İtalya’nın 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılma hakkı elde edememesi yalnızca sportif bir başarısızlık olarak kalmadı, ülkede siyasi bir mücadeleyi de tetikledi.
Bosna-Hersek’e karşı oynanan play-off maçının kaybedilmesiyle İtalya erkek milli takımı üst üste üçüncü kez Dünya Kupası dışında kaldı. Futbolun ülke kültüründeki merkezi konumu nedeniyle yaşanan hayal kırıklığı kısa sürede futbol yönetiminin geleceğine ilişkin sert bir siyasi tartışmaya dönüştü.
Politico'nun aktardığına göre yenilginin ardından İtalya Futbol Federasyonu (FIGC) Başkanı Gabriele Gravina yoğun baskılar sonucu nisan ayında istifa etti. Şimdi gözler 22 Haziran’da yapılacak federasyon başkanlığı seçimlerine çevrilmiş durumda.
Başbakan Giorgia Meloni’nin partisi İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia), seçimlerin ertelenmesini ve federasyonun özel yönetime alınmasını savunuyor. Bu yöntem geçmişte büyük yolsuzluk skandallarının ardından İtalyan spor kurumlarında uygulanmıştı.
Hükümetten reform çağrısı
İtalya Spor Bakanı Andrea Abodi, Politico’ya verdiği demeçte federasyonda yeni seçimlerin tek başına çözüm olmayacağını belirterek, “Öncelik seçim yapmak değil. Yeniden yükseliş için gerekli koşulları seçimlerle oluşturamazsınız” dedi.
Abodi, federasyonun kendi kendini reforme etme kapasitesini kaybettiğini savunurken, hükümetin futbol üzerindeki etkisini artırmak istediği yönündeki suçlamaları reddetti. Bakan, “Siyasetin bu alanı ele geçirmeye çalıştığı yönündeki iddialar temelsiz ve gülünç” ifadelerini kullandı.
Federasyondan hükümete tepki
Eski FIGC Başkanı Gabriele Gravina ise hükümetin müdahale girişimlerini sert sözlerle eleştirdi.
Roma’daki ofisinde konuşan Gravina, federasyonun özel yönetime alınması fikrinin “hükümet tarafından bir işgal girişimi” olarak algılanabileceğini söyledi. Gravina, “Futbol dünyasını kontrol altına alma fikri uzun zamandır dolaşıyor” dedi.
Muhalefet partileri de Meloni hükümetini devlet kurumları üzerindeki etkisini artırmaya çalışmakla suçluyor. Muhalefete göre hükümet son yıllarda kamu yayıncılığı, mali denetim kurumları ve yargı üzerindeki etkisini genişletmeye çalıştı; şimdi benzer bir süreç futbol yönetiminde yaşanıyor.
İtalyan futbolunun uzun süren gerileyişi
İtalya, 2006 yılında Almanya’da düzenlenen Dünya Kupası’nı kazanmasının ardından uluslararası futbolda istikrarlı bir düşüş yaşadı. Uzmanlar, ülke futbolundaki sorunların ekonomik durgunlukla benzerlik gösterdiğini belirtiyor.
Eski futbol yöneticilerine göre federasyon yapısı yaşlanan kadrolar, çıkar grupları ve reformlara karşı direnç nedeniyle değişime kapalı hale geldi. FIGC bünyesindeki amatör ligler, oyuncular, teknik direktörler ve hakemleri temsil eden farklı yapılar veto yetkileri sayesinde birçok reform girişimini engelleyebiliyor.
Gravina, Serie A’daki takım sayısının 20’den 18’e düşürülmesi ve lig yapısının yeniden düzenlenmesi gibi önerilerin alt liglerin direnci nedeniyle 17 kez reddedildiğini söyledi.
Uzmanlar ayrıca İtalya’daki eskiyen stadyumlar ve genç İtalyan futbolcuların Serie A’da yeterince forma şansı bulamamasını da gerilemenin temel nedenleri arasında gösteriyor.
Malagò tartışması
Federasyon başkanlığı için en güçlü aday olarak eski İtalya Olimpiyat Komitesi (CONI) Başkanı Giovanni Malagò öne çıkıyor. Serie A kulüpleri, futbolcular ve teknik direktörlerin büyük bölümü Malagò’yu destekliyor.
Ancak Malagò’nun Meloni hükümetiyle geçmişten gelen anlaşmazlıkları bulunuyor. Spor Bakanı Abodi ve Maliye Bakanı Giancarlo Giorgetti ile çeşitli konularda karşı karşıya gelen Malagò’nun seçilmesi hükümet açısından istenmeyen bir sonuç olarak değerlendiriliyor.
Abodi buna rağmen seçimi kazanması halinde Malagò ile çalışacaklarını belirterek, “Meşru şekilde seçilen herkesle iş birliği yapacağız” dedi.
Kayyum planı zayıflıyor
Seçime günler kala federasyonun özel yönetime alınması ihtimali giderek azalıyor. Çünkü böyle bir karar verme yetkisi doğrudan hükümette değil, İtalya Olimpiyat Komitesi’nde bulunuyor. Ayrıca ciddi usulsüzlük veya organizasyonel çöküş gibi özel yönetimi gerektirecek koşulların oluşmadığı belirtiliyor.
Hükümet son olarak Malagò’nun adaylığının çıkar çatışması yaratıp yaratmadığının incelenmesini istedi. Ancak spor çevrelerinden isimler bu girişimin başarı şansının düşük olduğunu düşünüyor.
Buna rağmen İtalya’da futbol yönetimi üzerindeki siyasi mücadele sürüyor. Dünya Kupası’na katılamamanın yarattığı öfke, ülkenin en önemli kurumlarından biri olan futbol federasyonunun geleceği konusunda derin bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda.