Ana içeriğe geç

MOSFED/Ahmet Güleç: Sanayi üretimindeki yüksek maliyet dış dengeyi bozuyor

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, EKONOMİ’ye 2026’nın ilk yarısı itibarıyla mobilya sektöründe yaşanan üretim, iç piyasa ve ihracat gelişmelerini değerlendirerek, makroekonomik göstergeler ile sektörel yol haritasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

MOSFED/Ahmet Güleç: Sanayi üretimindeki yüksek maliyet dış dengeyi bozuyor
Ekonomim.com
16

MERVE YİĞİTCAN

Yüksek faiz ortamı, sıkı para politikası, maliyet artışları ve küresel lojistik hatlarındaki jeopolitik krizlerin sektöre yansımalarını ele alan Güleç, Türk mobilya sanayisinin küresel rekabetçiliğini koruyabilmesi için makro istikrarın sağlanması ve üretimin yüksek katma değerli tasarım gücüyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

MOSFED/Ahmet Güleç: Sanayi üretimindeki yüksek maliyet dış dengeyi bozuyor - Resim : 1

Hürmüz avantajı geçici

2025 yılında sektörde yatay bir seyir izlendiğini, hatta yarısında üretimin 2024'ün altında kaldığı dönemler olduğunu anlatan Güleç, 2026 yılına gelindiğinde ise ocak ayında yaşanan sınırlı daralmanın ardından şubat, mart ve nisan aylarında mobilya imalatında yeniden artış gördüklerini anlattı. Özellikle nisan ayında sektörlerin geneline yayılan artışı mobilya imalatında daha canlı yaşadıklarına dikkat çeken Güleç, bunun en önemli nedenlerinden biri olarak, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler nedeniyle Uzak Doğu menşeli sevkiyatların azalması ve talebin Türkiye'ye yönelmesini gösterdi. “Fakat bunun geçici bir hareket olduğunu da dikkate almamız gerekiyor” diyen Güleç, “Maalesef Türkiye pek çok sektörde maliyet avantajını kaybetmiş durumda. Uzak Doğu ülkelerini bir kenara bırakalım, bazı Avrupa ülkelerinin bile daha üzerinde maliyetlere sahibiz. Bu nedenle üretimde ve ihracatta, sıkıntılı bir süreçten geçerken ithalatın artmaya devam ettiğini görüyoruz. TÜİK verilerine göre yılın ilk dört ayında mobilya ihracatımız yaklaşık yüzde 5 gerilerken, ithalatımız yüzde 20 civarında arttı” diye konuştu.

İhracat performansı düşük seyrediyor

Mobilya sektörünün rakiplerine karşı fiyat avantajını kaybetmekte olduğunu anlatan MOSFED Başkanı, bu durumun sadece mobilyaya has olmadığını da vurguladı. Sadece Uzak Doğu ülkelerine karşı değil bazı Avrupa ülkelerine karşı bile daha pahalı durumda olduklarını söyleyen Güleç, “İsteseniz de istemeseniz de bu zamanla ihracatımıza yansıyor ve yansımaya devam edecek. TÜİK’in açıkladığı dış ticaret endekslerine bakarsanız, ihracat fiyatlarının iki yıldır kesintisiz yükseldiğini ihraç ettiğimiz mal miktarının ise 2025’in ortalarından itibaren düşmeye başladığını görüyoruz” diye konuştu.

Yılın ilk yarısında beklentilerin oldukça gerisinde bir ihracata imza atıldığına, bunun da sadece mobilya sektörüne has bir durum olmadığına işaret eden Güleç, “Sanayi sektörlerimizin çok büyük bir kısmında ihracat performansı düşük seyrediyor. Savunma ve elektronik gibi sektörlerin yüksek performansından mutluluk duyuyor olsak da; bunların sanayimizin sayıca küçük bir bölümünü temsil ettiğini unutmamamız gerekiyor. Ülkemizde sanayinin farklı sektörlerinde 480 bine yakın imalatçı işletme var. Bunların yüzde 90’dan fazlası sıkıntı içinde. İhracatımızda da durum benzer” değerlendirmelerinde bulundu.

