Cumhuriyet yazarı, gazeteci Barış Terkoğlu, bugün kaleme aldığı “15 Temmuz’un hiç anlatılmayacak öyküsü” isimli köşe yazısında Tuncay Özkan’ın “FETÖ’nün Belleği” isimli kitabında kamuoyuna ulaştırdığı sırrı aktardı. Terkoğlu, FETÖ’ye ait olduğu belirtilen dijital bir bellekte, binlerce kişinin kimlik bilgileri, yaşam tarzları, inançları ve sosyal çevrelerine ilişkin fişleme notlarının bulunduğunu ifade etti.
Terkoğlu, yazısında “FETÖ’nün Belleği’nden söz ediyorum. CHP’nin gazeteci kökenli milletvekili Tuncay Özkan’ın 15 Temmuz’un onuncu yılına yetişen son kitabından” ifadelerini kullanırken “Tuncay Özkan, hapse girmesinin nedeninin en çok o bellek olduğunu düşünüyordu. Hapiste teni günden güne renk değiştirirken kanını duruşma salonundan dışarı çıkarmış, vücudunda zehir olduğuna dair rapor almıştı. “Beni öldürecekler” diye kastettiği buydu. Çok şükür bana gerek kalmadı. Tuncay Özkan belleğin hikâyesini yıllar sonra yayımladı.” ifadelerine yer verdi.
FLASH BELLEKTE 15 BİN 874 KİŞİNİN FİŞLEME NOTLARI VARDI!
Yazısında, FETÖ’nün 15 bin 874 kişilik fişleme notlarına yer veren Terkoğlu, Tuncay Özkan’ın “FETÖ’nün Belleği” isimli kitabından şu alıntıları yaptı:
“FETÖ’nün Ege Bölge imamı, bundan tam 20 yıl önce, Aralık 2006’da, cebindeki o belleği İzmir’de bir otobüste düşürmüştü. Görevli, temizlik yaparken bulup amirine teslim etti. Aynı zamanda bir futbol hakemi olan amir, belleğin sahibini bulmak için bilgisayarına taktığında şoke oldu. İlk açtığı dosyada Türkiye’de yaşayan Aleviler il il, ilçe ilçe fişlenmişti.”
“Bellek içindeki bilgilerin çoğu Ege Ordu Komutanlığı’ndaki askerlerle ilgiliydi. Aracı vasıtasıyla randevu alıp komutanlıkta görev yapan bir generale ulaştırdı. Ancak bir ses çıkmadı.”

"BELLEĞİN BİR ÖRNEĞİ ARTIK ÖZKAN'DAYDI"
Terkoğlu, yazısının devamında, “Belleğin bir örneği artık Özkan’daydı: “Fethullahçılar ya sahte adlarla bize bir komplo kuruyorsa? Bunu fişleme dosyalarındaki adların gerçek olup olmadığını bilmeden anlayamazdık. (…) Ankara’nın yolunu tuttuk” ifadelerini kullanırken “ Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ’dan randevu almıştım. Kendisine çok güveniyordum. (…) İstihbarat sorumlusu general de katıldı görüşmeye. Benden aldıkları bellekler üzerinde yaptıkları bir saatlik çalışmada belleğin içindeki bilgilerin ordu mensuplarıyla ilgili fişlemeler olduğunun doğru olduğunu, daha önce bu belleğin bir kopyasının Ege Ordu Komutanlığı eliyle Genelkurmay’a ulaştığını söylediler.” İfadelerine yer verdi.
Böylece bellek soruşturmasının resmen başladığını ifade eden Terkoğlu, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı ile paylaşınca onlar da Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile paylaşmıştı. Özkök de bu soruşturmayı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan alıp Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na vermişti.” sözlerini sarf etti.
“BELLEK OLAYINDAN ÖRGÜT KISA SÜREDE HABERDAR OLMUŞTU”
Terkoğlu, sözlerinin devamında, Özkan’ın belleği 16 Şubat 2007 tarihinde verdiğini, 20 Şubat’ta ise hava kuvvetleri komutanına ilk brifing verildiğini ifade ederek “Arşivi kaptıran FETÖ imamı ile ilişkili 173 TSK mensubu arşiv sayesinde ortaya çıkarılmıştı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda bellekten çıkan yapının üstüne gitmek üzere 8 Mart 2007’de Güneş Çalışma Grubu kuruldu.” dedi.
