Ana içeriğe geç

Çapa’da işten atılan yemekhane işçileri direnişe başladı

Çapa Tıp Fakültesi’nde taşeron firmanın sözleşmesinin sona ermesiyle işten çıkarılan yaklaşık 100 yemekhane işçisi, güvenceli ve sendikalı çalışma talebiyle direnişe başladı

Çapa’da işten atılan yemekhane işçileri direnişe başladı
Aydınlık
16

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde taşeron firma Efsane Kadro Yemekçilik bünyesinde çalışan yaklaşık 100 yemekhane işçisi, şirketin hastaneyle yaptığı sözleşmenin sona ermesi ve yenilenmemesi üzerine işten çıkarıldı. İşçiler, mesaileri bitmesine rağmen şirket malzemelerinin kamyonlara yüklenmesi dahil gece geç saatlere kadar çalıştırıldıktan sonra işten atıldıklarını öğrendi. DİSK’e bağlı Gıda-İş Sendikası öncülüğünde direnişe başlayan işçiler, güvenceli, sendikalı ve insanca çalışma koşullarıyla işlerine geri dönene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.

İşçiler, hastane yönetiminin kendileriyle görüşmemesini protesto etmek için hastane içinde yürüyüş düzenledi. Çapa Hastanesi’nde görev yapan sağlık emekçileri de bina önlerine ve pencerelere çıkarak alkışlarla destek verdi. Yürüyüşün ardından dekanlık binası önünde direniş başlatıldı.

‘BİR ÇATAL KEPÇE KADAR DEĞER VERMEDİLER’

Direniş alanında konuşan DİSK Gıda-İş Genel Başkanı Olcay Ozak, yıllardır hastanenin mutfağında çalışan işçilerin bir gecede kapı önüne konulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Sizin o firma açısından değeriniz bir çatal, bir kaşık, bir kepçe, bir soğan, patates kadar yok. Taşeron olarak çalışmamız bizi burada en zayıf halka haline getiriyor.

Sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar hastalar ve sağlık çalışanları için emek veriyoruz ama hiçbir açıklama yapılmadan kapının önüne bırakılıyoruz. İşçilerin ücretleri asgari ücret düzeyinde tutuluyor, aşçılar dahi piyasanın çok altında ücretlerle çalıştırılıyor.

“Hastane yönetimi sorumluluktan kaçamaz. Burada yemek üretimi devam ettiği sürece burada siz çalışacaksınız. Hastane yönetimi ‘Ben bilmem, firma bilir’ diyemez. Asıl işveren de sorumludur. İşimizi istiyoruz. Gerekirse günlerce, aylarca bu kapıda oturacağız. Haklarımızı alıncaya, eski çalışma koşullarımız iyileştirilinceye kadar sağlık emekçileriyle, doktorundan hemşiresine kadar tüm çalışanlarla birlikte mücadele edeceğiz.İşçiler hastane yönetiminin bilgisi dahilinde mobbing, hakaret ve küfüre maruz bırakıldı. Yeni dönemde bu koşulları kabul etmeyeceğiz.”

‘MESAİYE GELİR GİBİ HASTANE ÖNÜNDEYİZ’

Dekanlık yönetiminin çağrısıyla işçi temsilcileriyle yapılan görüşmeden de sonuç çıkmadı. Yeni yüklenici firmanın mevcut işçileri işe almayacağını bildirmesi üzerine işçiler direniş kararı aldı. Toplantının ardından konuşan Olcay Ozak, mücadelenin yeni başladığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Karşımızda bir muhatap yoktu. Küçük bir hareketle hemen görüşmeye çağırdılar ama bizim karnımız buna tok, kulaklarımız buna sağır. Tek bir arkadaşımızı geride bırakmadan haklarımızı alıncaya kadar omuz omuza mücadele edeceğiz. Sömürüye, köleliğe ve taşeron düzenine artık yeter diyoruz. Birlikte hareket ettiğimiz sürece yenilmeyeceğiz. Pazartesi sabahı mesaiye gelir gibi yeniden hastane önünde toplanacağız.”

‘ASIL İŞVEREN DE SORUMLUDUR’

Dev Sağlık-İş Genel Sekreteri ve DİSK Örgütlenme Dairesi Uzmanı Erdoğan Demir de taşeron sisteminin yarattığı güvencesizliğe dikkat çekerek, “İş Yasası açık; asıl işveren de taşeron kadar sorumludur. Burada çalışma yasası, Çalışma Bakanlığı yok mu? İşçilerin muhatap alınmaması, haksız işten çıkarmalar, mobbing ve ücret gaspları karşısında yasal mevzuat işletilmelidir. Haklarımızı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. İşten çıkarmaların ardından yemekhane işleri sağlık emekçilerine yaptırılıyor. Bu hem işçiler hem de hastalar açısından risk oluşturuyor. Sağlık işçisi arkadaşlar vicdani duygularla dün gece hastalara yardımcı olmak için yemek dağıttı. Ama tuvalet temizleyen işçinin hastaya yemek vermesi doğru değildir. Buradan yetkililere sesleniyoruz; oluşacak sıkıntının hesabını kim verecek?” dedi.

UZUN YILLARDIR GÜVENCESİZ ÇALIŞIYORLAR

İşçiler, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, primlerin yüzde 30’dan yüzde 15’e düşürüldüğünü, banka promosyonlarının verilmediğini ve bordro kesintilerine ilişkin yeterli açıklama yapılmadığını belirtti. Uzun yıllardır taşeron şirketler bünyesinde güvencesiz koşullarda çalıştırıldıklarını ifade eden işçiler, güvenceli çalışma ve sendikal hak talebinde bulundu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler