Emek Servisi
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) buğday ve arpa için açıkladığı 2026 alım fiyatlarına Uşaklı üreticiler tepki gösterdi. Pankartlarla Tiritoğlu Parkı’na yürüyen çiftçiler, açıklanan fiyatların üretim maliyetlerini dahi karşılamadığını belirterek kamucu tarım politikaları talep etti. Yapılan açıklamada “100 kilo buğday satarak 50 kilo mazot alabiliyoruz” denildi.
TMO, 2026 yılı için makarnalık ve ekmeklik buğday alım fiyatını ton başına 16 bin 500 lira, arpa alım fiyatını ise 12 bin 750 lira olarak açıkladı. Karara tepki gösteren üreticiler, bu fiyatlarla üretimin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Tiritoğlu Parkı’nda açıklama yapan üreticiler adına metni Üretici Ali Yavuz okudu. Yavuz, belirlenen fiyatların çiftçiyi daha da yoksullaştırdığı belirtilerek “Ekmeklik ve makarnalık buğday için belirlenen 16 bin 500 TL’lik fiyatın karşısında çiftçinin maliyeti 20 bin liranın üzerindedir. Dolayısıyla üretici zarar etmektedir. Bu fiyatlar küçük çiftçinin ve köylünün yaşadığı zorlukları hafifletmekten ziyade derinleştirmektedir” dedi.
İTHALAT DÜZENİ SÜRDÜRÜLÜYOR
Kuraklık, dolu ve aşırı sıcaklıkların yanı sıra yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üreticilerin her geçen gün daha fazla zorlandığına dikkat çeken Yavuz, Buğday alım fiyatlarının yerli üretimi desteklemek yerine ithalata dayalı tarım politikalarını güçlendirdiği söyledi. “Buğday alım fiyatları, üreticiye ve yerli üretime destek sağlamayı bırakın tam tersine ithalata dayalı bir düzeni devam ettirmektedir. Bu alım fiyatlarıyla bir yandan can çekişmekte olan kırsal yaşamın tabutuna son çiviyi çakılmaktadır.”
ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE KAYBEDİYOR
Türkiye’nin uzun yıllardır izlediği tarım politikalarının dışa bağımlılığı artırdığı ifade edilen Yavuz, AKP iktidarı döneminde bu sürecin daha da derinleştiği belirterek Türkiye’nin buğday ithalatının yaklaşık 12 milyon ton seviyelerine ulaştığını hatırlatarak yerli üretimin gerilediğine dikkat çekti. Bu durumun yalnızca çiftçileri değil, tüketicileri de etkilediği belirtilen açıklamada, “Hem üretici hem de tüketiciler açlık, sefalet ve yoksulluğa terk edilmektedir” denildi.
SERMAYEYE DEĞİL HALKA ÖNCELİK
Açıklamanın devamında talepler şu şekilde sıralandı: “Tarımda devletin küçük çiftçiden yana ve etkin politikalar üretmesi sağlanmalı, halkın sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için üretim süreçleri kamusal bir planlama ile düzenlenmelidir. Mazot, gübre ve tohum gibi temel girdiler kamusal olarak karşılanmalı, geçimlik üreticinin Ziraat Bankası borçları silinmelidir. Sermaye değil, halkın çıkarları öncelikli olmalıdır.”