de yüzde 26 bekliyorum” denilmiş oluyor.
Ama artık ne yüzde 24’ün bir önemi var, ne yüzde 26’nın…
Yüzde 6, hatta 8 bile mümkün değil
Yılın tamamlanmasına yedi ay var ve yüzde 24’te kalmak son yedi ay toplamındaki artışı yüzde 6,3’te, yüzde 26’da kalmak ise yedi ay toplamındaki artışı yüzde 8,1’de tutabilmeyi gerektiriyor.
Son yedi ay toplamında yüzde 6,3… Türkiye bu düzeyi ne zamandan beri yakalayamıyor biliyor musunuz, son sekiz yıldır. 2018-2025 döneminde hiçbir zaman böyle bir oran gerçekleşmemiş.
Daha önceki dönemlerde ise yıllık enflasyon bugünküyle kıyaslanmayacak kadar düşük olduğu için son yedi ay itibarıyla daha düşük oranlar tabii ki görülmüş.
İlk beş ay-yıllık dengesi
Son yirmi yılın ilk beş ayındaki TÜFE artışının, o yılın toplam gerçekleşmesindeki oranına baktım. Bu oran, grafikte de görüleceği gibi yıldan yıla çok farklılık gösteriyor.
Ama yirmi yıllık dönemin tümü dikkate alındığında pek farklılık göstermeyen değerler de var.
İlk beş ayın yıllıktaki payı bu yirmi yılda aritmetik ortalamada yüzde 45,22.
En düşük ve en yüksek birer oranı atarak yaptığım kırpılmış ortalama yüzde 45,60.
En düşük ve en yüksek ikişer oranı dışlayarak belirlediğim ortalama yüzde 45,76.
Yine aynı şekilde en düşük ve en yüksek bu kez üçer oranı dikkate almadan belirlediğim ortalama yüzde 45,90.
Medyan ise bu yirmi yıl için yüzde 47,06. Yani tüm değerler aritmetik ortalamaya yakın bir düzeyde.
Yüzde 35’in altı mucize
İlk beş ay-yıllık gerçekleşme dengesinde aritmetik ortalama yüzde 45,22, medyan yüzde 47,06…
Beş aydaki yüzde 16,61’in aritmetik ortalamaya, yani yüzde 45,22’ye denk geldiğini varsayarsak 2026 enflasyonu yüzde 36,7 olacak.
Yok eğer yüzde 16,61’in medyan olan yüzde 47,06’ya denk geldiğini varsayarsak 2026 enflasyonu yüzde 35,3 düzeyinde oluşacak.
Arada çok büyük bir fark yok. Ha 35, ha 36 ya da 37; sonuçta 35’in altına inilemiyor.
En aykırı yıla göre bile
İlk beş aydaki enflasyonun yıllık enflasyona göre en yüksek gerçekleştiği yıl yüzde 65,85’lik oranla 2014…
2014'ün ilk aylarında FED’in parasal genişlemeyi bitirme kararı ve bunun etkisiyle Türkiye ve benzer ülkelerden yoğun sermaye çıkışı yaşandı. Bu karar TL’nin ilk aylarda hızla değer yitirmesine yol açtı ve ağırlıkla bundan kaynaklanmak üzere hızlı bir enflasyon yaşandı. Öyle ki 2014’ün ilk beş ayındaki fiyat artışı yüzde 5,38’i buldu, yıl ise yüzde 8,17’lik oranla kapatıldı. Yani ilk beş aydaki oranın yıllıktaki payı yüzde 66’ya yaklaştı.
Varsayalım bu yıl da aslında ilk aylar çok kötüydü, bundan sonrası ise çok daha iyi geçecek. Ve varsayalım ki bu yılın ilk beş ayındaki artışın toplamdaki payı bu anlamda rekor kırılan 2014’teki yüzde 65,85 düzeyinde.
Eğer bu yıl ilk beş aydaki yüzde 16,61’i yüzde 65,85’e denk diye varsayarsak yılın tümündeki gerçekleşme yüzde 25,2 olacak. Merkez Bankası’nın son hedefi olan yüzde 24’ün niye tutturulamayacağının bir başka göstergesi de bu. Son yirmi yılın en uç oranı dikkate alınsa bile 2026’da yüzde 24 aşılıyor.
Kaldı ki 2014’ün 65,85’lik oranı bir istisna ve yirmi yılın ortalaması yüzde 45’lerde. Yüzde 45’e göre yapılan hesaplama da bizi zaten yüzde 35 dolayında bir orana götürüyor.
Savaş bitince mümkün mü?
“Mümkün mü” diye sorduğum 24 ya da 26 değil, bir kere onu vurgulayayım. Artık “Mümkün mü” diye sorulması gereken bu yılın gerçekleşmesinin yüzde 30’un altında kalıp kalmayacağı.
Hani “yapışkan enflasyon” denilen bir kavram var ya, Türkiye tam olarak bunu yaşıyor. Haziran 2025’ten Mayıs 2026’ya kadar olan on iki aydaki yıllık enflasyon yüzde 30,65 ile yüzde 35,05 arasına adeta sıkıştı.
Son on ay dikkate alındığında sıkışmışlık daha da belirgin. Ağustos 2025-Mayıs 2026 döneminde yıllık enflasyon yüzde 30,65 ile yüzde 33,29 arasında. Aradaki fark yalnızca 2,64 puan.
Bu eğilim bile ortada dezenflasyon programı diye lanse edilen programın kalmadığını gösteriyor da ekonomi yönetimi hâlâ bu program varmış gibi davranıyor. Peki savaş sonrasında çok şey değişir mi?
Fiyatlama davranışlarının düzelmesi yönünde en küçük bir emare yok.
Savaş ve enerji maliyetleri yüzünden belli bir düzeye çıkarılan fiyatların savaş sona erince geri çekilmesini hiç kimse beklemiyor.
Dolayısıyla sağlanacak barış, olsa olsa yeni artışların çok yüksek olmaması sonucunu doğurabilir, o kadar. Ama barış, enflasyonun yüzde 30’ların altında kalmasını ne yazık ki sağlamaz.