Ana içeriğe geç

Sanayinin payı neden düşüyor?

Sanayinin payı neden düşüyor?
Ekonomim.com
16

TÜİK 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdüğümüzü açıkladı. Büyüme verisinin ayrıntıları incelendiğinde 2 tane gelişme ön plana çıkıyor. Bunlardan birincisi ihracatın büyümeye katkısının negatif olması. Diğeri ise ekonomide sanayi sektörünün payının düzenli olarak gerilemesi.

Bu iki gelişme önemli ama bunları doğru ve detaylı okumak gerekiyor. Ezbere okumalar yanıltıcı olabilir. O nedenle buyurun biraz verinin detayına bakalım.

İhracatın büyümeye katkısı negatif: Yılın ilk çeyreğinde ihracat, reel verilere göre yüzde 13 daralmış. Bunun ne kadar önemli olduğunu şöyle ifade edelim: İhracattaki daralma milli gelir artışını tek başına yüzde 1,2 oranında düşürmüş. Toplam büyüme hızının yarısı kadar bir büyüklüğü silmiş yani.

Sadece ihracat daralmakla kalmamış, tüketim de artmış. Toplam tüketim (kamu ve özel) yüzde 4,3 artmış ve ekonomik büyümeyi yüzde 3,7 artırmış. Bu artışı sınırlayan ise ihracattaki daralma olmuş.

Bu iki veriyi beraberce şöyle okumalıyız: İç talep o kadar güçlü olmuş ki, büyük miktarda malı ihraç etmek yerine iç tüketime sunmuşuz ama yine de talebin hızını kesememişiz. Tabii TL değer kazandığı için, malları dolarla ihraç etmek yerine TL ile iç pazara satmanın çok daha karlı olabileceğini de hatırlayalım lütfen. Bu da ihracattaki gerilemede bir etken.

Sanayinin payı neden düşüyor? - Resim : 1

İç talebin artıp, ihracatın azaldığı manzara enflasyonisttir

Ekonomide böyle dönemler olabilir tabii ama dezenflasyon politikası uygulayan bir ülkede böyle dönemler görmeyi beklemeyiz. Aslında tam tersi gelişmeler bekleriz. Yani sıkılaşan para ve kredi koşulları nedeniyle iç talebin yavaşlamasını, ihracatın artmasını, büyümenin tüketim yerine daha çok ihracattan gelmesini bekleriz. İç talebin artıp, ihracatın azaldığı bir manzara kesinlikle enflasyonisttir.

Sanayinin payı sürekli düşüyor: Çok üzücü bir gelişme de milli gelir içinde sanayinin payının düşüyor olması. Ayrıca bu eğilim tek bir döneme ait değil, yıllardır devam eden bir süreç. Bu da kötü bir haber ama göründüğü kadar da kötü değil. Neden? Buyurun tabloya beraber bakalım.

Tabloda tarım ve sanayi sektörlerinin milli gelir içindeki paylarının son dört yıldaki değişimlerini görüyorsunuz. Ayrıca hizmetler içinde küçük ve nispeten önemsiz bir alt sektör olan gayrimenkul faaliyetlerinin payı da verilmiş durumda.

Tarımda önemli bir değişme yok. Buna karşın sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı son üç yılda 7,6 puan azalmış. Bu azalış belli bir döneme ait değil, üç yıldır düzenli devam ediyor. Sanayi sektörünün ciddi sorunları olduğunu ve tekstil, mobilya gibi emek yoğun sektörler başta olmak üzere kan kaybettiğini biliyoruz. Değerli TL’nin maliyetleri yükseltmesi ve rekabet gücünü azaltması, verimsizlik, finansman sorunları gibi faktörler sanayiyi etkiliyor.

Öte yandan, bu faktörler sanayinin payındaki düşüşün sadece bir kısmını açıklıyor. Unutmayalım ki burada sanayinin sadece payına bakıyoruz. Eğer milli gelir bileşenlerinden başka bir tanesi (mesela gayrimenkul faaliyetleri) çok hızlı bir şekilde büyür ve payını artırırsa, diğer kalemlerin payı bu nedenle de düşebilir.

Nitekim sanayinin payındaki düşüşün bir nedeni gayrimenkul faaliyetlerinin payındaki hızlı artış. Sanayi geriliyor elbette ama göründüğünden daha yavaş geriliyor. Kötü haberin iyi kısmı bu.

Gayrimenkul faaliyetlerinin payı ise üç yıl içinde yüzde 4’ten yüzde 11’e yükselmiş. Sanayinin kaybettiği payın neredeyse hepsini o almış. Üstelik yüzde 11 pay ile milli gelirin en önemli bileşenlerinden biri haline gelmiş, öyle ki tarımın dört katı kadar, sanayinin de üçte ikisi kadar bir büyüklüğe erişmiş.

Gayrimenkul faaliyetlerinin tamamına yakını kira gelirlerinden oluşuyor

Peki son üç yılda bu kadar hızlı büyüyen “gayrimenkul faaliyetleri” kaleminin içinde ne var? Hemen belirtelim ki inşaat faaliyetleri buna dahil değil. Ona ayrı bir yerde bakıyoruz. Gayrimenkul faaliyetleri kaleminin neredeyse tamamına yakını kira gelirlerinden oluşuyor. Hem gerçek hem de izafi kira gelirlerini gösteren kalem bu.

Bu iki gelişmeyi yan yana koyup baktığımızda şöyle bir manzara çıkıyor ortaya: Yılın ilk çeyreğinde üretim ve ihracat azalırken, tüketim ve kiralar artmış. Para, sanayi gibi üretken alanlardan pek o kadar üretken olmayan kira gibi alanlara kaymış. İşsizliği artırıp, gelir dağılımını daha da bozan gelişmeler bunlar. Ayrıca ortaya çıkan manzara tamamen enflasyonist.

Bu veriler İran Savaşı’ndan önce. Yılın ikinci çeyreğinde ise İran Savaşı’yla beraber bu manzaranın daha da daraltıcı ve daha da enflasyonist bir noktaya gittiğini görebiliriz maalesef.

Kaynağa Git

İlgili Haberler