"Nefes" sorunları çözmekten uzak

Finansman koşullarında ve kredi büyümesinde sıkıntıların sürdüğüne işaret eden Güleç, Nefes kredilerinin bazı firmalar tarafından kullanıldığını, ancak bu tür geçici adımların yaşanılan sorunları çözmekten çok uzak olduğunu vurguladı. “Türkiye, enfl asyonla mücadele sürecinde para politikasını eksiğiyle fazlasıyla büyük ölçüde kullandı” diyen Güleç, bu süreçte ‘maliye politikasının son derece cılız kaldığı’ tespitinde bulunarak, şöyle devam etti: “Beklentimiz, kamu harcamalarında daha güçlü bir tasarrufa gidilmesi ve özel sektörle iş birliği içinde, sektörler özelinde maliye politikasının etkin bir kaldıraç olarak kullanılmasıdır. Gerek mobilya sektöründe gerek diğer sektörlerde ihtiyaç duyulan şey, yeni teşvikler açıklanması değil. Bakın şu anda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından verilen yatırım teşvikleri var. Fakat ortam yatırım yapmaya uygun değil, yeni bir yatırım yapılsa mevcut iş gücü maliyetleriyle mevcut kiralarla girişimcilerin üretim yapıp bunu katma değerli bir şekilde ihracata çevirmeleri olanaksız; çünkü çok büyük bir maliyet dezavantajımız var.

Enflasyonu çözünce katma değer de artar

Maliyet kıskacından çıkış için katma değerli ihracat ve tasarımın önemine dikkat çeken Güleç, bu konuda aşılması gereken iki kritik eşik olduğunu söyledi: "Birincisi genel olarak enfl asyonun ve makro istikrarın yeniden sağlanması. İkincisi ise sektördeki girişimcilerde bu bilincin yerleşmesi. Enfl asyonu, hayat pahalılığını, üretim maliyetlerindeki yüksekliği çözmeden özel sektörün bir yeniden yapılanma sürecine girmesini beklemek mümkün değil. Yani önce ortamın oluşması gerekiyor. Ancak bu ortam oluştuktan sonra gerek mobilya sektöründe gerek diğer sektörlerde katma değerin artırılmasına yönelik çalışmaların meyve vermesini bekleyebiliriz. Biz MOSFED ve bize bağlı sektör dernekleri olarak 'tasarım' bilincini desteklemek adına uzun süredir çalışmalar yürütüyoruz. Bunun sonuçlarını da görüyoruz. Fakat bu çalışmalarımızın sektördeki daha çok firmayı harekete geçirmesi için, dediğim gibi, makroekonomik istikrarın ve uygun maliyetle üretim imkanının sağlanması gerekiyor.

MOBİLYA EKOSİSTEMİ BİR ARADA OLACAK

FDI'ın üreticileri yalnızca alıcılarla değil; mimarlarla, iç mimarlarla, tasarımcılarla, proje geliştiricileriyle ve yaratıcı profesyonellerle aynı ekosistem içinde buluşturduğunu belirten Güleç, bu sayede yalnızca sipariş ilişkileri değil, uzun vadeli iş birlikleri ve yeni değer zincirlerinin oluştuğunu ifade etti. Güleç, FDI İstanbul bünyesinde yer alan özel programların üretici için nasıl bir kaldıraç olacağını ise şu sözlerle açıkladı: “FDI İstanbul'u da tam bu anlayış üzerine inşa ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki tasarım yalnızca estetik bir unsur değil; katma değer üreten, markaları farklılaştıran, sürdürülebilir rekabet gücü sağlayan ve ihracat değerini yükselten stratejik bir üretim aracıdır. Bu nedenle FDI, ürünlerin sergilendiği klasik bir fuardan çok daha fazlasını ifade ediyor. Tasarımı, markalaşmayı, yaratıcı düşünceyi, sürdürülebilirliği ve kültürel birikimi aynı çatı altında buluşturan; entelektüel sermayeyi ekonomik değere dönüştüren uluslararası bir platform niteliği taşıyor."

Kaynağa Git

İlgili Haberler