Ana içeriğe geç

Putin görevi bırakmak istemiyor ama bakarsınız ayrılıverir

Putin görevi bırakmak istemiyor ama bakarsınız ayrılıverir
Ekonomim.com
16

Putin, ülkesini hem maliyeti çok yüksek hem de mahcup eden bir savaşa sürüklemiş durumda. Evet, savaşın maliyeti çok yüksek çünkü Rusya büyük rakamlara ulaşan insan kaybı vermiş bulunuyor. Ayrıca, savaş Rus ekonomisini zora soktu, bunu Ruslar günlük yaşamlarında hissetmeye başladılar. Fiyatlar sürekli yükseliyor.

Şimdilik Bay Putin’in iktidarı bırakmak türünden bir niyeti olduğunu söylemek mümkün değil. Ama hatırlamakta yarar var, Rusya’da demokrasi hüküm sürmüyor. Dolayısıyla oralarda siyasi değişim bizim bildiğimiz geleneksel kanallardan ve geleneksel yöntemlerle gerçekleşmiyor.

Putin görevi bırakmak istemiyor ama bakarsınız ayrılıverir - Resim : 1

Eğer Rusya Ukrayna’ya müdahale etmeden önce bana Rusya’nın böyle bir işi tamamlamak için kaç güne ihtiyacı olduğunu sorsaydınız, herhalde “bir kaç gün içinde bu işi tamamlar” der ve işin içinden sıyrılırdım. Aynı soru size yöneltilmiş olsaydı, benden çok farklı şeyler söyleyeceğinizi de zannetmiyorum. İki ülke arasındaki çatışma şu anda beşinci yılında olduğuna göre, isterseniz sizi bir yana bırakayım ama, ben fena halde yanıldığımı itiraf etmek zorundayım. Ancak benim yanılgıya düşmemin fazla önemi olmadığını da teslim ediyorum. Aralarında benim de yer almayı arzuladığım “uluslararası siyasetten az buçuk anlayanların” sık sık yanılgıya düştükleri bilinmeyen bir şey değildir; başkalarına fazla maliyeti de yoktur. Ancak benim düştüğüm yanılgıya, bana nazaran çok daha ayrıntılı bilgi ve değerlendirmelere ulaşması söz konusu olan Bay Putin de düşmüş bulunuyor. Bunun sonucunda ülkesini hem maliyeti çok yüksek hem de mahcup eden bir savaşa sürüklemiş durumda. Evet, savaşın maliyeti çok yüksek çünkü Rusya büyük rakamlara ulaşan insan kaybı vermiş bulunuyor. Bu rakamın milyonu çok aştığı ileri sürüldü. Ayrıca, savaş Rus ekonomisini zora soktu, bunu Ruslar günlük yaşamlarında hissetmeye başladılar. Fiyatlar sürekli yükseliyor. Şu sıralarda bazı malların bulunmaz olduğu da söyleniyor. Buna karşılık Rusya savaşta mahcup da düştü. Beş yıldır bir türlü savaşı kazanamıyor. Putin halkına zafer vaat ediyor ama ortada Rus kuvvetlerinini bir türlü ilerleyemediği bir çatışma var. Ne zaman ve nasıl biter? Kimse bilmiyor.

Ukrayna, Rusya’ya karşı etkileyici bir direniş gösteriyor

Peki Rusya nerede yanıldı ya da Rus lideri hangi güçlüklerle karşılaşacağını kestiremedi ki, aradan beş yıla yakın süre geçmiş olmasına rağmen henüz Rus halkına savaşı kazandık diyemiyor? Böyle bir soruyu yanıtlamak herhalde hiç de kolay değil ama belki bir Türk’ün yanıtlaması biraz daha kolaydır. Sebebine gelince, bütün emperyalist devletler artık Türklerin bir daha bellerini doğrultamayacak kadar ağır bir yenilgiye uğradığını düşündüğü bir dönemde, bir Kurtuluş Savaşı vermişler ve adeta yeniden dirilmişlerdir. İşgali amaçlayan devletler, varlık için mücadele etmenin nasıl bir direnme gücü verdiğini algılayamıyorlsr. Muhtemeldir ki, Bay Putin’in anlamakta güçlük çektiği husus, giriştikleri mücadeleyi bir ulusal direniş olarak kavramsallaştıran insanlarla karşı karşıya olduğudur. Ukraynalılar, Sovyet İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Ukrayna’nın bu niteliğini eski efendileri dahil herkese karşı kıskançça korumak istemektedirler. Rusya ise sadece eskiden kendisine ait olduğunu iddia ettiği topraklara kavuşmak arzusunda. İkisi aynı şey değil.

