Transfer dönemlerinde en çok konuşulan şey isimlerdir. Oysa asıl konuşulması gereken, o isimlerin bir planın parçası olup olmadığıdır. Beşiktaş'ın bu yaz yaptığı hamlelere bakıldığında ilk kez uzun zamandır "rastgele fırsatlar" yerine belirlenmiş bir futbol aklının sahaya yansıdığı görülüyor.
Kaleye Alexander Nübel ve Doğan Alemdar, sol beke Ouattara, orta sahaya Salih Özcan, sol kanada İlhan Fakılı ve şimdi de Avrupa futbolunun önemli yıldızlarından Leandro Trossard... Siyah-beyazlılar, eksik olduğu bölgeleri tek tek doldururken kadro mühendisliğini de ihmal etmedi.
Özellikle Leandro Trossard transferi, yıllardır sol kanatta istikrar ve kalite arayan Beşiktaş taraftarı için önemli bir mesaj niteliğinde. Avrupa'nın en üst seviyesinde kendini kanıtlamış bir oyuncunun siyah-beyaz formayı tercih etmesi, kulübün yeniden cazibe merkezi olma yolunda attığı önemli adımlardan biri.
Bu transferin perde arkası da en az kendisi kadar dikkat çekici. Süreci bizzat yöneten Başkan Serdal Adalı, uzun süren pazarlıkların ardından oyuncu cephesini yıllık 6,5 milyon Euro maaşa ikna etti. 3+1 yıllık sözleşmede opsiyonun belirli maç sayısına bağlanması ve imza parası ödenmemesi ise Beşiktaş'ın sadece büyük oyuncular değil, doğru finansal şartlar peşinde de koştuğunu gösteriyor.
Teknik direktör Vincenzo Italiano ile futbol operasyonunun başındaki Önder Özen'in Avrupa kupası maçına kadar belirlediği kritik bölgelere transferlerin tamamlanması da planlamanın ne kadar disiplinli yürütüldüğünün göstergesi. Yönetim, teknik heyetin istediği profilleri zamanında kadroya kazandırarak sezon öncesi hazırlık sürecine önemli katkı sağladı.
Elbette transfer çalışmaları bitmiş değil. Bir golcü, bir stoper, bir orta saha ve bir sağ kanat takviyesiyle kadronun daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Ancak bugün gelinen noktada ilk transfer operasyonunun büyük ölçüde başarıyla tamamlandığını söylemek yanlış olmaz.
Transfer dönemlerinin değişmeyen bir gerçeği vardır. Siz Jurásek'i alırsınız, ertesi gün Emerson konuşulur. Trossard'ı kadronuza katarsınız, bu kez Mohamed Salah ismi gündeme gelir. Çünkü büyük kulüpler büyük oyuncularla anılır. Çıtayı yükselttiğinizde beklenti de yükselir.
İşte tam da bu yüzden vizyon, yalnızca transfer yapmak değil; transfer piyasasında oyunun seviyesini değiştirebilmektir. Ne kadar büyük hedef koyarsanız, o kadar büyük futbolcuları masaya getirirsiniz. Ne kadar büyük futbolcuları ikna ederseniz, camianın hayalleri de o kadar büyür. Beşiktaş'ın bu yaz verdiği mesaj nettir: Artık sıradan isimlerin peşinde koşan değil, Avrupa'nın yıldızlarını kadrosuna katabilecek bir kulüp olma iddiasını ortaya koyuyor. Çünkü futbolda büyük transferler sadece kadroyu değil, kulübün vizyonunu da büyütür.