Bellek olayından terör örgütünün kısa sürede haberdar olduğunu ifade eden Terkoğlu, "Ordu imamı Adil Öksüz, “40 yıllık emeğimiz heba oldu” demişti” sözlerini sarf ederek bu sırada Ergenekon kumpas operasyonlarının başladığını hatırlattı.
Tuncay Özkan’ın da 23 Eylül 2008 tarihinde tutuklandığını belirten Terkoğlu, “Evinde yapılan aramada ısrarla belleğin kopyası arandı. Yetmedi, belleğin bir örneğinin olduğu A.Ş’nin de evine gittiler. A.Ş. polisin geldiğini görünce dijital arşivi parçalamış, vermemişti. Neyse ki başka bir yerde daha yedeği vardı” ifadelerini kullandı.
TSK’deki sürecin 2 yıl sürdüğünü ve 9 Şubat 2009 tarihinde dosyanın kapatıldığına dikkat çeken Barış Terkoğlu, “Özkan beş buçuk yıl hapis yattı. 10 Mart 2014’te tahliye olduğunda AKP ve Fethullahçılar birbirine girmişti.” dedi.

“YOK ETMİŞLER, İMHA EDİLMİŞ”
Terkoğlu, yazısının devamında “Gereği yapılmayan belleğin sonucunda cesaretlenen Fethullahçılar, 15 Temmuz’da darbeye kalkıştı. Darbeden sonra bellek soruşturması başladı” diyerek “Ancak... Bellek ortada yoktu: “Savcı bana elindeki belgelerden sundu. (...) Neden belleği istediğini, dosyalarda olması gerektiğini söyleyince ‘Yok. Yok etmişler. İmha edilmiş’ dedi.” ifadelerine yer verdi.
“BELLEĞİN ÜZERİNE GİDİLSE ADİL ÖKSÜZ 10 YIL ÖNCE AÇIĞA ÇIKARILACAKTI”
15 Temmuz sonrasında, itirafçıların belleğin nasıl TSK dışına çıkarıldığını ve nasıl ortadan kaldırıldığını anlattığını ifade eden Terkoğlu, “İşin ilginci, Güneş Çalışma Grubu’nda dosyayı kapatan imzayı atan yarbay bile TSK içinde FETÖ’cüler ile ilişkisini 20 Haziran 2017’de verdiği ifadede itiraf etti. Hatta Adil Öksüz ile gittiği evde tanıştığını bile söylemişti. Kısacası kediye ciğer emanet edilmişti.” İfadelerini kullandı.
Yazısının devamında, “Belleğin üstüne gidilse Adil Öksüz darbeden 10 yıl önce açığa çıkarılacaktı” ifadelerini kullanan Terkoğlu, “Zira bir dosyanın içindeki FETÖ planlamalarında o da var: “Beldelerdeki ağabeylerin İstanbul’a getirilmesi. Adil ağabeylerin beldelere belli periyotlarla gitmesi.” dedi.
“Belleğin içinde izdivaç notları bile varken... Devlet elindeki bilgi ve belgeleri kullanıp darbeyi durdur(a)madı. Sonunda 251 yurttaşımızın şehit olduğu, ülkeye büyük zarar veren kanlı gece yaşandı” sözlerini ileten Terkoğlu, “İşte iki gün sonra büyük konuşmalar yapılacak. O gecenin hikâyeleri anlatılacak. 16 Temmuz’da ise her şeyin unutulduğu yeni bir gün başlayacak” ifadelerine yer verdi.
Terkoğlu, yazısını “Belleğin öyküsünden ise kimse bahsetmeyecek. Zira bellek meselesi; yapılmayan mücadele, gerçekleştirilmeyen sorumluluk, mazideki kirli işbirliği demek” ifadeleriyle noktaladı.