Ukrayna savaşcıları Rus güçlerine karşı gerçekten etkileyici bir direniş göstermiş bulunuyorlar. Görünüşe göre, Bay Putin Moskova sakinlerinin ülkelerinin savaştığını hissetmelerini dahi arzulamamıştır. Bunu sağlamak amacıyla ülkenin uzak köşelerinde yaşayan ve genellikle Rus kökenden gelmeyen ülke vatandaşlarını askere almış ve onları fazla yetiştirmeden cepheye salmıştır. Bunun yanında askerden terhis olmuş ama savaşmaktan başka birşey bilmeyen ve kim uygun ücret verirse onun için savaşmaya hazır Wagner güçlerinden de yararlanmak istemiş, ancak bunların Putin’in saltanatına göz dikecek kadar tehlikeli olabileceklerini hissedince onları kullanmaktan vazgeçmiş, başlarındaki adamın bir suikaste kurban gitmesi karşısında ise sessizliğini korumuştur. Başvurduğu stratejiler yeterli sonucu sağlamayınca, hapishanelere yönelmiş, yatma süresinin kısaltılması ve yüksek ücret ödenmesi karşılığında mahkumlardan yararlanma yoluna gitmiş, ardından Kuzey Kore’den destek almaya karar vermiştir. Bunun yanında Afrika’dan uygun iş bulmak kaydıyla, aldatılarak genç erkeklerin getirildiği, bunların istekleri hilafına hazırlıksızca cepheye sürüldüğü söylenmektedir. Her halükarda, iyi yetiştirilmemiş, ücreti mukabili savaşan zevatın ağırlıklı olduğu bir gücün savaş amaçlarını gerçekleştiremedikleri aşikar.

Trump’ın politikası Putin’e nefes aldırdı

İşin ilginç tarafı, Putin’in şansının savaşı kazanmasına yardımcı olabilecek bazı gelişmelerle karşılaşacak kadar yaver gitmiş olmasıdır. Bir kere, Trump artık Avrupa’yı savunmayı düşünmediklerine, Avrupa’nın kendi başının çaresine bakmak durumunda olduğuna dair açıklamada bulunmuştur. Buna paralel olarak Kiev’e yaptığı askeri yardımı azalttığı gibi, Ukrayna yönetimini Ruslarla anlaşma yapmaya, bunun için de Rusların dediklerini kabullenmeye davet etmiştir. Bu sözleri bir yandan Avrupa’nın kendi savunmasına daha fazla eğilmesi gereğini ortaya çıkarıp bu yönde girişimleri davet, diğer yandan da Ukrayna’ya daha fazla askeri yardım yapılmasını teşvik etmiştir. Avrupa kendisini askeri bakımdan tehdit eden gücün (herhalde) Rusya olduğunu, Ukrayna’nın da Rus işgalciliğine karşı koyduğunu düşünmektedir. Yine de, Ruslar muhtemelen Amerika’nın Avrupa’yı nükleer saldırıya karşı aynı türden silahlarla korumaktan vazgeçtiğini düşünerek ferahlamışlardır. Bu konuda yanılma olasılıkları her zaman mevcuttur ama Trump’ın niyetlerini okumaya çalışanların bu türden değerlendirmeler yapabileceklerine de şaşmamak lazımdır.

İkinci olarak, İran’la giriştiği mücadele, Birleşik Devletler’in Rusya’nın petrol ihracatı üzerine koyduğu bazı kayıtları kaldırmasıyla sonuçlanmıştır ki, bunlar arasında en önemli olanın petrol ihracatına konulan düşük fiyat kayıtlarının kaldırılması olduğuna şüphe yoktur. Bu yasağın gözetilmemesi sonucu Rusya savaşın maliyetinin daha büyük bir kısmını halka yansıtmadan karşılayabilme imkanına kavuşmuş olmakla birlikte, anlaşıldığı kadar bu ferahlama yeterli olmamış ve Kremlin yine de ülkedeki iktisadi hayatı zorlayacak bir dizi tedbiri devreye sokmak mecburiyetinde kalmıştır. Şu sıralarda Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişin serbest bırakılması için vardığı anlaşmanın petrol fiyatlarını aşağıya çekmesi Rusya’yı pek memnun etmemiştir. Petrolün bollaşması sonucu fiyatların düşmesi hem Rusya’nın petrol gelirlerin azaltacak hem de eski sınırlamaların tekrardan devreye sokulması olasılığını yeniden gündeme getirecektir.

Savaşın yeni eşiği: Nükleer risk

Bir sonuca varmak gerekirse, Rusların sonucu henüz yeterince belli olmayan bir savaş içinde oldukları söylenebilir. Ukraynalıların Rusya’nın yakıt rafine etme ve silah imal etme kapasitesini zayıflatan yıkıcı teknolojiler geliştirmekte başarılı oldukları dikkati çekmektedir. İlk defa olmak üzere, artık Moskova yakınındaki yerler de ateş altına girmekte, böylece tüm Ruslara ülkelerinin savaştığı hatırlatılmaktadır. Bu koşullar altında, Bay Putin’in taktik nükleer silahlara başvurma eğiliminin güçlenmesini beklememiz için her türlü neden mevcuttur. Doğal olarak, nükleer silahların kullanılması savaşın yeni bir aşamaya tırmanması anlamına gelecektir ve çok tehlikelidir. Tabii, şimdilik biraz uzak gözükse de, savaşı derhal sona erdirmek gibi bir başka çözüm daha bulunuyor ama böyle bir adım herhalde Putin yönetiminin de sona ermesi anlamına gelecektir. Şimdilik Bay Putin’in iktidarı bırakmak türünden bir niyeti olduğunu söylemek mümkün değil. Ama hatırlamakta yarar var, Rusya’da demokrasi hüküm sürmüyor. Dolayısıyla oralarda siyasi değişim bizim bildiğimiz geleneksel kanallardan ve geleneksel yöntemlerle gerçekleşmiyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler