Ana içeriğe geç

Haluk Levent için ilk hükmü şarkıcılar verdi!

Ortada henüz iddianame, savunma veya mahkeme kararı yok. Ancak Haluk Levent’in gözaltına alınmasının ardından bazı ünlü isimler “hırsız”, “kumarbaz” ve “paraları özel uçaklarda yedi” diyerek hükmünü çoktan verdi. Hatta cezayı açıklayan bile oldu. Savcı soruştururken sosyal medyada kurulan bu mahkemenin hukuki sorumluluğu yok mu?

Haluk Levent için ilk hükmü şarkıcılar verdi!
Medyaradar
16

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ahbap Derneği’ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında şarkıcı Haluk Levent gözaltına alındı.
Hemen ardından özellikle iktidara yakınlığıyla bilinen sanatçılar arasında bir “Ben dememiş miydim?” yarışı başladı.
Şarkıcı Yeşim Salkım, “Bu koşturmalar bu dernekler tehlikeli diyorum, yok arkadaş! Sen nereden biliyorsun diyorlar! Bu camia benden sorulur hâlâ anlamadınız galiba! Kara para aklıyorlar, kumar oynuyorlar, uyuşturucu kullanıyorlar! Ama alkışa devam… Ne kadar kirli, o kadar iyi!” diyerek dikkatleri üzerine çekti.

TAŞ: ‘UÇAKLARDA YEDİ!’
Bir başka tepki de FETÖ’nün medya yapılanması davasında tutuklanan, ancak daha sonra “kamu görevlisine hakaret ve devlet kurumlarını aşağılama” suçlarından hüküm giyen şarkıcı Atilla Taş’tan geldi.
Taş, “Devlet bir şey yapmıyor, Haluk Levent yapıyor” algısının yanlış olduğunu savunarak, deprem bölgesindeki konutların devlet tarafından inşaa edildiğini toplanan bağışların doğru yönetilmediğini iddia etti.
Taş, “Gönderdiniz adama paraları, o da özel uçaklarda yedi!” dedi.

ÖZOĞUZ: ‘AH AHBAP!’
Athena grubunun solisti Gökhan Özoğuz da bu konudaki görüşlerini X hesabından, “Ah ahbap vah ahbap. Hep böyle mi olacak bu işler? Bir kere de şaşırsak şu memlekette. Bakalım gerçekliği dökülsün ortaya da” diye bir paylaşım yaparak açıkladı.

CEZASI: KÖMÜR OCAĞI!
En sert tepki ise Çocuklar Duymasın’ın Fıs Fıs İsmail’i olarak bilinen oyuncu Süleyman Yağcı’dan geldi. Yağcı aynen şunları söyledi:
“Kaç kere video yaptım. Kaç ay yalvardım. ‘Haluk Levent denen bu soysuz hırsızdır, kumarbazdır’ dedim. Beni eleştirenler, bana küfür edenler, neredesiniz şimdi? Ben sizi de Haluk Levent'i de Allah'a havale ediyorum. İnsanlar size güveniyor çünkü onlar temiz insanlar, saf insanlar. Yardım etmek istiyor. Duygularıyla oynuyorsunuz. Milyonlarca lirayla sen git kumar oyna, bahis oyna. İnsanların duygularıyla oyna. Seni var ya, seni kömür ocaklarında nasıl ölünceye kadar çalıştırırım biliyor musun?
Şu ülkede Allah bana bir İçişleri Bakanlığı, bir Adalet Bakanlığı, bir Maliye Bakanlığı nasip etsin de görelim bakalım…”

HENÜZ İDDİANAME BİLE YOK!

Ortada henüz bir iddianame bile yok. Savunma alınmış değil. Mahkeme kurulmuş, karar verilmiş değil.
Ama bazı yandaş sanatçılar için bunların hiçbir önemi yok.
Onlar çoktan hükmü vermiş.
Kimi, “Ben dememiş miydim?" diye ortaya çıktı...
Kimi “Paraları özel uçaklarda yedi” dedi...
Kimi “Hırsızdır, kumarbazdır” diye kesin hüküm kurdu...
Kimi de “Ben hepsinin ciğerini bilirim” diyerek adeta gizli tanık edasıyla konuştu.
Bir tek şey eksikti:
Verilecek cezayı yine sosyal medya üzerinden açıklamak!
Süleyman Yağcı onu da yaptı:
Haluk Levent’e “ölünceye kadar kömür ocaklarında çalışma” cezası verdi.

LİNÇ KÜLTÜRÜ!
İşin ironik tarafı şu:
Savcı soruşturuyor, onlar mahkûm ediyor.
Hâkim delil arıyor; onlar vicdanlarında infazı tamamlıyor.
Mahkeme kararını beklemek mi?
Ne gerek var!
Tweet atmak daha hızlı.
Video çekmek daha etkili.
Linç etmek daha çok izleniyor.
Üstelik bu isimlerin önemli bir kısmı, yıllardır iktidarın hoşuna giden açıklamalarıyla gündeme geliyor.
Ne zaman bir muhalif gazeteci gözaltına alınsa...
Ne zaman bir öğrenci tutuklansa...
Ne zaman bir belediye başkanı hakkında soruşturma açılsa...
Ağızlarından tek kelime çıkmıyor.
Ama sıra “karşı mahallenin sanatçısı”na gelince birden hukuk profesörü kesiliyorlar.
Mali suçlar uzmanı oluyorlar.
Onunla aynı kumar masasında oturmuş gibi kesin konuşuyorlar.

HANİ, MASUMİYET KARİNESİ?
Oysa hukuk dediğiniz şey, sadece sevdiğiniz insanlar için değil; sevmedikleriniz için de geçerlidir.
Masumiyet karinesi, yalnızca sizin mahallenizdekileri korumak için yazılmış bir ilke değil; herkes içindir.
Bugün Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturma elbette kararlılıkla devam etmelidir.
Suç varsa ortaya çıkarılmalı, sorumlular yargı önünde hesap vermelidir.
Ama bunu yapacak olan Yeşim Salkım, Atilla Taş,
Süleyman Yağcı ya da Gökhan Özoğuz olmamalıdır…

YAPTIKLARI ŞEY, SUÇ!
Onların bugün yaptıkları açıklamaların her kelimesi ayrı bir suçtur.
Kanıtsız, tanıksız iftira atmaktır.
Yargıyı etkilemeye çalışmaktır.
Mahkemelerin yerine başkaları karar verdiğinde adalet ölür.
Yerine “rövanşist” duygularla beslenen bir linç düzeni kurulur.
Ve o düzen, gün gelir bugün alkışlayanları da yutar.
İşte o zaman herkes aynı cümleyi kurar:
“Bu ülkede hukuk kalmamış...”
Oysa hukuku öldürenler, bazen cübbe giymeyenlerdir.
Mikrofon tutanlar, kamera karşısına geçenler...
Ve daha mahkeme başlamadan kalemi kıranlardır.

Kaynağa Git

İlgili Haberler