Ana içeriğe geç

Küresel piyasalarda rüzgar karşıdan geliyor

Küresel piyasalarda rüzgar karşıdan geliyor
Ekonomim.com
16

Küresel piyasalarda birkaç önemli unsur, finansal varlıklar açısından rüzgârın tam karşıdan esmesine neden oluyor. Bunlardan ilki, savaşın yeniden başlaması ve giderek daha riskli bir görünüm kazanması. İkincisi, bu gelişmeye bağlı olarak petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş. Fed’in yeni Başkanı Kevin Warsh’un savaş yeniden başlamadan önce dahi daha şahin bir duruş sergilemesi ve faiz artırımı ihtimalini gündeme getirmesiydi. Buna bağlı olarak, üçüncü unsur, savaşın yeniden başlamasıyla birlikte, daha yüksek oranlı faiz artırımlarının konuşulmaya başlaması oldu. Dördüncü unsur, ABD dolarındaki güçlenme. Beşinci unsuru ise “başta yapay zekâ olmak üzere teknoloji şirketlerinin değerlenmesinde bir balon var mı?” sorusunun tekrar gündeme gelmesi şeklinde ifade edebiliriz.

Tüm bu gelişmeler, özellikle bizim de içinde bulunduğumuz gelişmekte olan ülkeler açısından hiç de olumlu bir tablo ortaya koymuyor. Küresel yatırımcıları, gelişmiş ülke piyasalarına ve özellikle devlet tahvillerine yönlendiren bir güvenli liman algısı oluşuyor.

Küresel makro ve mikro görünüm homojen değil

Diğer taraftan, küresel ekonominin genel görünümünde beklenenden güçlü seyreden bir büyüme ile tahminlerden daha yüksek bir enflasyonun bir arada bulunduğu bir tablo ile karşı karşıyayız. Ancak küresel ölçekte homojen bir büyümeden söz etmek de pek mümkün görünmüyor. Hem ülkeler hem de sektörler arasında ciddi bir ayrışma yaşanıyor. Bu ayrışma, başta hisse senetleri olmak üzere kripto varlıklar, altın ve diğer yatırım araçlarının performanslarında da kendisini gösteriyor.

ABD ekonomisi tüm olumsuzluklara rağmen güçlü bir büyüme performansı sergilerken, Çin ekonomisinde ise büyümedeki yavaşlama savaşın yeniden başlamasından önce bile belirginleşmişti. Avrupa ekonomisi durgun yapısını korurken, Güney Kore ve Tayvan gibi ekonomiler birkaç büyük teknoloji şirketinin katkısıyla güçlü borsa performansları sergilese de makroekonomik açıdan genele yayılan bir olumlu görünüm ortaya koyamıyordu. Son dönemde teknoloji hisselerinde yaşanan satışlar ise bu ülkelerin finansal piyasalarında da daha olumsuz bir tablo oluşturdu.

Büyümede ABD ve Çin ayrışıyor

ABD ekonomisinin güçlü kalmasının arkasında birçok dinamik bulunuyor. Daha önce de değindiğimiz gibi bazı çalışmalar gelir dağılımındaki bozulmaya dikkat çekerek "K tipi büyüme" kavramını öne çıkarıyor. Bu yaklaşım, yüksek gelir gruplarının güçlü talebiyle büyümenin devam ettiği, ancak düşük gelir gruplarının ekonomik zorluklar yaşadığı ve büyümeyi aşağı çektiği bir yapıyı tanımlıyor.

Son dönemde ise "G tipi büyüme" kavramı gündeme geldi.. Buradaki "G", İngilizce "generation" yani kuşaklar anlamında kullanılıyor. ABD’de özellikle 1946-1964 yılları arasında doğan "baby boomer" kuşağının toplam servetin yaklaşık yüzde 60’ını elinde bulundurması ve emeklilik dönemlerinde yüksek bir tüketim eğilimi göstermeleri, hatta bu harcamaları çocukları ve torunlarına da (X, Milenyum ve Z Kuşağı) ) aktaracak şekilde sürdürmeleri, ekonomik büyümenin önemli destekleyicilerinden biri olarak görülüyor. Benzer dinamiklerin birçok gelişmiş ülke için de geçerli olduğu kanaatindeyiz.

Çin tarafında ise özellikle konut sektöründe yaşanan sorunlar ve konut fiyatlarındaki gerilemenin yarattığı negatif servet etkisi, iç talebi baskılayarak büyüme üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Savaş yeniden başlamadan önce petrol fiyatlarında yaşanan sert düşüşün nedenlerinden biri de Çin’in petrol talebindeki belirgin zayıflamaydı.

Savaşın yeniden başlaması, önümüzdeki süreçte hem büyüme hem de enflasyon kaygılarını artıracaktır. ABD ekonomisinin buna rağmen görece güçlü kalma ihtimali yüksek görünüyor. Buna karşın savaşın uzaması, Avrupa ve Asya ekonomileri açısından oldukça olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Bu çerçevede, özellikle şirket kârlılıkları ve hisse senedi piyasaları açısından ABD borsalarının diğer piyasalardan daha olumlu ayrışabileceğini düşünüyoruz. Güvenli liman arayışı nedeniyle dolar cinsi varlıklara yönelik talebin de güçlü kalması muhtemel görünüyor. Bu durum hem ABD borsaları hem de dolar endeksi açısından yılın geri kalanında daha pozitif bir görünüm ortaya çıkarabilir.

Son birkaç yılda olduğu gibi, hisse senedi piyasalarında yaşanan her düşüş yatırımcılar tarafından önemli bir alım fırsatı olarak değerlendirildi. Önümüzdeki süreçte ABD borsalarında yeniden yukarı yönlü bir hareketin görülme ihtimalini yüksek buluyoruz.

Warsh, Powell’dan bile şahin görünüyor

Buradaki en önemli belirleyici unsur ise Fed’in alacağı kararlar olacak. Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh, önceki Başkan Jerome Powell’dan bile daha şahin bir duruş sergiliyor. Powell, Fed’in ikili görev tanımı çerçevesinde hem fiyat istikrarını hem de tam istihdamı vurgularken, Warsh’un daha çok fiyat istikrarına odaklanan bir yaklaşım sergilediği görülüyor.

Fed üyelerinin de giderek daha fazla faiz artırımı yönünde görüş bildirmeleri, temmuz ayı sonunda bile bir faiz artırımı ihtimalini ciddi biçimde gündeme taşımış bulunuyor. Bundan sadece birkaç ay önce piyasalarda faiz indirimlerinin başlayacağı ve savaşın sona ereceği beklentileri hâkimken, bugün savaşın devam ettiği ve faiz artırımlarının konuşulduğu çok farklı bir tabloyla karşı karşıyayız.

Piyasalar uzun süre iyimser tarafta kalmaya çalıştı. Ancak özellikle jeopolitik risklerin daha kalıcı hale gelme ihtimali giderek güçleniyor. Bu aşamadan sonra Trump’ın yaklaşan seçimler nedeniyle savaşın uzamasını istemeyen bir tutum sergilemesi de kolay görünmüyor. Hatta büyümenin görece güçlü seyretmesine dayanarak, savaş sona erse bile kaybettiği siyasi desteği geri kazanamayacağını düşünen bir Trump’ın, Orta Doğu ve diğer bölgelerde daha öngörülemez ve riskli kararlar alması da ihtimal dahilinde görünüyor.

Piyasalar terste kaldı

Bu durum aynı zamanda Fed’in de daha temkinli ve şahin bir çizgide kalması anlamına gelecektir. Özetle hem Trump’ın politikaları hem de Fed’in duruşu, piyasalar açısından rüzgârın tam karşıdan esmesine neden oluyor. Savaş uzamasın, petrol fiyatları düşsün diye beklene Trump daha sertleşmeye başladı. Faiz indirmesi ve güvercin olması beklenen Warsh, tam tersi şahin bir tutum sergiledi. Piyasa tabiriyle güvercin beklene Trump ve Warsh şahinleşince piyasalar rüzgarı tam karşıdan almış oldu. Bu tablo netleşmeden, finansal varlıklarda genele yayılan güçlü bir iyimserlik görmek kolay olmayacak.

Kaynağa Git

İlgili Haberler