Şekerli içecekleri, tatlıları, bisküvileri ve ilave şeker içeren paketli ürünleri bir ay boyunca beslenmeden çıkarmak; alınan toplam kalorinin azalmasına, kan şekerindeki ani dalgalanmaların sınırlanmasına ve ağız sağlığının korunmasına yardımcı olabilir. Ancak ortaya çıkacak değişimler kişinin mevcut beslenmesine, kilosuna, fiziksel aktivitesine ve sağlık durumuna göre farklılık gösterir.
Burada söz konusu olan; meyve, sebze ve süt gibi besinlerin doğal yapısında bulunan şekerler değil, yiyecek ve içeceklere sonradan eklenen şekerlerdir.
İlk günlerde tatlı isteği artabilir
İlave şekeri bırakan kişiler, özellikle ilk günlerde yoğun tatlı isteği yaşayabilir. Şekerli içecekler ve atıştırmalıklar günlük beslenmede büyük yer tutuyorsa halsizlik, huzursuzluk veya baş ağrısı gibi geçici yakınmalar görülebilir.
Bu durum herkes için geçerli değildir. Baş ağrısının nedeni bazen şeker değil, şekerli çay, kahve veya enerji içecekleriyle birlikte alınan kafeinin aniden azaltılması da olabilir.
Kan şekerindeki dalgalanmalar azalabilir
Şekerli içecekler ve rafine karbonhidrat içeren yiyecekler kan şekerinin hızla yükselip ardından düşmesine neden olabilir. Bu ürünlerin azaltılması, özellikle protein, lif ve sağlıklı yağlardan dengeli bir beslenme düzenine geçildiğinde gün içindeki enerji seviyesinin daha dengeli hissedilmesine yardımcı olabilir.
Ancak diyabeti bulunan veya kan şekerini düşüren ilaç kullanan kişilerin beslenmesinde önemli değişiklikler yapmadan önce doktora danışması gerekir.
Kilo kaybı görülebilir
Şekerli içecekler, çikolatalar, hamur işleri ve paketli tatlılar yüksek miktarda kalori içerebilir. Bu ürünler başka yüksek kalorili yiyeceklerle değiştirilmezse 30 günlük süreçte toplam enerji alımı azalabilir ve kilo kaybı görülebilir.
Bununla birlikte yalnızca şekeri bırakmak herkeste otomatik olarak kilo kaybı sağlamaz. Porsiyon miktarı, hareket düzeyi ve beslenmenin genel içeriği de sonucu belirler.
Tat algısı değişebilir
Bir süre ilave şeker tüketilmediğinde aşırı tatlı yiyeceklere duyulan istek azalabilir. Daha önce normal gelen bazı içecek ve tatlılar, birkaç hafta sonra gereğinden fazla şekerli hissedilebilir.
Meyve, tarçın veya şekersiz yoğurt gibi doğal tatlara yönelmek bu geçişi kolaylaştırabilir.
Diş sağlığına katkı sağlayabilir
Ağızdaki bakteriler şekeri kullanarak diş minesine zarar veren asitler üretir. Şekerli yiyecek ve içeceklerin tüketim sıklığının azaltılması, düzenli diş fırçalama ve ağız bakımıyla birlikte diş çürüğü riskinin düşürülmesine yardımcı olabilir.
Özellikle gün boyunca sık sık şekerli içecek yudumlamak veya tatlı atıştırmak, dişlerin şekere maruz kalma süresini uzatır.
Bir ay sonunda daha dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşabilir
Otuz günlük süreç, ürün etiketlerini okuma ve gizli şeker kaynaklarını fark etme konusunda önemli bir başlangıç olabilir. Hazır soslar, aromalı yoğurtlar, kahvaltılık gevrekler, meyveli içecekler ve bazı ekmek çeşitleri de ilave şeker içerebilir.
Dünya Sağlık Örgütü, serbest şekerlerden gelen enerjinin günlük toplam enerji alımının yüzde 10'unun altında tutulmasını; mümkünse yüzde 5'in altına indirilmesini öneriyor. Bu nedenle amaç, tüm karbonhidratları veya meyveleri beslenmeden çıkarmak değil, ilave şeker tüketimini sürdürülebilir biçimde azaltmak olmalı.
Şekeri bırakırken yapılan hataya dikkat
"Şekersiz" etiketi taşıyan her ürün sağlıklı olmayabilir. İlave şekeri bıraktıktan sonra aşırı miktarda beyaz ekmek, hamur işi, cips veya yüksek kalorili şekersiz ürün tüketmek beklenen faydayı azaltabilir.
En sağlıklı yaklaşım; sebze, meyve, tam tahıl, kurubaklagil, yumurta, yoğurt, balık ve kuruyemiş gibi besinleri merkeze alan dengeli bir beslenme düzeni oluşturmaktır.
