7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "Mesele yalnızca bir zirve meselesi değildir. Mesele Türkiye'nin yeni dünya düzeninde nasıl bir vizyon ortaya koyacağıdır." dedi.
HÜKÜMETE ÇAĞRI
"Bu toplantıda Türkiye'nin vereceği mesaj şudur. 'Biz NATO üyesiyiz ama kimsenin ileri karakolu değiliz. Avrupa'nın çevre ülkesi değiliz. Biz Çin ve Rusya ile konuşuruz ama onların yörüngesine girmeyiz. Bizim görevimiz kendi bölgemizde barış ve denge üretmektir.'" açıklamasında bulundu.
Türkiye'nin masada olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, "Kendisine yer açıldığı için değil, tarihsel ağırlığı bu masadır mesajını vermemiz gerekiyor." diye konuştu.
Kılıçdaroğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"2 Temmuz’dayız. Yüreklerimizi yakan bir gündeyiz.Bir arkadaşım şu notu gönderdi İnsan insanı yakar mı? İnsan, insan yanarken bakar mı? İnsan insan yanarken alkışlar mı? İnsan insanı yakanı aklar mı?
İnsan yanarken yanmayan insan var mı? Yanmayan insan varsa acaba o insan mı? 2 temmuzda bu gerçeği unutmamak gerekiyor.
Dünya değişiyor, güç merkezleri değişiyor, uluslararası dengeler değişiyor, teknoloji, enerji ticaret ve güvenlik anlayışı yeniden şekilleniyor. Böylesine tarihi bir dönüşüm yaşanırken şu soruyu kendimize sormak zorundayız Türkiye bu yeni dünya düzeninin neresinde olacaktır?
CHP’nin yanıtı çok açıktır: Türkiye hiçbir küresel rekabetin edilgen unsuru olmayacaktır. Hiçbir gücün ileri karakolu olmayacaktır. Hiçbir ülkenin stratejik taşeronu olmayacaktır.
Türkiye kendi tarihinden devlet geleneğinden ve millet iradesinden aldığı güçle kendi yolunu çizecektir. Çünkü bizim dış politika anlayışımızın merkezinde ideolojiler değil ulusal çıkarlar vardır. Hamasi söylemler değil devlet aklı vardır.
Günübirlik hesaplar değil Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını inşa edecek stratejik vizyon vardır. Türkiye’nin görevi cepheleşmenin parçası olmak değil, denge kurmak güven üretmen ve bulunduğu coğrafyada istikrarın taşıyıcısı olmaktır.
Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesini de işte bu anlayışla değerlendiriyoruz. Türkiye bu masaya kimseden onay almak için değil kendi tarihinden coğrafyasından devlet aklından millet iradesinden ve cumhuriyetin bağımsızlık anlayışından aldığı güçle oturmaktadır."