Ana içeriğe geç

Ölümsüzlük peşinde koşan girişimci: Genç kalmak için bebek versiyonunu klonladım

Yaşlanmayı durdurmak için servet harcayan milyarder biyo-hacker Bryan Johnson, Nobel ödüllü kök hücre teknolojisiyle petri kabında kendisini klonladığını duyurdu. "Bebek Bryan" adını verdiği hücrelerle organ yetiştirip gençleşmeyi hedefleyen girişimcinin deneyi dünyada büyük tepki topladı

Ölümsüzlük peşinde koşan girişimci: Genç kalmak için bebek versiyonunu klonladım
Gazete Oksijen
16

Ölümü engelleme ve biyolojik yaşını geriye çekme çabalarıyla tanınan 48 yaşındaki Amerikalı teknoloji girişimcisi ve biyo-hacker Bryan Johnson, yeni tedavileri denemek ve nakil için organ yetiştirmek amacıyla kendisini "yeni doğmuş bir bebek" olarak klonladığını duyurdu.

Laboratuvarda geliştirilen bu yapıya "Baby-Bryan" (Bebek Bryan) adını veren girişimci, "Kendimi yeni doğmuş bir bebek olarak klonladım... Bu bebek-Bryan şimdilik bir petri kabında yaşıyor. Bu durum bazı insanlara korkutucu ya da distopik bir gelecek gibi gelebilir. Diğerleri bunun sağlığın kaçınılmaz geleceği olduğunu görecektir" ifadelerini kullandı.

Bilimsel arka plan

Johnson’ın bahsettiği "klonlama" işlemi, tıp literatüründe Uyarılmış Pluripotent Kök Hücre (iPSC) teknolojisi olarak biliniyor. Biyo-hacker'ın kan örneğinden alınan yetişkin hücrelerin laboratuvar ortamında yeniden programlanmasıyla elde edilen bu hücreler, embriyonik kök hücrelere benzer bir davranış sergiliyor.

Söz konusu yöntem, biyomedikal dünyasında oldukça köklü ve kabul gören bir araştırma alanı. Bu tekniği 2000'li yıllarda geliştiren Japon bilim insanı Shinya Yamanaka, bu çığır açan çalışmasıyla 2012 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'ne layık görülmüştü.

Hastalık teşhisi sonrası gelen karar

Bryan Johson, geçtiğimiz aylarda kendisine tedavisi bulunmayan bir otoimmün hastalık teşhisi konulduğunu açıklamıştı.

Mide zarındaki sağlıklı hücrelerin kendi bağışıklık sistemi tarafından saldırıya uğramasına neden olan bu rahatsızlığı "çözmeyi" hedeflediğini belirten Johnson; yapay zeka, multiomik analizler ve kişiselleştirilmiş DNA teknolojileri sayesinde hiçbir hastalığın çaresiz olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler