TEPAV, Merkez Bankası’na zaman zaman yapmakta olduğu çağrıyı yineledi. TEPAV’ın temmuz ayına ilişkin para politikası değerlendirme notunda Merkez Bankası Kanununun 42. maddesine bir kez daha atıfta bulunularak enflasyon hedefine ulaşılamaması ya da ulaşılamayacağının anlaşılması durumunda yapılması gereken açıklama hatırlatıldı.
Merkez Bankası Kanununun 42. maddesi, “Banka, belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamaması ya da ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde, nedenlerini ve alınması gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir ve kamuoyuna açıklar” deniliyor.
Örneği yok, ama…
Merkez Bankası bugüne kadar enflasyon hedefinin tutmayacağını görerek yıl ortasında hükümetlere hiç mektup yazmadı. Çünkü yıl içinde dört kez yayımlanan enflasyon raporlarıyla tahminler ya da hedefler yukarı yönlü güncellendi ve Merkez Bankası kendine hep alan açtı.
Örneğin bu yıl yüzde 16’lık hedefle yola çıkılırken bu oranda kalınamayacağını Merkez Bankası bilmiyor muydu, tabii ki biliyordu, hatta en iyi onlar biliyordu. Sonra ne oldu; önce enflasyonda tahmin aralığı yukarı çekildi, ardından hedef 8 puan birden artırılarak yüzde 24’e çıkarıldı. Tahminde aralık uygulaması da kaldırıldı ve tek bir oran ilan edildi, o da yüzde 26.
Merkez Bankası bugün için de yüzde 24’lük hedefin de, yüzde 26’lık tahminin de gerçekleştirilebilir olmadığını görüyor ama yıl içinde mektup yazmak gibi bir uygulaması olmadığı için o yola yönelmiyor.
TEPAV Merkez’i iteklemeye çalışıyor
TEPAV, Merkez Bankası’nın hükümete yıl içinde daha önce hiç mektup yazmadığını tabii ki biliyor. Para politikası değerlendirme notunu hazırlayan Para Politikası Çalışma Grubu’nu oluşturan isimlerin çoğu zaten eski Merkez Bankacı.
TEPAV Merkez Bankası’na bu çağrıyı yaparak bankanın daha proaktif davranmasını sağlamaya çalışıyor.
Ancak bunu yapmanın Merkez Bankası açısından hiç kolay olmadığı da ortada.
Merkez Bankası bugün hükümete bir mektup yazmak durumunda kalsa enflasyonun öngörülenin çok üstüne çıkmasının klasik gerekçelerini sıralayacak; yani dış etkenleri, savaşı ve enerji fiyatlarındaki yükselmeyi… Ama bunun dışında hükümetlerden kaynaklanan bazı yanlış uygulamaların da sıralanması gerekecek.
Bizim Merkez Bankamız o duruma geldi mi? Dolayısıyla en iyisi yıl sonunda adettendir denilerek bir mektup yazmakla yetinilecek.
Ama TEPAV’ın da önerdiği gibi şimdi, iş işten tümüyle geçmeden yazılacak bir mektup sorunların önüne geçmek anlamında büyük katkı vermeye aday da ne o mektubu yazma düşüncesi var, ne de o mektup yazıldığı takdirde orada yer alacak uyarılara kulak verme isteği.
TEPAV başka neler söylüyor?
TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu'nun faiz konusunda ne söylediğini tahmin etmek zor değil. Çalışma Grubu yarınki PPK toplantısında faiz oranlarının değiştirilmemesini öneriyor.
Temmuz ayının değerlendirme notunda dile getirilen diğer konular neler mi, buyurun...
■Haziran 2026'da Türkiye'nin yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,1 ile G20 ülkeleri arasındaki en yüksek oranlardan biri olmuştur. (İlk sırada yüzde 33,5 ile Arjantin var, Türkiye'den sonraki ülke ise yüzde 6 ile Rusya.) Yıllık enflasyon son on iki aydır çok yüksek ve dar bir aralıkta seyretmektedir. Bu aralığın alt sınırı yüzde 30,7, üst sınırı ise yüzde 33,5 olmuştur.
■Hem yurt içinde hem de başta Orta Doğu'daki savaş olmak üzere küresel düzlemde yaşanan gelişmeler, makroekonomik istikrarın sağlanmasının ve yapısal temellerin güçlendirilmesinin ne denli hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir.
■Önceki raporlarımızda da vurgulanan ve sürmekte olan riskler mevcuttur. ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle sıçrayan enerji, emtia ve uluslararası taşıma fiyatlarına ilişkin büyük bir belirsizlik bulunmaktadır. Enflasyon beklentileri çıpalanamamıştır. Beklentilerin çıpalanamaması enflasyonda atalet yaratan fiyatlama davranışlarını devam ettirmektedir.
■Enflasyonla mücadelenin sürdürülebilirliği ve kalıcı olarak düşük bir enflasyon düzeyine ulaşılması giderek zorlaşmaktadır. Mevcut koşullar altında, enflasyonun 2026 yıl sonu için güncellenen hedefin de (yüzde 24) oldukça üzerinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
■Bu şartlar altında Merkez Bankası, temel sorunun uygulanmakta olan ekonomi programının önemli eksiklikler içermesi ve mevcut programın sürdürülebilirliğine dair şüphelerin giderilememesi olduğunu dikkate almalıdır.
Çözüm önerileri neler?
Peki TEPAV sıraladığı bu sorunlara karşı ne gibi çözüm önerileri dile getiriyor, gelin şimdi de onlara bakalım...
■Hem içeride hem de dışarıda belirsizliklerin yüksek seyrettiği bir dönemde, kontrolümüzdeki belirsizlikleri azaltmak çok daha fazla önem kazanmıştır.
■Acil öncelik, adil ve hızlı çalışan bir yargı sistemi oluşturmak, hukukun üstünlüğünü sağlamak ve demokratik değerlere saygı göstermektir. Bu yapılmadıkça önemli ekonomik sorunları çözmek mümkün görülmemektedir.
■Geniş kesimlerce benimsenecek ve “ülkede önemli değişiklikler oluyor” heyecanını uyandıracak yeni bir kalkınma stratejisine ihtiyaç vardır. Bu stratejiye dayalı yapısal tedbirlerle güçlendirilecek bir program şüphesiz enflasyonla mücadeleyi de kolaylaştıracaktır.
■Öncelikle maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi desteklemesi önemlidir. Bu bağlamda kapsamlı bir vergi reformu yapılması, kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmesi, kamu harcamalarının etkinlik ve verimlilik gözetilerek yeniden yapılandırılması, koşullu gelir garantilerinin gözden geçirilmesi başta olmak üzere bütçe açığını azaltıcı önlemlerin hayata geçirilmesi zorunludur.
■Enflasyonda atalet yaratan fiyatlama davranışları konusunda yapısal sorunların giderilmesi, rekabet ortamının iyileştirilmesi ve şirketler kesimiyle uzlaşma çabalarına girişilmesi gerekmektedir.
■Makroekonomik istikrarı sağlayıcı politikaların yanı sıra, TCMB, TÜİK ve BDDK gibi kurumları politik baskıya karşı bağımsız kılacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunun ötesinde, verimliliği artıracak, yeşil dönüşüm sürecini hızlandıracak, eğitimin niteliğini yükseltecek ve gelir eşitsizliğini azaltacak yapısal reformların da kararlılıkla sürdürülmesi önem taşımaktadır.