Yaz aylarında daha enerjik ve mutlu hissedildiği düşünülse de bazı kişiler bunun tam tersine huzursuzluk, yorgunluk ve isteksizlik yaşayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Psikoloji Uzmanı Klinik Psikolog Kübra Adam, herkes için aynı şekilde olumlu olmadığını, sosyal becerileri yeterince gelişmemiş olan kişilerde, bu dönemde artışa geçen sosyalleşme ihtiyacında içe kapanma, kendini sorgulama ve kaygı düzeyinde artış olabileceğini söyledi.
YALNIZ VE YETERSİZ HİSSETTİREBİLİYOR
Klinik Psikolog Kübra Adam, bu dönemlerde sosyal yaşamın hareketlenmesi, tatil planlarının yapılması ve insanların daha aktif görünmesinin, bazı kişilerde kendini kıyaslama duygusunu arttırabildiğini ifade etti. Bu durumu yaşayan kişilerde, zaman zaman yalnız ve yetersiz hissetmenin görülmesine yol açabileceğine, aynı maddi ve sosyal imkanlara sahip olmadığından dolayı kendini ötekileştirip zorluk yaşayabileceğinin görüldüğünü belirtti.
UYKU DÜZENİ ÇOK ÖNEMLİ
Sıcaklıkların yükselmesi, uyku düzenini olumsuz etkileyebiliyor. Uyku kalitesindeki düşüş ise gün içinde enerjisizliğe ve odaklanma zorluğuna yol açabiliyor. Düzensiz uykunun, duygusal dengeyi de etkileyerek kişilerin daha hassas ve dalgalı bir ruh haline girmesine neden olabileceğini vurgulayan Klinik Psikolog Kübra Adam, ‘‘Sabah kalktığında işe gitmekte güçlük çekmek, yapılacak önemli bir işte ufak hataları gözden kaçırmak gibi problemlerle karşılaşılabilmektedir. Bazı bireylerde yaz döneminde depresif belirtiler de görülebilir. İstek azalması, keyif alamama ve enerji düşüklüğü bu belirtiler arasında yer alır. Bu durum kişinin günlük yaşamını, sosyal ilişkilerini ve iş ya da okul performansını olumsuz etkileyebilir. Belirtilerin uzun sürmesi, uyku ve iştah düzeninde belirgin değişikliklerin olması, kişinin daha önce keyif aldığı şeylerden artık zevk almaması gibi durumlar önemli uyarı işaretleri olabilir. Bu gibi durumlarda profesyonel destek almak önemlidir'' dedi.
“ÖZELLİKLE SOSYAL MEDYADA PAYLAŞILAN 'KUSURSUZ TATİL' GÖRÜNTÜLERİ, FARKINDA OLUNMADAN BİR KARŞILAŞTIRMA BASKISI OLUŞTURABİLİR”
Tatil döneminin çoğunlukla dinlenme, yenilenme ve keyif alma ile ilişkilendirildiğini, fakat pratikte herkesin bu süreci aynı şekilde yaşayamadığını ve bazı kişiler için tatilin, beklenenin aksine kaygı ve stresin arttığı bir döneme dönüşebileceğini ifade eden Klinik Psikolog Kübra Adam, şu açıklamalarda bulundu: ‘‘Bu durum zaman zaman ‘tatil stresi' olarak da ifade edilmektedir. Tatil stresinin en temel nedenlerinden biri planlama sürecinde yaşanan belirsizliklerdir. Özellikle iş temposu yoğun olan kişilerde tatil tarihi belli olsa bile, detayların son ana bırakılması zihinsel olarak bir yük oluşturabilir. Nerede kalınacağı, nasıl ulaşım sağlanacağı ya da tatilin nasıl geçirileceği gibi konulardaki belirsizlikler, tatil başlamadan önce bile bir tür zihinsel yorgunluk oluşturabilir. Örneğin şirkette yoğun çalışan bir kişi, iş yoğunluğu nedeniyle tatil planını tam olarak yapamadığında, zihnindeki belirsizlikler artar ve bu durum tatil sürecini zihinsel olarak bir yük haline getirebilir. Bunun yanında ekonomik kaygılar da önemli bir etkendir. Tatil, dinlenme amacı taşısa da aynı zamanda belirli bir maliyet gerektirir. Bütçenin aşılması ihtimali ya da tatil sonrasında maddi olarak zorlanma düşüncesi, kişinin rahatlamasını zorlaştırabilir. Bu durumda tatil, keyifli bir deneyim olmaktan çıkıp sürekli hesap yapılan bir sürece dönüşebilir. Bir diğer önemli nokta ise beklenti düzeyidir. Özellikle sosyal medyada paylaşılan ‘kusursuz tatil' görüntüleri, farkında olunmadan bir karşılaştırma baskısı oluşturabilir. Bu durum, kişinin kendi deneyimini daha olumsuz değerlendirmesine yol açabilir. Oysa tatil deneyimi, kişiden kişiye değişen şartlar ve imkanlar çerçevesinde şekillenir.''
Özellikle sosyal medyada tatil, konser ve çeşitli eğlenceli sosyal etkinlik paylaşımlarına sık maruz kalmanın bireyde "bende orada olmalıydım" düşüncesini tetikleyebileceğini, yaz aylarında bu durumun daha da fazla düşünülmesine yol açtığını ifade eden Kübra Adam, ‘‘Zamanla birey, içinde bulunduğu anın keyfini çıkarmakta zorlanabilir ve dikkati giderek başkalarının yaşamlarına yönelme eğilimi gösterebilir. Bu durum, zihinsel yorgunlukla birlikte duygusal tükenmişlik hissine de zemin hazırlayabilir. Sosyal medyada karşılaşılan içeriklerin büyük ölçüde seçilmiş, düzenlenmiş ve yalnızca ‘en iyi anları' yansıtan paylaşımlar olduğu göz ardı edildiğinde, kişiler kendi yaşamlarını bu kusursuz görüntüler üzerinden değerlendirme eğilimine girebilir. Bu durum, kişinin kendi günlük yaşamını haksız bir karşılaştırma içinde algılamasına ve buna bağlı olarak duygusal yük yaşamasına zemin hazırlayabilir. Genel olarak bakıldığında tatil, yalnızca dinlenme değil aynı zamanda beklentilerin, planlamanın ve duygusal yüklerin de yönetildiği bir süreçtir. Daha esnek bir yaklaşım benimsemek, gerçekçi beklentiler oluşturmak ve kişinin kendi ihtiyaçlarını gözetmesi, bu sürecin daha dengeli ve tatmin edici yaşanmasına katkı sağlar. Önemli olan tatilin kusursuz olması değil, kişinin gerçekten dinlenebilmesine imkan tanımasıdır" diye konuştu.