Bu çetin coğrafyada, hele ki küresel rekabetin jeopolitik risklere dayandığı ortamda Türkiye, sanayi kabiliyetini korumak, geliştirmek zorunda ama hükümet sanki sanayiye düşman gibi davranıyor
Sanayi, bir şeyden çok üretmek demektir. Türkiye, üretmek ve ürettiğini satmak zorunda olan bir ülke... Çin’den İtalya’ya dek, sanayisi ekonomi içinde %20’den fazla olan yegâne ülkeydik ama son yıllarda sanki bizi sanayiden uzak tutan ekonomi politikaları uygulanmaya konmuş gibi görünüyor.
Literatürde buna; “prematüre de-idustrialization” deniyor. Normal bir şey değil yaptıkları... Bugün fazlaca övündüğümüz savunma sektörü de ülkenin sanayileşme kabiliyetine dayanıyor. Bindiğin dal sanayi ama sen onu kesiyorsun? Hangi akla hizmettir, neden şakağımıza sıkar bir ekonomi yönetimi?
SANAYİYE BU DÜŞMANLIK NİYE? ANLAYAN BERİ GELSİN…
Sanayi üretim endeksi üzerinden bakıldığında, durumdaha davahim görünüyor. Bunda 30 yıl önce sanayinin ekonomideki payı, %30’lara varmışken bugün, OVP marifetiyle bu pay, %20’nin de altına indirilmiş durumda. Hayati soru şudur: Sanayi üretmezse ihracata konu malı nereden bulabileceğiz?
Türkiye, “ince buz tabakası üzerinde, hızla gitmek zorunda kalan kayakçı” gibidir. Her hız kestiğinde, ekonomik krizin buzlu sularına gömülüveren bir kayakçı… Altındaki buz tabakasının kalınlığı ise sanayinin ekonomideki payını gösteriyor ve %20’lere inceltilmiş haliyle hayli kırılgan hale getirildik.
İKİ SORU İKİ CEVAP / Sanayisizleşmeye dair…
Erken sanayisizleşmenin sonucu?
Orta gelir tuzağı derinleşir, verimlilik artışı yavaşlar, gelir dağılımı daha da bozulur, demokrasi ve kurum kalitesinde gerileme riski artar, dış borç ve ithal bağımlılığı kronikleşir, kalıcı kopuş gelir.
Yeniden sanayileşme mümkün mü?
Teknik olarak evet... Bunun için reel kuru rekabetçi düzeyde tutmak, iç ticaret hadlerini düzeltmek, aktif, seçici sanayi politikaları uygulamak şart. Aksi halde 2030’larda düşük gelir düzeyine ineceğiz.
NOT/SANAYİSİZLEŞMEK; “GAFLET VE DALALET VE HATTA HIYANETTİR”
“Sanayisizleştirme; beceriksizliğin mi yoksa taammüdün eseri midir?” diye sorguladığımda, ne yazık ki otoritenin günahlarıyla yüzleşiyoruz. “Zamanında çok kâr ettin” söylemiyle, sanayicinin feryadına kulak tıkamak, nasıl bir gafletin neticesidir? Uyarıyoruz ama gafleti aşan, hıyanete varan bir tutum.
SANAYİ LÛGATI
İmalat sanayi: Endüstrimizin bel kemiği, ihracatımızın dayandığı üretim kabiliyetimiz
Savunma sanayi; 3 tarafı deniz, 4 tarafı sorunla çevrili bu coğrafyada var olma savaşımız
Sanayi teşvikleri: Hak edene ve değer üretene verilmesi gereken ama zombilere giden…
Yapısal reform: Kamudan beklenen ama sanayicinin de yapması gereken reformlar